PDA

View Full Version : Papatyalar!!!


Badboy
02-24-2005, 10:50 PM
24 senedır yasadıgım hayatımda son 5.5 senemi adadıgım ve bugun 1.5 ay aradan sonra bir anda karşıma yine çıkan papatyalar.:(:(
http://www.sevgikupu.com/bitkiler/images/papatya5a.jpg
http://www.ipekkocaaydin.com/sergi-2/papatya_tarlasi_c.jpg

Badboy
02-24-2005, 10:51 PM
http://papatyam.8m.com/res/p10.jpg
http://papatyam.8m.com/res/p2.gif
http://papatyam.8m.com/res/p3.jpg
http://papatyam.8m.com/res/p5.gif

Badboy
02-24-2005, 10:52 PM
http://papatyam.8m.com/res/p5.gif
http://papatyam.8m.com/res/p6.jpg
http://papatyam.8m.com/res/p8.jpg
Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma......

Badboy
02-24-2005, 10:54 PM
https://www.444cicek.com/Images/tr/b250cikas.jpg

Badboy
02-24-2005, 11:01 PM
Papatya
Herşey o büyük çınarın altında başlamıştı. Tepenin tam üstünde, vadiyi en iyi gören yerdeki asırlık çınarın altında. Bir kuşun yuva yapmak için getirdiği dalların biri yere düşüp küçük bedenlere can vermesinden birkaç hafta sonra küçük papatyalar büyümeye başladı. Gündelik yaşamda olan herşey onlar içinde geçerliydi. Sabahın koyu karanlığında üzerlerine düşen çiğ taneleriyle uyanıp doğan güneşi olabildiğince zinde karşılarlardı. Hemen yanlarında küçük bir karınca yuvası vardı. Sabah sisi vadinin üzerinden kalkmaya başladığında önlerine uçsuz bucaksız bir yeşillik serilirdi.

İki küçük papatyanın arasında bi karıştan daha kısa bir mesafe vardı. Rüzgar sert estiğinde bedenleri birbirine deyerdi. Bu onları utandırır aralarında tartışmaya yol açardı. Karıncaların üzerlerinde dolaşmasına izin verirler bazende rahatsız olurlardı.

Ona daha erken kalktığı bir sabah aşık olmuştu. Bedeninden aşağıya süzülen çiğ tanesinin hiç bu kadar güzel olduğunu farketmemişti. Bir müddet onu rahatsız etmeden seyrettikten sonra günü beraber karşıladılar. İçinde garip bir duygu vardı ve bu onun ne anlama geldiğini bilmiyordu. Köklerini olabildiğince derinlere itme isteği biraz da olsa ona yakınlaşmak için harcadığı çaba... Akşamüstü bunun ne olduğunu çınara sordu. Ama diger papatyanın duymasından korkuyordu.

- Pardon birşey sorucaktım.
- Peki sor bakalım!
- Sabahtan beri sanki köklerimde kurtlar dolaşıyor.
- Anlamadım!
- Ben de sebebini bilmiyorum ama öyle oluyor. Sanki tüm bedenimde milyonlarca karınca dolaşıyormuş gibi. Güneş sanki hiç üzerimden gitmiyormuş gibi bi sıcaklık var bedenimde.
- Nasıl bir sıcaklık?
- Anlatamıyorum ki. Hani geçenlerde yağmur yağmıştı...
- Hatırlıyorum.
- O zamanki heyecan var ama hiç gitmiyor. Sonra bedenimde garip şeyler olyor.
- Du bakalım hele! Sana bir soru da benden.
- ....
- Sanki köklerin daha bi derinlere gitmek istiyor ama sen onlardan kurtulup hareket etmek istiyorsun di mi?
- Evet.
- Küçük dostum, sen aşık olmuşsun!
- ....

Aşık olduğu fikri ona pek hoş gelmemişti. Düşünmeye başladı. Gerçekten aşk böyle birşey miydi? Öyleyse aşk çok hoş birşeydi. Bunu ona söylemeliydi. Ama nasıl?

Çınarın yaprağı usulca karşıladı ilk yağmur damlasını, papatyanın üzerine düşmesine izin verdi. "İşte yine aynı heyecan, işte yine köklerimde karıncalanmalar..." Yağmurdan kaçar gibi yapıp O'na yanaştı. İkinci damla tam aralarına düştü, iyice yanına sokulmuştu. Sanki bir üçüncü damla bekliyordu söylemek için herşeyi. Çınarın yapraklarına doğru çevirdi başını, işte oradaydı; Son Damla! Yavaş yavaş süzülüyordu havada ve her geçen saniye damlaya daha çok yaklaştı. Artık köklerinde o karıncalanmalar da yoktu, o kadar hafiflemişti ki... Damla yaklaştı...


"Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor ve seviyor; aşkım bak seviyor çıktı!!!..."
:s20: :s20: :s20:

ЅENA
02-25-2005, 11:25 AM
Tolgacım..Noldu yine sana:o

Ertan Ömür
02-25-2005, 11:34 AM
Resimlerin hiçbiri görünmüyor.Ayrıca yeri CHAT bölümü mü tartışılır. :huh:

philcollins
02-25-2005, 11:56 AM
tolga bee akşamları yalnız bırakmamak lazım seni :sad:

saydam
02-25-2005, 02:57 PM
Kelebklerden sonra papatyalar icinde hikaye bulucaz.....anlasıldı.... :)

iste bi tanesi geldi bile..

Papatyalar Aglarmı ?

Çok kucuktum. O'nu tanIdIgImda. Kimi zaman buker
boynunu, huzunLenir. Kimi zaman icine kapanIr,
gizemLidir. SevincLidir kimi zaman da. AcILIr sacILIr,
ne$e verir etrafa... Cok mutLudur.

Kimden mi soz ediyorum?

Papatyadan tabii ki... Hani gençLigimizin baharInda
bize öteki yüzünü gösteren sIrda$ImIz, arkada$ImIz,
ümitLerimiz oLan papatyadan.

Seviyor...Sevmiyor...Derken, bize yaranabiLdi mi sanki? YoLup bir kenara atmadIk mI? Kimi zaman kIzmadIk mI, küsmedik mi? Önde oLan hep bizim
duyguLarImIzdI. Ama o bize hiç küsmedi, kIrILmadI.
VefasInI hiç esirgemedi. ÜsteLik hep güLümsedi ve
boyun büktü önümüzde. Onun da agLayabiLecegini hiç
dü$ündünüz mü?

Yagmur dI$Inda papatyaLarI suLayan nedir sizce? Tabii
ki gözya$LarIdIr. Yani, papatyaLarIn kendi
gözya$LarI...

