PDA

View Full Version : Menekşe...


hobbit
06-26-2006, 01:35 PM
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi.
Çocukluğunun geçtiği
iki
katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor
açar, mis gibi
kokarlardı..
Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına
dikerdi..gölgeyi sever
menekşeler
derdi.. Oysa ögretmeni bitkilerin güneş
ışınları ile fotosentez
yaptığını
anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına
muhtaçtı.

Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi ,her bitki
güneşi severken, onlar
neden
gölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu
Hande...Küçük, ufacık
aklı ile
aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı
olduğunu keşfetmişti,
işte
belki de menekşeler bu yüzden bu kadar
güzeldi.

Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli
olursun yargısına
varmıştı.
Daha o yıllarda farklı olmak için uğras
vermeye başladı. ilk olarak,
okulda
kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in
yanına oturmak istiyorum
ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla
süren hayatı. Hacer bile
şaşırmış
şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok
dağınık, biraz anlama
zorlukları olan problemli bir ailenin kızı
idi. Hande ise mühendis
Kamil
Beyin biricik kızı. Ögretmen pek oturtmak
istemedi önce Hacer'in
yanına
Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın
diye öğretmen Hande'nin
annesini çağırdı. Annesi eve geldiklerinde
Hande'ye sordu :

a.. Neden yavrum Hacer in yanına oturmak
istiyorsun?


Hande cevap verdi :

.. Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani
anne, o gün sen bana
menekşeler
güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi
sever. Menekseler
farklı,
belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in
yanına kimse oturmak
istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki
Hacer de güzeldir, onu
fark
etmek istiyorum, dedi.

Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4.sınıf
öğrencisi kızının
olgunluğuna hayran kalarak

peki kızım kimin yanında istersen
oturabilirsin," dedi.


Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya
başladı. Hem Hande
tedirgindi,
hem Hacer. Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı.
Diğer kızlarda
soğumuştu
Hande'den. Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi,
iki kere anlatınca
anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı
istemişti.

En çok alınan doktor Cemal Beyin kızı Esin'di.
Anne babaları her
hafta
sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin birlikte
oynuyorlardı. Nasıl olur
da
kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu
kırılmıştı Esin'in. Hande
ile
konuşmuyordu.

Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ
köylerinden birinde
gerçekleştirilecek
bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande
gene Esin'in
somurtacağını
bildiği için gitmek istemiyordu. İçin için de
Hacer'e kızmaya
başlamıştı
arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep
olmuştu. Neden sanki bu
kadar
dağınıktı, neden her şeyi iki kerede
anlıyordu? Yoksa aptal mıydı?
Sonra
menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden
utandı. Hacer farklı
diye
yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin
bilmediği
güzelliklerini
keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı.
Panayıra gittiklerinde Esin
somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ile
konusmuyordu.

Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için
annesinden izin aldı.
Köy
yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş
ve ayaz iyice artmıştı,
kar
atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok
seviyordu, yürüdü, yürüdü.
Köye
gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin
penceresinde ki saksıya gözü
ilişti.
Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor
menekşelerdi. Ama kıştı ve
menekşeler
soğuğu hiç sevmezlerdi eve dogru bir adım
attı. Kapıda beliren
gölgeyi
çok sonra fark etti bu Hacerdi. Hande'ye
gülümsüyordu.

Hoşgeldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.


Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi
Hande ve içeri girdi.
Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı.
Menekşeler diyebildi
sadece Hande...

Bu soğukta ?


Hacer gülümsedi ;

Onlar annem için, annem onları çok sever.


Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.
"Annen hasta mı?" dedi.
"Evet 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum,
bizim kimsemiz yok,
birtek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama
tüm işler bana baktığı
için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor,
dedi Hacer utanarak.
Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu
her gün yürüyorum o
yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri
anlamakta güçlük
çekiyorum.

Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen
ses ile kendine geldi.
Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş
olmalıydı. Dışarıya koştu ve
annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra
anne bu Hacer diye
tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in yaptığı
sıcak çorbadan içtiler
birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in
hayatını, ağlayarak.

"Bir şeyler yapalım anne" dedi.
O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip
annesi ve Hacer'i kendi
evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den
okula gidip geliyordu,
ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi
öğrencisi olmuştu.

Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş
değil, iki kız kardeşlerdi
artık. Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan
etmişti. Hacer'e ise
hem Hande'yi, hem hayatı. Seneler sonra ikisi
de evlendi. Hacer
şimdi
bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli
olduğunu öğrendi,
hastalarına vicdanıyla birlikte şifa
dağıtıyor.

Hande ise bir ögretmen. Çocuklara farklı olan
şeyleri sevmeyi de
ögretiyor. Bir kızı var adı, Hacer Menekşe.
Hayatta en çok sevdiği
iki şeye birini daha ekledi Hande.

LÜTFEN SEVGiNiZE ÖNYARGI KOYMAYIN.
HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR
SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR

selo
06-26-2006, 07:05 PM
tşkkürler abla birşeye inanmak ve arkasından gitmek.......

hobbit
06-27-2006, 11:19 AM
tşkkürler abla birşeye inanmak ve arkasından gitmek.......


uzun bir hıkaye ıdı..zahmet edıp okuduğun ve anlamlı bir yorumla noktaladıgın ıcın sana teşekkür ederim.. :icon_idea

Ertan Ömür
06-29-2006, 12:18 PM
Bence yazıları ortalayıp alt alta dizili şekilde sunarak yanlış yapıyorsun :sad: .Metin pisikolojik olarak olduğundan çok daha uzun gözüküyor ve millet okumaktan kaçıyor. :003: