SCREAM
04-26-2006, 06:57 PM
>> Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk
kez....Biri tıpta
>>
>>okuyordu,
>>
>>öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir
kere, bir kere,
>>
>>bir kere
>>
>>daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı
duraktan, aynı
>>
>>otobüse
>>
>>bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle
konuşacakcesareti
>>
>>bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar.
İkisi de her
>>
>>sabah
>>
>>otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
Delikanlı
>>
>>arkadaşında
>>
>>kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
ablasında....
>>
>>Sırf
>>
>>birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
evlerinden
>>
>>çıkıp, şehrin
>>
>>öbür ucundaki o durağa, onların durağına
geldiklerini, gülerek
>>
>>İtiraf
>>
>>ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen
evlendiler.
>>
>>Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen
parasızkaldılar
>>
>>ama
>>
>>öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri
hiçbir şeyi
>>
>>umursamadılar. Ayın sonunu zoR getirdikleri günlerde
de ünlü bir
>>
>>doktor ve
>>
>>ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.
Zaman aşımına
>>
>>uğrayan,
>>
>>alışkanlıklara yenik düşen,banka hesabında para
kalmadığı için ya
>>
>>da tam
>>
>>tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek
uğuruna
>>
>>bitip-tükeniveren
>>
>>sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,
yıllar yılları
>>
>>kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
eksikleri
>>
>>çocuklarının
>>
>>olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk
sahibi
>>
>>olmayınca,
>>
>>"bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek,
bencillik olur"
>>
>>diyerek
>>
>>devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine,
sevgilerinibüyüttüler...
>>
>>"Senin
>>
>>için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve
adam "Hayır,ben
>>
>>senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep... Bazen
evegeldiğinde,
>>
>>aynanın
>>
>>üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir
tanem,kütüphanenin ikinci
>>
>>rafına
>>
>>bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not
olurdu,
>>
>>"Mutfaktaki
>>
>>masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın
unutma"Mutfaktaki
>>
>>masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya
okuya koşturan
>>
>>kadın,
>>
>>sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en
Sevdiği
>>
>>çikolatalar,
>>
>>kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı...
Aldığıhediyenin
>>
>>ne
>>
>>olduğu önemli değildi zaten....Hayat ne kadar hızlı
akarsa aksın,
>>
>>işleri
>>
>>ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine
ayıracak zaman
>>
>>buluyorlardı
>>
>>bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına
geldiklerinde, daha az
>>
>>çalışmaya
>>
>>karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve
muayenehanesindehasta
>>
>>kabul
>>
>>etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve
sadece özel
>>
>>projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber
olabiliyorlardı.
>>
>>Bir gün
>>
>>sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü
kadın, üzerinde
>>
>>"satılık"
>>
>>levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?"
dedi adama."Bu
>>
>>viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi
kafamda çizdim
>>
>>bile.
>>
>>Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet
edeceğimiz bir
>>
>>deniz evi
>>
>>yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır
diyebilirmiyim?"
>>
>>diye
>>
>>yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden
döner dönmez
>>
>>ararım
>>
>>emlâkçiyi... Kaç para olursa olsun burası bizimdir
artık...."
>>
>>Sadece bir
>>
>>hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,
ayrılmaları zor oldu
>>
>>adam
>>
>>Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular
telefonla.
>>Gözyaşları
>>
>>içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç
günsonra,kocasında
>>
>>bir
>>
>>tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar
mutlu görünmüyor,
>>
>>kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki Evi
>>
>>hatırlattı
>>
>>ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği
bir cevapaldı:
>>
>>"Canım,
>>
>>o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi
unut..."Mutsuzluk,
>>
>>mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı,
daha da çekilmez
>>
>>gelir.
>>
>>Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
söylemesiiçin
>>
>>yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
olur anlat"diye
>>
>>dil
>>
>>döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız
ve sevgisiz
>>
>>biriyle yer
>>
>>değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton
duvarlara
>>
>>çarpıyordu
>>
>>kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
Bir gün,
>>
>>çocukluğunun,
>>
>>gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği
arkadaşına dert
>>
>>yanarken,
>>
>>"Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye
sözünü kesti
>>
>>arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
karşısındaki
>>
>>restoranda genç
>>
>>bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş
dolaşbiniyorlar
>>
>>arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu
yalanları"diye
>>
>>bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini
kıskanmakla
>>
>>suçladı....
>>
>>Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında
bir köşeye
>>
>>sindi
>>
>>sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu
anladı...
>>
>>Kocasının
>>
>>eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk
doktorunu tanıdıhemen.
>>
>>Bazen
>>
>>evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını
gördü adamın...
>>
>>Akşam
>>
>>kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen
ağlayarak, bazenona
>>
>>sımsıkı
>>
>>sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her
şeyi. İnkar
>>
>>etmedi
>>
>>adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların
orta yaşa
>>
>>geldiklerinde
>>
>>farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında
ve bavulunualıp
>>
>>gitti
>>
>>evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak
isterim seni"
>>
>>diyecek
>>
>>oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle... İlk
celsedeboşandılar...
>>
>>Modern
>>
>>bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse
inanamadı.