Bu gözya$LarInI farkedenLer de çiçek ruhundan anLayan
duyarLI ve hassas kimseLerdir. Güne$in dogu$unu,
doganIn uyanI$InI çogumuz izLemi$izdir. KurtLar,
ku$Lar ve çiçekLer de uyanIr güne$Le birLikte. Tabii
bir de bizim Papatya. Ama bayan Papatya herkesten
gizLedigi dertLerini, kederLerini, hüzünLerini,
üzerinden atIp çevreye ne$eLi görünme çabasIndadIr.
AgLamak ve rahatLamak ister.

Üzerinde ki çig taneLeri gözya$I oLmu$tur ona. AgLa
papatya... Ne oLur sIkma kendini. Koy ver gitsin
gözya$LarInI... AgLa...

Siz hiç agLayan papatya gördünüz mü? Çig taneLerinin,
papatyanIn beyaz yaprakLarI arasIndan süzüLmesi neye
benzer biLir misiniz? Tabii ki çok güzeL bir hanImIn
uzun kirpikLeri arasIndan döküLmeye çaLI$an
gözya$LarIna... Eger bu anI görseydiniz, eminim ki
etkisinden hiç kurtuLamazdInIz

saydam
02-25-2005, 03:01 PM
Arkadaslar bide su hikayeye bakın ...benim bittigim an bu andırr...

PAPATYANIN HİKAYESİ
Koskoca bir bahçede harikulada çiçekler içinde bir papatya.. Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana.. Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı, kırmızı güllerden, sarı lalelerden, mor menekşelerden.. zambaklardan... Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını...
Bir gün, aşkı öyle büyümüşki.. Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu.. Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş.. Ayaklarını görüyormuş.. Bunada şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.. Zaman akıp gidiyormuş.. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa.... Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş...

Ve işte bir gün...Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış.. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, ama bedeni kurtulmuş.. Uzun bir müddet sonra, bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya..

Ama işte bir sabah... Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.. Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru....

Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış.. Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış.. Ve bir hamlede bağını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini.. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.. Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.. O her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.. Ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, ama onu aslında hep sevmiş....

Papatya anlamış artık...

Sevgi, emek istermiş...

Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini... Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağıda kuruduğunda, biliyormuş artık....

Gerçek sevginin, söylemeden, yaşamadan ve asla kavuşmadan varolabileceğini...

ЅENA
02-25-2005, 03:04 PM
Bunu okumuştum Papatyacım..Gerçekten çok güzel bir yazı :sad:

ЅENA
02-25-2005, 03:08 PM
PAPATYA TARLASI (TUTKU, AŞK, SEVGİ)

Bir papatya tarlası düşün.İlkbahar ayı.Ve sen onun yanından geçen yolda yürüyorsun
ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker.Binlercesinden birisidir ama sen onun yanına gidersin.
Onda seni çeken bir şeyler vardır.O papatyayı olduğu yerden koparırsın.
Sadece senin olsun istersin.Sadece senin.Öleceğini düşünmeden ve gidersin o tarladan.
İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici.
İşte bu TUTKU...


Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur.Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker.
Yaklaşırsın yanına.Yanına gidersin o papatyanın.Gözlerin başkasını görmez olur o an.
Onun için her şeyi yapmak istersin.Dokunmak istersin.Dokunamazsın, orada onunla ölmek istersin.
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna.
Dayanamazsın onun kokusuna.Unutturur her şeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin.O papatya orada kalmıştır.Yüreğinin bir kenarında.Paylaşılmamıştır bir çok şey.Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona.
İşte bu AŞK...


Yine o yoldasın.Papatya tarlasının yanından geçen.Ve yine bir papatya.Milyonlarcasının içinde seni çeker.
Gidersin yanına. Orada kalakalırsın.O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın.
Tüm gücünle onunla olmak istersin.Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın.Ve orada onunla ölene kadar birlikte kalırsın.
İşte bu da SEVGİ...

Her üçünü de birlikte aramayın. Yoksa hayatınızda kocaman bir yalnızlık kalır.

fafatara53
02-25-2005, 03:09 PM
kadınlar bir papatya gibidir kırıldıkça yaprakları kopar...

yine duygusallaştım....:D

hobbit
02-25-2005, 03:10 PM
eyvahlar olsun.........

2004palio
02-25-2005, 03:17 PM
biz erkekler, papatyalarımızı kırıp soldurmamamız gerekir

saydam
02-25-2005, 03:52 PM
Batista cok guzel bi yazııı bu ....

saydam
02-25-2005, 04:01 PM
biz erkekler, papatyalarımızı kırıp soldurmamamız gerekir


ah ah ahhhhh nerdeeee siz erkekler bu sozleri ancak kaybettiginiz zaman soyler,dusunursunuz ....

fafatara53
02-25-2005, 04:49 PM
ah ah ahhhhh nerdeeee siz erkekler bu sozleri ancak kaybettiginiz zaman soyler,dusunursunuz ....


sana katılıyorum saydam... :icon_excl

saydam
02-25-2005, 05:23 PM
sana katılıyorum saydam... :icon_excl


tesekkur ederim faficim..kabul etmek bile erdemliktir..ben seni alkıslıyorum :icon_excl

fafatara53
02-25-2005, 05:31 PM
alkışla tabi bir alkışın aramızda lafımı olur...bütün alkışlar sana... :icon_excl :icon_excl :icon_excl

saydam
02-25-2005, 05:42 PM
alkışla tabi bir alkışın aramızda lafımı olur...bütün alkışlar sana... :icon_excl :icon_excl :icon_excl

mersii canım...kendimi sahne santcısı gibi hissettim..

fafatara53
02-25-2005, 05:43 PM
çiçekleri tuvalete gönderdim...:D

Badboy
02-25-2005, 06:37 PM
Yanı fafi yanıııı Fafiiiii.Geyık olucaz yakında geyıııııııııııık:D:D:D

Badboy
02-25-2005, 06:37 PM
PAPATYA TARLASI (TUTKU, AŞK, SEVGİ)

Bir papatya tarlası düşün.İlkbahar ayı.Ve sen onun yanından geçen yolda yürüyorsun
ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker.Binlercesinden birisidir ama sen onun yanına gidersin.
Onda seni çeken bir şeyler vardır.O papatyayı olduğu yerden koparırsın.
Sadece senin olsun istersin.Sadece senin.Öleceğini düşünmeden ve gidersin o tarladan.
İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici.
İşte bu TUTKU...


Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur.Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker.
Yaklaşırsın yanına.Yanına gidersin o papatyanın.Gözlerin başkasını görmez olur o an.
Onun için her şeyi yapmak istersin.Dokunmak istersin.Dokunamazsın, orada onunla ölmek istersin.
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna.
Dayanamazsın onun kokusuna.Unutturur her şeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin.O papatya orada kalmıştır.Yüreğinin bir kenarında.Paylaşılmamıştır bir çok şey.Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona.
İşte bu AŞK...


Yine o yoldasın.Papatya tarlasının yanından geçen.Ve yine bir papatya.Milyonlarcasının içinde seni çeker.
Gidersin yanına. Orada kalakalırsın.O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın.
Tüm gücünle onunla olmak istersin.Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın.Ve orada onunla ölene kadar birlikte kalırsın.
İşte bu da SEVGİ...

Her üçünü de birlikte aramayın. Yoksa hayatınızda kocaman bir yalnızlık kalır.
Batişim sağol canımcım;)

Badboy
02-25-2005, 06:42 PM
tolga bee akşamları yalnız bırakmamak lazım seni :sad:
Ben yalnızım ben yalnızım Yalnızımmmmm :love6:

saydam
02-25-2005, 06:57 PM
Ben yalnızım ben yalnızım Yalnızımmmmm :love6:


aha bi şarkıcı daha cıktı...fafi cicekleri yolla kardesim

Badboy
02-25-2005, 07:44 PM
Heheheh Tolga BÜLBÜLSESSSSS:D:D

SNOWMAN
02-25-2005, 07:48 PM
Gülmek sana yakışıyor diye bir parça vardı sanırım ben de onu söyliyeyim amatörce :)

KediyeKafaAtanPskopatFare
02-25-2005, 08:49 PM
romantik kankam benim :icon_idea Benim en çok sevdigim bitki ısırgan degerini bilsende ellemeye kalkdıgında hakkını alıyorusun Ne kadar seversem seveyim bana hiç ayrıcalık tanımadı.... :s20:

Badboy
02-25-2005, 10:10 PM
Resimlerin hiçbiri görünmüyor.Ayrıca yeri CHAT bölümü mü tartışılır. :huh:
Nie tartısılır Ertan abi.Chat adı ustunde yazısmak???Ki zaten sen bu sorunu gıdermıssın kendıne gore.Yanı tasımıssın konuyu.Anlamadıgım sey chattekı konularla sohbettekı konuların arasındakı fark nedır???
Bı zahmet acıklarsan sevınıcem.Cunku actıgım konular genelde yerlerın dolayı tartısılıyor ve bana batmaya basladıda o yuzden yazdım bu msjı!!!

Badboy
02-28-2005, 12:44 AM
romantik kankam benim :icon_idea Benim en çok sevdigim bitki ısırgan degerini bilsende ellemeye kalkdıgında hakkını alıyorusun Ne kadar seversem seveyim bana hiç ayrıcalık tanımadı.... :s20:
Sende az degılsın hanı.Balıkesır yolları anladın sennnnnnn;)

SNOWMAN
02-28-2005, 03:34 AM
PAPATYA TARLASI (TUTKU, AŞK, SEVGİ)

Bir papatya tarlası düşün.İlkbahar ayı.Ve sen onun yanından geçen yolda yürüyorsun
ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker.Binlercesinden birisidir ama sen onun yanına gidersin.
Onda seni çeken bir şeyler vardır.O papatyayı olduğu yerden koparırsın.
Sadece senin olsun istersin.Sadece senin.Öleceğini düşünmeden ve gidersin o tarladan.
İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici.
İşte bu TUTKU...


Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur.Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker.
Yaklaşırsın yanına.Yanına gidersin o papatyanın.Gözlerin başkasını görmez olur o an.
Onun için her şeyi yapmak istersin.Dokunmak istersin.Dokunamazsın, orada onunla ölmek istersin.
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna.
Dayanamazsın onun kokusuna.Unutturur her şeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin.O papatya orada kalmıştır.Yüreğinin bir kenarında.Paylaşılmamıştır bir çok şey.Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona.
İşte bu AŞK...


Yine o yoldasın.Papatya tarlasının yanından geçen.Ve yine bir papatya.Milyonlarcasının içinde seni çeker.
Gidersin yanına. Orada kalakalırsın.O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın.
Tüm gücünle onunla olmak istersin.Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın.Ve orada onunla ölene kadar birlikte kalırsın.
İşte bu da SEVGİ...

Her üçünü de birlikte aramayın. Yoksa hayatınızda kocaman bir yalnızlık kalır.

http://img178.exs.cx/img178/2333/poppy1pd.jpg

hobbit
02-28-2005, 11:50 AM
altına bi cizgi de benden olsun ----------------------------------------- :)

Badboy
03-04-2005, 10:17 AM
Guzel bır yazı;)

Badboy
03-04-2005, 10:22 AM
PAPATYALAR

Yeryüzündeki bütün
Papatyalar ağlardı
Sen gidince

Yağmurlar çekerdi damlalarını
Penceremden

Kimsesiz çocuklar gibi
Sokağında kalırdım geceleri

Kimsesiz koyardım adımı
Sen gidince
Papatyalar ağlardı...

Badboy
03-04-2005, 10:23 AM
SARI AÇSA PAPATYALAR

Her kışın sonunda bahara
Gebe kalır tabiat.
Önce papatyalar açar güneşe karşı,
Sonra deniz.

Sarı açsa papatyalar
Baharı getirirken peşinden,
Aşk olurdu baharın adı.

İçimdeki o küçük çocuk
Büyürdü.

saydam
03-07-2005, 06:49 PM
Konu olarak uygun ama topic olarak yanlıs ..sarkı kısmına yazılması gerekiyorr ama banane burayada yazıcam ...ehuehueeu



Papatya gibisin beyaz ve ince

Eziliyor ruhum seni görünce

İsmin dudaklarımı yakıyor neden

Nedir bu çektiğim senin elinden


Yalvarırım sana gel üzme beni

İnan bana çok seviyorum seni

Gel kollarıma artık bekliyorum

Papatyam seni özlüyorum


Neden sanki öyle dudak büküyorsun

Yoksa açık söyle hiç mi sevmiyorsun

Sana soruyorum neden susuyorsun

Bana bu sevgiyi çok mu görüyorsun


Bilsem söylermiydim gizli hislerimi

Keşke görmeseydim gülen gözlerini

Biliyorum fakat sen de seviyorsun

Anladım çapkınca naz ediyorsun

Badboy
03-10-2005, 12:29 AM
Allam yaaaa.Neyı yazmıs:p:p

saydam
03-10-2005, 01:17 PM
Allam yaaaa.Neyı yazmıs:p:p

begenemedin mi olum.... :) :laugh:

philcollins
03-10-2005, 02:05 PM
Nie tartısılır Ertan abi.Chat adı ustunde yazısmak???Ki zaten sen bu sorunu gıdermıssın kendıne gore.Yanı tasımıssın konuyu.Anlamadıgım sey chattekı konularla sohbettekı konuların arasındakı fark nedır???
Bı zahmet acıklarsan sevınıcem.Cunku actıgım konular genelde yerlerın dolayı tartısılıyor ve bana batmaya basladıda o yuzden yazdım bu msjı!!!
tolga benim alık arkadaşım :D:D
chat bölümü sadece arabayla ilgili konular için..yani araba hakkında her türlü sohbeti bu topicte yazıyoruz..yani sohbetle chat farklı topicler benim şapşal arkadaşım :D:D

saydam
04-06-2005, 02:43 PM
Sevgisiz insan, bir gün sans eseri bir çiçek

bahçesinde bulmus kendini, bahçedeki

çiçekleri hiç düsünmeden ilerlemis bir süre. Bir

düzlügün ortasinda mola vermis bir ara.

