PDA

View Full Version : Sevgi işte böyle birşey olsa gerek.(lutfen tamamını okuyun)!!!


STP
02-21-2005, 03:28 PM
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta
okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere,
bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı
duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç...
Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama
sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte
oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o
duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini
görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür
ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok
mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı
kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar.
Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü
bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan,
alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya
da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna
bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,
yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine
rağman çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını
beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk
yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın,
sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir
tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve
seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki
dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi
zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne
olduğu önemli değildi zaten....
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa
olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama
kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar
verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul
etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel
projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı.
Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın,
üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım
mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız.
Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları
kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen
istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam.
"Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç
para olursa olsun, burası bizimdir artık...."
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları
zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular
telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat
birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın.
Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu
neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi
verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim
bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam,
duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya
çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha
fazla kanıyordu yüreği...
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte
geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana
söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni
aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla
yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."
"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı
kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı....
Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye
sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...
Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu
tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl
sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak,
bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına
her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği,
insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir
şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan
çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama
kadın, "defol" dedi nefretle... İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son
bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya
çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya
yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini
hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun
kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin
sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen,
buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.
"Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor."
dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya
başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama
o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında
öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldğını. Buna
dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek
isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi.
Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk
karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi
görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi
istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu
kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu
açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt
duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku
bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni
sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru
söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi
bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık
mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü
kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
''Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman
terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."

Ertan Ömür
02-21-2005, 03:32 PM
Şu anda okumaya başladım.Yazı çokkkk uzun.Akşama doğru okumayı anca bitirir yorumumu yaparım. :)
Bu işin şakası.Bu yazı sitemizde daha önce yayınlanmıştı.Uyuma Selçuk kardeş. :s20:

STP
02-21-2005, 03:34 PM
sıl ozaman.... hayret bısıysın abı sevgı bu yaa baska bısıyd egıl en temız saf duygu. tekrar okur ınsanlar yıne kendılerıdnen bısıy bulurlar hos olur huzunlenır vs duygular yasar. bence ıyı bı konu tekrar okunması guzel olur

Ertan Ömür
02-21-2005, 03:41 PM
sıl ozaman.... hayret bısıysın abı sevgı bu yaa baska bısıyd egıl en temız saf duygu. tekrar okur ınsanlar yıne kendılerıdnen bısıy bulurlar hos olur huzunlenır vs duygular yasar. bence ıyı bı konu tekrar okunması guzel olur
Yok silmeyeceğim.Okuyan birdaha okusun.Okumamış olanlar ise yorumda bulunsun.Ha bu arada ruhunun derinliklerindeki şairane ruhu(Mani topiğinde gördüm)keşfetmeye başladım.Ayrıca ben senin derinlerinde inanılmaz güzellikler olduğunu hissediyorum.Bu sitede onları çıkarabilmek için fazlaca imkanın olacak.Sendeki pozitif düzelmenin ben farkındayım.Umarım başkaları da farkındadır.Sağolasın Selçuk. :icon_excl

2004palio
02-21-2005, 03:41 PM
selcuk olum bişeyede parlama yaw :D

STP
02-21-2005, 03:46 PM
eywallah abı sende sagol

philcollins
02-21-2005, 03:48 PM
offf çok koydu gene

hobbit
02-21-2005, 03:57 PM
evet her okuyuşumda aynı his..saol selcuk

nitrO_Oxide
02-21-2005, 04:00 PM
Harika yaaaa :mecry:

^^CaRiSMa^^
09-10-2005, 01:55 AM
:mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry:

exonotzor
09-10-2005, 03:08 AM
ilk defa okudum , ve gördümki benim kalbim taş olmuş ,, içimden 1 haftaya kalmaz kadın yeni birini bulur demek geldi nedense :(

baracuda
09-10-2005, 03:03 PM
yazıyı okumayı gözüm kesmedii yorumlar çok fazla merak uyandırdı dönüp bi okuyacamm :D:D:D:D:D

baracuda
09-10-2005, 03:15 PM
:mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :mecry: :icon_excl