Etrafina bakmis bir süre, hiç bir çiçek bir sey ifade

etmemis ona. Sonradan yikilan

bir agaç görmüs ve onun yaninda bir papatya. Papatya

kendinden emin, o kösede yikilan

agacin yaninda çikan rüzgara gögüs geriyormus.Papatya

o kadar güzelmis ki...Sevgisiz insan

sevgiyi tanimis. Buna sasirmis. Alisamamis, ne yapmasi

gerektigini bilememis. Pek tabii

bildigini sanmis...



Papatyayi sevmis, oksamis,rüzgar ona zarar vermesin

diye araya girmis oturmus...



Papatya bir süre tekrar diklesmis.

Papatyanin zarar görmesinden öylesinekorkuyormus ki,

böylesi bir güzelligin sonsuza

dek sürmesini, o kadar çok istiyormus ki...

Papatyanin, ellerine dokundusu her an, onu

hissettigi her an kendini dünyanin en mutlu insani

hissediyormus... Sevgiyi ögrenen adam,

gerek papatyayi korumak için gerekse ona olan

doyumsuzlugundan dolayi papatyayi koparmayi

ve yanina almayi istemis. Onu bu bahçeden koparmak ona

çok dogru gelmis çünkü, onu

yaninda hep koruyabilecek, sevebilecekmis. Papatyayi

hiç düsünmeden çekmis,

koparmaya çalismis, papatya buna direnmis,direnmis.

Seven adam anlayamamis

bu direnci, daha da güçle yüklenmis papatyaya. Akli o

zaman neredeymis, kim bilir...

Papatya gün geçtikçe solmus, solmus...Adamin gölgesi

onu öyle bir kapiyormus ki,

soluk almasini engelliyormus. Isin garibiadam bunu

görsede anlayamiyormus,

papatya soldukça üzerine daha çok titriyor,iyice

kapiyormus günesini. Sevmeyi yanlis

ögrenen adam, en sonunda dayanamamis ve papatyayi tüm

gücüyle kendine çekmis.

Tüm dünyaya ne mutlu.. Ve o salak adama ne mutlu ki,

papatya herseye ragmen

direnebilmis gücü kalmasa da. Ama bu direnis o kadar

büyük bir güç gerektirmis ki,

o herseyden çok sevdigi papatya boynu bükük kalmis...

Seven adam iste o noktada her seyi

görmüs ve anlamni, yaptiginin acisi ona öyle bir

koymus ki, sendeleyip yere düsmüs.

Hayatinda tanimadigi aciyi çekmis adam. Hayatta

kendini ilk defa haksiz, ilk defa

bencil, ilk defa küçük hissetmis. Aglamak para

etmezmis, üzülmekte. Günes de

hemen fayda etmezmis papatyaya. Sevmis adam, bir

çiçege nasil davranmasi

gerektigini görmüs gözündeki perdeler kalkinca...

Aglayarak çiçegin yaninda durmus,

rüzgara karsi kendini siper etmis yine ama çiçegi ne

koparmaya çalismis bir daha, ne de

üzerinde gölge etmeye... Papatya, tekrar mutlu bir

sekilde bütün asilligiyle ve gücüyle dimdik

ayakta durana kadar bekleyecekmis öylece, yakininda

olacakmis çünkü, çiçegin ona ihtiyaci

olacagi bir zaman olursa o da o anda

çiçeginin,papatyasinin yaninda olacakmis. Seven adam,

papatya onu bir daha hiç sevmese bile, onusonsuza dek

sevecekmis, çiçek isterse uzakta,

çiçek isterse yakinda... Çünkü seven adam için degerli

olan tek sey varmis, o da çayirda

tek basina ayakta durmaya çalisan esi benzeri,olmayan

güzellikteki o tek papatya.

hobbit
04-06-2005, 02:57 PM
kücük prenses ...büyüyünce de değerinden bir şey kaybetmeyeceğine eminim... :icon12:

saydam
04-06-2005, 03:03 PM
kücük prenses ...büyüyünce de değerinden bir şey kaybetmeyeceğine eminim... :icon12:

bana mı dedin ablaaa ??? :D

hobbit
04-06-2005, 03:10 PM
bana mı dedin ablaaa ??? :D



senden başka prenses var?????? :confused:

saydam
04-06-2005, 03:12 PM
senden başka prenses var?????? :confused:

Yok mu ??? :D

hobbit
04-06-2005, 03:32 PM
yokkkkkk dedim o kadarrrrrrr...

saydam
04-19-2005, 12:57 PM
Arkadaslar bu hikaye biraz uzun o yuzden kısım kısım yolluycam sizlere...iyi okumalar simdidennn....

Ben yine gelirim, senin çok sevdiğin papatyalarla...



“Ben arada otları sökerim. Haftada bir sularım” diyor adam. Gözü,
cebimden çıkardığım cüzdanımda.

“Ben arada uğrarım, sen ilgileniver” diyorum. Bir onluk çıkartıp adama
uzatıyorum. Adam
“Tabi beyim” deyip parayı kapıyor. Bir şeyler daha söylüyor ama ben
duymuyorum. “Hoca ister misiniz? Yasin okur”.

“Yok hayır istemem”

Adam gitti. Şimdi sen ve ben yalnızız.

Mezarın kenarına oturuyorum. Toprak dolgun bir tümsek yapmış. Sağ
elimi uzatıp üstünü düzeltiyorum. Hala nemli. Dün epey bir yağmur
yağdı şehre, yollar bile kapandı. Sen bilmiyorsun. Nereden
bilebilirsin ki.

Çiçeği yavaşça mezar taşının altına koyuyorum. Uyandırmak istemiyorum
seni. Hiç uyanmayacak olsan da...

Hatırlıyor musun? Hani bir gün sen içerde uyurken ben markete
gitmiştim. Makarna yapacaktım sen uyurken. Senin sevdiğin
çikolatalardan almıştım, hoş senin sevmediğin çikolata da yoktu ki.
Hepsini severdin. Sonra sürekli sigara içen kısa boylu çiçekçiden
papatya almıştım.

“Şu kırmızı kağıtla sarıver”
“Abi onun farkı 500 bin”
“Olsun sen onunla sar”

Dudağının kenarındaki sigarayı düşürmeden sarmıştı çiçekçi. Eve sessiz
hırsız adımlarıyla girmiştim. Kapıyı usulca açıp, parmak uçlarında
yürüyerek yatağın baş ucuna gelmiştim. Papatyaları ve çikolatayı
koymuştum usulca. Sen uyanma diye...

Biliyorum ben gidince çiçekleri mezar kuşları alacak ama olsun.
Birilerine satacaklar muhtemelen. Şimdilik burada dursunlar. Sen, ben
ve papatyalar iyiyiz.

Papatyaların yerini beğenmedim. Biraz daha yukarı kaldırıyorum. Şimdi
daha iyi. Sen böyle severdin sanırım.

Mezar taşına bakıyorum. Sevimsiz bir taş yığını. Keşke senin için
yazdığım şiirlerden birini yazsalardı. Hani o huysuz cinli var ya,
senin çok sevdiğin...

Doğum tarihi 1973. Sahi ben yedi yaşındayken mi doğdun sen? Benden
sonra doğmuşsun, peki niye benden önce öldün? Saçma bir şey bu ölüm,
alabildiğine saçma. Benden sonra ölmen gerekmez mi? Kızıyorum sana.
Sonrada sana kızdığım için kendime...

Mezar taşında ufak bir kir dikkatimi çekiyor. Hemen oracıkta Ebru
yazan kısmın üstünde. Cebimden kağıt bir mendil çıkartıp siliyorum.
Mendili tekrar cebime koyuyorum. Nereden geldi bu kir Ebru?

“Bakma öyle bana!”
“Niye? Makyaj yaparken seni seyretmek hoşuma gidiyor”
“Makyöz mü olacaksın?”
“Neden olmasın, her gün bir sürü güzel hatuna dokunuyorsun, hem de
para alıyorsun”
“Onu da yaparsın sen”
“Hoş baka baka bir şey olsaydı kediden kasap olurdu ya”
“Güldürme beni, bak gözüme rimel sürüyorum”

Aynadan bana bakan kadının dudağının kenarından taşmış ruju fark
ediyorum. Bir kağıt mendil alıp yavaşça siliyorum.

“Nerden geldi bu kir Ebru?”
“Kir değil, ruj taşmış” diyorsun bir uzman edasıyla.
“Bunu not almam lazım. Sen makyaj yaparken popona masaj yapayım mı?
Tacizim geldi.”
“Uslu dur”
“Emredersiniz komutanım”

Aynadan bana bakıp gülüyorsun. Sonra birden ciddileşip gözüne o şeyden
sürüyorsun. Seni seyretmek öyle güzel ki...

saydam
04-19-2005, 04:24 PM
Uzaktan bir gök gürültüsü geliyor. Sanırım yine yağmur yağacak. Dün
yağmıştı ya. İlkbahar mevsimi yağacak tabi ki.

Bir ışık parlıyor gökyüzünde. Sana öğrettiğim gibi, 1001, 1002, 1003,
1004 ve 1005. İşte sesi de geldi.

“Nasıl hesaplıyorsun? Unuttum ben.”
“Her sayı bir saniye demektir. Kaça kadar saydıysan onunla 300 metreyi
çarp. Deminki 1.5 kilometre uzaklıktaydı”
“Çok akıllısınız sayın Emin bey”
“Siz de gördüğüm en güzel kadınsınız Ebru hanım”

Yağmur damlaları birer, birer arabanın ön camına çarparken uzanıp
elini yanağıma koyuyorsun. Bir başka ilkbahardı o ilkbahar...

Uzaktaki gri bulutlara bakıyorum. Üşümeye başladım. Bir rüzgar esiyor.
Saçlarım ve papatyalar hafifçe sallanıyor. Cebimden kağıt mendili
çıkartıp mezar taşını tekrar siliyorum. Üşenmeden “ruhuna el fatiha”
yazan yeri de temizliyorum. Mendile bakıyorum. Hiçbir kir yok. Neyi
sildim ben?

“Önemli değil, sileriz şimdi, bakar mısınız? Peçete getirebilir misiniz?”
“Bu aralar çok sakarım”
Anlayışlı garson elinde bir bezle geri dönüyor ve masadaki çay
lekesini siliyor.

“Benim pastamdan da alsanıza. Burası bayağı güzel yapıyor”

Olur anlamında başını sallıyorsun. İlk günümüzdü, sizli bizli
zamanlarımızdı onlar.

Bir parça pastayı bıçakla kesip, tabağına koyuyorum.

“Teşekkür ederim”

Sen de önündeki muzlu pastadan bir parça kesip benim tabağıma
koyuyorsun. Sanırım o zaman aşık olmuştum sana. Daha tanışalı iki saat
olmuştu di mi?

“Sizi arabayla duraktan saat birde alayım”
“Tamam”
“Mavi bir Corsa”
“Sarı saç, lacivert kazak ve kahverengi ceket”
“Yakanızda kırmızı karanfil olacak mı?”
“Duruma göre”
“Tamam saat birde görüşmek üzere”
“Görüşmek üzere”

Telefon kapatıyorum. Bilgisayarın hemen yanındaki kareli not defterine
aldığım notu tekrar okuyorum. “Karşıyaka mezarlığı, bilmem kaça kaç,
girişte mezarın yeri sorulacak”. Şimdiye kadar bilebildiğim tek
adresin bu oldu.

“Nerede oturuyorsun?”
“Şuralarda bir yerde”

İşte buradasın, hemen dizimin dibinde, yanı başımda.

Birden, nedensiz saçların geliyor aklıma, bir ipek böceğinin düşleri
olan saçların. Kelebek bilgeliği saçların. Ak zamanın ak düşü saçların.

Elimi uzatıp mezarın üstündeki toprağı avuçlayıp, sıkıyorum.

Ağlamayacağım. Buraya gelirken kendi kendime söz vermiştim,
ağlamayacağım.

Devam edicekkk.....

hobbit
04-20-2005, 01:47 AM
etsin bakalım..gerçi buraya kadarı bile gözümün önünde canlananlar icin yeter de artardı bile..

saydam
04-20-2005, 11:12 AM
Elim sımsıkı hala.

Parmaklarımı gevşetiyorum. Parmakların yavaşça kayıyor ellerimden.
Saçlarımın arasına daldırıyorsun.

“Ne yumuşak saçların, neyle yıkıyorsun?”
“Her zaman pro Arap intensive care sabunu ile, özel Bağdat formülü”
Hafifçe başıma vurup gülüyorsun.
“Hiçbir şeyi ciddiye almıyorsun”
“Hiçbir şeye inanmıyorum”
“Hiçbir şeye mi?”
“Aşk hariç hiçbir şeye”
“Aşk ne peki?”

Uzanıp elini tekrar kavrıyorum. Gözümü kapatıyorum. Yakaladığım elini
tutup öpüyorum. Başım kucağında.
“Sensin...”

Gözümü açıyorum. Uzaktan bir kuş sürüsü geçiyor. Nereye gidiyorlar?
Mevsim ilkbahar, onlar için dönüş vakti. Yuvaya dönüyorlar. Üşümeye
başladım. Ceketin önünü ilikliyorum. Uzakta baş örtülü bir kadınla
yaşlı bir adam ayakta durup dua okuyorlar. Mırıltılarını duyar gibiyim
sanki. Onlar ve benden başka kimsecikler yok mezarlıkta. Elimi önümde
kavuşturup eğiliyorum. Sanki bir şey fısıldayacaksın kulaklarıma, bir
şey, hiç bilmediğim bir şey. Gözümü kapatıp dikkat kesiliyorum. Bir
rüzgar esiyor kulaklarımın dibinden.

Gözümü açıyorum.

“Bu kadar sevme beni...”
“Başka çarem yok ki, şiir yazmak için aşık olmam lazım”
“Demek şiir yazmak için seviyorsun beni”
“Evet”
“Çok hain bir şairsin”
“Ne yapayım, senden iyi şiir çıkıyor”
“Başka kadınlar peki?”
“Kadınına ve mevsime göre değişir”
“Ortalama peki”
“Çoğu kadından şiir çıkmaz, çıkanlardan da ortalama iki veya üç”
“Benden peki?”
“Bilemiyorum, epey bir şiir çıkar”
“Kaç tane? dedim”
“Bilmem, ancak seviştikten sonra bir şey söyleyebilirim”
“Vay eşek şair, kadınları böyle mi ağına düşürüyorsun?”
“Kesinlikle evet”
“Peki bakalım, gözünü kapa”

Gözümü kapıyorum. Hiçbir zaman adını koyamayacağım bir öpücük
dudaklarımda tomurcuklanıyor. Hep bir kiraz tadı var öpüşlerinde.
Gözümü hiç açmıyorum. Soyunuyorsun...

“Allah rahmet eylesin”

Gözümü açıyorum. Demin gördüğüm kadınla adam biraz ötemde duruyorlar.

“Sağ olun”

Kadın senin için dua okumaya başlıyor. Sonra adam da ona katılıyor.
Mezara doğru üflüyorlar. Bir şey demeden onlara bakıyorum.

Bu sefer adam “Allah rahmet eylesin” diyor. Sessizce birbirimize
bakıyoruz. Bir süre sonra bir şey demeden gidiyorlar. Geri döneceğini
bilsem neler okumazdım ki... Döner miydin?

“Dönecek misin?”
“Bilemiyorum, orada iş bulursam kalırım.”
“Gitme”
“Gitmeliyim”
“Ne olur gitme”

Keşke gitmeseydin.

Oturduğum yerin kenarından taşmış toprak parçalarını elimle kenara
doğru iteliyorum. Temiz şimdi.

Gözlerim buğulanıyor. Papatyaların kokusu burnuma geliyor.
Papatyaların kokusunu bir şeye benzetmeye çalışıyorum ama bulamıyorum.
Papatya papatyadır işte, ölüm de ölüm.

Devam edecekk....

saydam
04-20-2005, 05:21 PM
“Sonra Temel demiş ki, Fadime akşama seninle sevişeceğim, bak
uyarıyorum seni”

Kahkahalarla gülüyorsun. Masanın yanındakiler bize bakıyor. Gülüşünü
çok sevdim. Biliyor musun? Aslında çok fıkra bilmem. Sen seviyorsun
diye İnternetteki fıkraları bulup ezberliyordum. Hatta unutmayayım
diye çıktısını bile alıyordum. Hafızam zayıftır, senin ki gibi.

“Hafızam çok zayıf, hiçbir fıkrayı aklımda tutamıyorum, sen nasıl
biliyorsun bu kadar fıkrayı. Ama dur, bunu unutmayacağım, Fadime diyor
ki, ben sevişmekten zevk alamıyorum, uyarılmam lazım, sonra Temel
demiş ki akşama...” Bir matematik probleminin çözümünü ezberler gibi
fıkrayı ezberlemeye çalışmanı gülümseyerek izliyorum. Daha tanışalı
dört saat olmuş. Vakit nasıl hızlı geçiyor. Ne güzel bir kadın...

Mezarlığın ortasında kısık sesle gülmeye başlıyorum. Tanrım hayat ne
garip. Ellerimi iyice kavuşturup yavaşça öne doğru sallanmaya
başlıyorum. Hala gülüyorum.

Bir soğuk rüzgar esiyor, iyice kendime sarılıyorum. Ağlamaya
başlıyorum. Artık dayanamayacağım. Yanaklarımdan aşağı süzülen göz
yaşlarıma ne dersen de işte. Adını sen koy. Ağlıyorum.

“Ağlama lütfen”
“Ben sensiz ne yaparım?”
“Birlikte olamayız, anla bunu”
“Başka bir kadını sevemem”
“Saçmalama, seversin. Ünlü bir yazar olacaksın, bundan eminim, bir
sürü kadın hayranın olacak”
“Başkasını sevemem, ne olur gitme”
“Gitmem gerek”
“Seni bir daha göremeyecek miyim?”
“Göreceksin tabi ki, her zaman yanında olacağım, yazdıklarını
okuyacağım, seninle gurur duyacağım”

Elini uzatıp göz yaşlarımı siliyorsun. Sen de ağlıyorsun.

“Ağlama koca adam”

İki elimle yanaklarımdaki gözyaşlarını siliyorum, ayağa kalkıyorum.
Burnum akıyor. Koca bir oğlan çocuğu gibiyim.

Uzanıp toprağını sıkıca kavrıyorum. Nemli bir yumuşaklık avucumda
topak oluyor. Parmaklarım acıyacak kadar sıkıyorum. Yuvaya dönen bir
kuş sürüsü üstümden geçiyor. Rüzgar esiyor. Gözüm hala yaşlı. Hızla
mezarlıktan çıkıyorum. Elimde hala topaklaşmış toprak parçası. Avucumu
açamıyorum.

“hoşçakal”
“hoşçakal”

Kapı kapanıyor ve sen gidiyorsun. Son bir kez ardından bakıyorum.
Araban gözden kayboluncaya kadar pencerenin kenarında dikiliyorum.
İçimde kötü bir sonbahar.

“Ölüm nedir Emin?”
“Benim olmadığım zamandır”
“Peki benim ölümüm”
“Zamanın ölümü...”
“Kapat o zaman kapıyı”

Kapı kapandı. Evdeyim şimdi. Kanepeye uzanıyorum, gözlerimi
kapatıyorum. Elimde toprağın, iki elimle sımsıkı sardığım toprağın.
Kelimelerden ve edebiyattan nefret ediyorum. Kimse ölüm hakkında
bilgece bir şey demesin bana. Hepsi budalalık, ölmeden ölümü anlatmak
sadece budalalık. Ölüm varsa, Tanrı bile konuşmasın artık.

Elimi yavaşça açıyorum, toprağın yere dağılıyor ama gözümü hiç mi hiç
açmak istemiyorum.

Hoşça kal Ebru. Ben yine gelirim, senin çok sevdiğin papatyalarla....

hobbit
04-20-2005, 05:33 PM
ben ..ne diyim ..cok güzel cok duygulu ama bir o kadar da hazin bir hikaye okudum..gözyaşlarım da bana eşlik ettiler..

saydam
04-20-2005, 05:44 PM
ben ..ne diyim ..cok güzel cok duygulu ama bir o kadar da hazin bir hikaye okudum..gözyaşlarım da bana eşlik ettiler..

:(:(........ yazıdaki anlamlı geçişler cok iyiyidi ve bende seninle aynı duygu yogunlugunu yasıyorum ablacım...

t n c r
04-25-2005, 12:27 PM
http://img258.echo.cx/img258/3931/cicek0204gj.jpg

hobbit
04-25-2005, 05:16 PM
insan kalbi...bir cicek kadar sıradışı..bir pamuk kadar yumuşak..bir kelebek kadar narin ve rengarenk....
bazen söylenmiş sözler bazense hic söylenmemişler acıtır kanatır yüreğimizi..bazen bakışlarında hayat bulduğun güvendiğin insanlar yaralar seni en cok.. zarar görmüş örselenmiş yürekler zamanla duvar örerler diğer yüreklere .. kendilerini koruma hissiyle.. kolay değildir her seferinde yerle yeksan olmuş duygularını toparlayıp adam etmek..ve herşeye yeniden başlayıp..yeniden sevebilmek..mücadeleye ne istediğinizi ve bu isteğinizin sizi gercekten mutlu edip etmeyeceğine karar vererek başlayınız.. Hepinize başarılar..

saydam
04-25-2005, 05:43 PM
Bazen papatya oluruz,Bazen kelebek,bazen gelincik....

Dogru bildigimiz degerler pesinde kostururuz ,kim oldugumuzu onemsemeden.yada kim oldugunu ?? ..nede olsa sonunda mululuk vardır yaaa hep...

Hüsran mı ? Kesinlikle aklımıza gelmez ...Hayatın bunca karısıklıgı arasında ...., sonra yavas yavas duvarlar örülür,sedler çekilir,paptyanın yaprakları yavas yavas koparılır seviyor sevmiyorrr diyeee...

Sonra bigun bi bakarsın elinde kalan sadece kuru bi dal..Kelebek olsan 1 gunde yok olursun,Gelincik olsan koparıldın mı solarsın,papatya olsan kuru bi dal kalırsın...Simdi secimini yap bakalım BU HAYATTAKI DURUSUN bunlardan hangisi olsun ???

hobbit
04-25-2005, 05:53 PM
Bazen papatya oluruz,Bazen kelebek,bazen gelincik....

Dogru bildigimiz degerler pesinde kostururuz ,kim oldugumuzu onemsemeden.yada kim oldugunu ?? ..nede olsa sonunda mululuk vardır yaaa hep...

Hüsran mı ? Kesinlikle aklımıza gelmez ...Hayatın bunca karısıklıgı arasında ...., sonra yavas yavas duvarlar örülür,sedler çekilir,paptyanın yaprakları yavas yavas koparılır seviyor sevmiyorrr diyeee...

Sonra bigun bi bakarsın elinde kalan sadece kuru bi dal..Kelebek olsan 1 gunde yok olursun,Gelincik olsan koparıldın mı solarsın,papatya olsan kuru bi dal kalırsın...Simdi secimini yap bakalım BU HAYATTAKI DURUSUN bunlardan hangisi olsun ???



madem öyle ben kelebek olayım..1 gün yaşayayım ama istediğim gibi hür ve özgür..istediğim yöne uçayım 24 saat.. istediğim ve anlam kazandığım tek çiçeğe konayım..hergün ölmektense bir gün için yaşayayım ve öleyim...yani benim durşum olmasın..özgürce kanat çırpışım olsun...

saydam
04-25-2005, 05:59 PM
madem öyle ben kelebek olayım..1 gün yaşayayım ama istediğim gibi hür ve özgür..istediğim yöne uçayım 24 saat.. istediğim ve anlam kazandığım tek çiçeğe konayım..hergün ölmektense bir gün için yaşayayım ve öleyim...yani benim durşum olmasın..özgürce kanat çırpışım olsun...

Bende papatya olayim..
yavas yavas,teker teker bedenimden koparılayım
Onun Elinde kalan, tek dalımla
Gozunu cıkarayım..... :D eheuehueeheueu - nasıl uydu mu ????

hobbit
04-25-2005, 06:00 PM
Bende papatya olayim..
yavas yavas,teker teker bedenimden koparılayım
Onun ,Elinde kalan tek dalımla
Gozunu cıkarayım..... :D eheuehueeheueu - nasıl uydu mu ????



UYMA MI... :D :D

saydam
04-25-2005, 06:05 PM
UYMA MI... :D :D

hehehhe uysada......uymasadaaaa.......... YAZDIM :D:D:D

hobbit
04-30-2005, 01:40 PM
şimdi kimbilir nerede kimlere esiyorsundur sevgili tsunami ...........

Badboy
04-30-2005, 06:12 PM
Bızım topıc elden gıtmıs yawwww.Ikı tane hatun delırtmıs:D:D:D

saydam
05-01-2005, 06:37 PM
şimdi kimbilir nerede kimlere esiyorsundur sevgili tsunami ...........

Yok ablacim...o kadar sakin , o kadar sakinim kiii abla.....kalbimi orda biraktm galibaaaa :(:(:(

saydam
05-01-2005, 06:38 PM
Bızım topıc elden gıtmıs yawwww.Ikı tane hatun delırtmıs:D:D:D

biz miiiiii .... yok canmmmm...hic yaparmiyiz oyle seyler.....sen git darbukabni cal bakiyim....topic acip kacmak olmaz iki yaz1 yazmadin suraya ...

hobbit
05-01-2005, 11:39 PM
Yok ablacim...o kadar sakin , o kadar sakinim kiii abla.....kalbimi orda biraktm galibaaaa :(:(:(





sukunet sakinlık bazen cok iyi gelir insana..kalbin icin bir şey diyemem ama en azından kafandakileri burada bırakıp gitseydın..rahatla biraz..nasıl olsa geri geldiğinde düşüneceğin cok şeyin olacak.... :)

WarsteineR
05-02-2005, 01:12 AM
senin nicki gördüm burayada giriim dedim..bu topicin amacı ne aplacım..kısa bi özet geçermisin bana..7 sayfa okımıyım şimdi :D :D :D

hobbit
05-02-2005, 01:19 AM
senin nicki gördüm burayada giriim dedim..bu topicin amacı ne aplacım..kısa bi özet geçermisin bana..7 sayfa okımıyım şimdi :D :D :D



bak güzelim..bir deli var tolga diye cağırırlar genelde kendisini... hah işte o deli buraya bi konu açmış...biz de işimiz yok oylanıyoruz işte ablacım..konu papatya gibi hassas ve narin kişilikli insanlar..

WarsteineR
05-02-2005, 01:21 AM
hım..annadım saol aplacım..

ben papatya gibi olmasamda..gerektiğinde çok hassas olup karşımdakini mutlu edebilirim..ama ara sıra olur :)

(katılmak istedim de..oldumu apla bu cümle :?: )

hobbit
05-02-2005, 01:28 AM
olmuşş.. :)
hassas olmak güzel birşey..ama gerektiği yer ve zamanda olmayı bilmelisin..aksi taktırde bu hassasiyetin suistimal edilecek ve kalbin papatya yaprakları gibi yer yer zarar görecektir..

WarsteineR
05-02-2005, 01:34 AM
apla..2 dk lığına hassas oluorm..karşımdakini etkileyene kadar.. aeuhae :)

tabi bazen benimde yara aldığım durumlar oluor..oda ara sıra :D

hobbit
05-02-2005, 01:36 AM
zamanla herşey değişebilir....................................... ......

t n c r
05-02-2005, 01:26 PM
zamanla herşey değişebilir....................................... ......


hemde hersey :icon_idea

saydam
05-03-2005, 12:37 PM
pardon degisen neydiii :D:D:D

hobbit
05-04-2005, 01:25 AM
http://img64.echo.cx/img64/8092/2722588md7hb.jpg

Badboy
05-04-2005, 02:42 AM
Topıc acıp kacmıyorum ben sevgılı Saydam.Fazla duygusal olmak ıstemıyorum sadece.Cunku duygusal oldugum zamanlarda kendımı kaybedıyorum ve moralım bozuluyor;)

Badboy
05-04-2005, 02:43 AM
Ama yınede senımı kırıcam ıste sen ben burayı papatya bahcesıne cevırıyım:D:D:D:D:D

hobbit
05-15-2005, 01:26 AM
http://img42.echo.cx/img42/3629/970403md7pq.jpg

fafatara53
05-15-2005, 01:27 AM
seviyor sevmiyor....:(:(

mihrak
06-24-2005, 01:10 PM
“Sonra Temel demiş ki, Fadime akşama seninle sevişeceğim, bak
uyarıyorum seni”

Kahkahalarla gülüyorsun. Masanın yanındakiler bize bakıyor. Gülüşünü
çok sevdim. Biliyor musun? Aslında çok fıkra bilmem. Sen seviyorsun
diye İnternetteki fıkraları bulup ezberliyordum. Hatta unutmayayım
diye çıktısını bile alıyordum. Hafızam zayıftır, senin ki gibi.

“Hafızam çok zayıf, hiçbir fıkrayı aklımda tutamıyorum, sen nasıl
biliyorsun bu kadar fıkrayı. Ama dur, bunu unutmayacağım, Fadime diyor
ki, ben sevişmekten zevk alamıyorum, uyarılmam lazım, sonra Temel
demiş ki akşama...” Bir matematik probleminin çözümünü ezberler gibi
fıkrayı ezberlemeye çalışmanı gülümseyerek izliyorum. Daha tanışalı
dört saat olmuş. Vakit nasıl hızlı geçiyor. Ne güzel bir kadın...

Mezarlığın ortasında kısık sesle gülmeye başlıyorum. Tanrım hayat ne
garip. Ellerimi iyice kavuşturup yavaşça öne doğru sallanmaya
başlıyorum. Hala gülüyorum.

Bir soğuk rüzgar esiyor, iyice kendime sarılıyorum. Ağlamaya
başlıyorum. Artık dayanamayacağım. Yanaklarımdan aşağı süzülen göz
yaşlarıma ne dersen de işte. Adını sen koy. Ağlıyorum.

“Ağlama lütfen”
“Ben sensiz ne yaparım?”
“Birlikte olamayız, anla bunu”
“Başka bir kadını sevemem”
“Saçmalama, seversin. Ünlü bir yazar olacaksın, bundan eminim, bir
sürü kadın hayranın olacak”
“Başkasını sevemem, ne olur gitme”
“Gitmem gerek”
“Seni bir daha göremeyecek miyim?”
“Göreceksin tabi ki, her zaman yanında olacağım, yazdıklarını
okuyacağım, seninle gurur duyacağım”

Elini uzatıp göz yaşlarımı siliyorsun. Sen de ağlıyorsun.

“Ağlama koca adam”

İki elimle yanaklarımdaki gözyaşlarını siliyorum, ayağa kalkıyorum.
Burnum akıyor. Koca bir oğlan çocuğu gibiyim.

Uzanıp toprağını sıkıca kavrıyorum. Nemli bir yumuşaklık avucumda
topak oluyor. Parmaklarım acıyacak kadar sıkıyorum. Yuvaya dönen bir
kuş sürüsü üstümden geçiyor. Rüzgar esiyor. Gözüm hala yaşlı. Hızla
mezarlıktan çıkıyorum. Elimde hala topaklaşmış toprak parçası. Avucumu
açamıyorum.

“hoşçakal”
“hoşçakal”

Kapı kapanıyor ve sen gidiyorsun. Son bir kez ardından bakıyorum.
Araban gözden kayboluncaya kadar pencerenin kenarında dikiliyorum.
İçimde kötü bir sonbahar.

“Ölüm nedir Emin?”
“Benim olmadığım zamandır”
“Peki benim ölümüm”
“Zamanın ölümü...”
“Kapat o zaman kapıyı”

Kapı kapandı. Evdeyim şimdi. Kanepeye uzanıyorum, gözlerimi
kapatıyorum. Elimde toprağın, iki elimle sımsıkı sardığım toprağın.
Kelimelerden ve edebiyattan nefret ediyorum. Kimse ölüm hakkında
bilgece bir şey demesin bana. Hepsi budalalık, ölmeden ölümü anlatmak
sadece budalalık. Ölüm varsa, Tanrı bile konuşmasın artık.

Elimi yavaşça açıyorum, toprağın yere dağılıyor ama gözümü hiç mi hiç
açmak istemiyorum.

Hoşça kal Ebru. Ben yine gelirim, senin çok sevdiğin papatyalarla....


bu nasıl bir hikaye ya..... :mecry: :mecry: :mecry: :mecry:

mihrak
06-24-2005, 01:26 PM
Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.

Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya
başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.
Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya
görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.

"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza
gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."
Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,
nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.

Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten
hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.
Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını
seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı
güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok
sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.
Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret
edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da
kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.
Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği
kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana
ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.

Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek
artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya
dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.
Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa
benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis,
sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü
sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık
kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."

Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.
Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını
fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum"
diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..."
diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.

İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.
Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.
Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin
acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,
sonra da dökülmeye başlamış.
Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.

İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,
sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:
"Seviyor mu, sevmiyor mu?"...



...................

hobbit
06-24-2005, 02:39 PM
yine tüylerımı diken diken eden bir hikaye...

ıster karşılığını gorun ister görmeyin seni seviyorum diyebılmek..karşınızdakıne birşey ifade etmese bile inanın size cok şey katar ve ıfade eder...

siena_16V
06-24-2005, 09:25 PM
niye papatyalarla uğraştın ki?