>>
>>Arkadaşlarının
>>
>>desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın,
sevgilisiyle
>>
>>birlikte
>>
>>Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız
kaldığında, onuhala
>>
>>sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor,
aşkın yerini,en
>>
>>az onun
>>
>>kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua
ediyordu.
>>
>>Aradan bir
>>
>>yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman
bile,kadının
>>
>>derdine
>>
>>çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin
sesiyle uyandı.
>>
>>Kapıyı
>>
>>açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya
ne yüzle
>>
>>geliyorsun"
>>
>>diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen,
içeri girmemeizin
>>
>>ver,
>>
>>mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın.
Kanepeye iliştive
>>
>>zor
>>
>>duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey
göründüğü gibi
>>
>>değil
>>
>>aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen
yıl
>>
>>Amerika'daki
>>
>>kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir
senelik ömrü
>>
>>kaldığını.Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi
onunla
>>
>>birlikte ölmek
>>
>>isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak
için, benden
>>
>>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber
vermedi.
>>
>>Birlikte
>>
>>Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk
karşılaştığınız
>>
>>otobüs
>>
>>durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor
ve
>>
>>kurtulacağına
>>
>>inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı
beni aradı, son
>>
>>anda
>>
>>yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..."
Gözlerinden akan
>>
>>yaşları
>>
>>durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta
ölmekistiyordu.
>>
>>Eline
>>
>>tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl
edebildi. İtinayla
>>
>>katlanmış
>>
>>bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta,
"Lütfen bütünnotları
>>
>>sırayla oku bir tanem"diyordu... Sırayla okudu;
"Seni çoksevdim",
>>
>>"Seni
>>
>>sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm
derdin hep, doğru
>>
>>söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni
istemedim" "Şimdi
>>
>>bana söz
>>
>>vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın,
anlaştık mı?" son
>>
>>kağıdı
>>
>>eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü
kadın... Ve son
>>
>>kağıtta
>>
>>şunlar yazılıydı: "Sahildeki evimizi senin çizdiğin
projeye göre
>>
>>yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı
ederken, ben hep
>>
>>seni
>>
>>izliyor olacağım....
bu güzel maili benimle paylaştığın için çok teşekkür ederim kuzencim...
kez....Biri tıpta
>>
>>okuyordu,
>>
>>öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir
kere, bir kere,
>>
>>bir kere
>>
>>daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı
duraktan, aynı
>>
>>otobüse
>>
>>bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle
konuşacakcesareti
>>
>>bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar.
İkisi de her
>>
>>sabah
>>
>>otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
Delikanlı
>>
>>arkadaşında
>>
>>kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
ablasında....
>>
>>Sırf
>>
>>birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
evlerinden
>>
>>çıkıp, şehrin
>>
>>öbür ucundaki o durağa, onların durağına
geldiklerini, gülerek
>>
>>İtiraf
>>
>>ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen
evlendiler.
>>
>>Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen
parasızkaldılar
>>
>>ama
>>
>>öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri
hiçbir şeyi
>>
>>umursamadılar. Ayın sonunu zoR getirdikleri günlerde
de ünlü bir
>>
>>doktor ve
>>
>>ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.
Zaman aşımına
>>
>>uğrayan,
>>
>>alışkanlıklara yenik düşen,banka hesabında para
kalmadığı için ya
>>
>>da tam
>>
>>tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek
uğuruna
>>
>>bitip-tükeniveren
>>
>>sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,
yıllar yılları
>>
>>kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
eksikleri
>>
>>çocuklarının
>>
>>olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk
sahibi
>>
>>olmayınca,
>>
>>"bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek,
bencillik olur"
>>
>>diyerek
>>
>>devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine,
sevgilerinibüyüttüler...
>>
>>"Senin
>>
>>için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve
adam "Hayır,ben
>>
>>senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep... Bazen
evegeldiğinde,
>>
>>aynanın
>>
>>üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir
tanem,kütüphanenin ikinci
>>
>>rafına
>>
>>bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not
olurdu,
>>
>>"Mutfaktaki
>>
>>masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın
unutma"Mutfaktaki
>>
>>masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya
okuya koşturan
>>
>>kadın,
>>
>>sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en
Sevdiği
>>
>>çikolatalar,
>>
>>kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı...
Aldığıhediyenin
>>
>>ne
>>
>>olduğu önemli değildi zaten....Hayat ne kadar hızlı
akarsa aksın,
>>
>>işleri
>>
>>ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine
ayıracak zaman
>>
>>buluyorlardı
>>
>>bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına
geldiklerinde, daha az
>>
>>çalışmaya
>>
>>karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve
muayenehanesindehasta
>>
>>kabul
>>
>>etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve
sadece özel
>>
>>projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber
olabiliyorlardı.
>>
>>Bir gün
>>
>>sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü
kadın, üzerinde
>>
>>"satılık"
>>
>>levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?"
dedi adama."Bu
>>
>>viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi
kafamda çizdim
>>
>>bile.
>>
>>Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet
edeceğimiz bir
>>
>>deniz evi
>>
>>yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır
diyebilirmiyim?"
>>
>>diye
>>
>>yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden
döner dönmez
>>
>>ararım
>>
>>emlâkçiyi... Kaç para olursa olsun burası bizimdir
artık...."
>>
>>Sadece bir
>>
>>hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,
ayrılmaları zor oldu
>>
>>adam
>>
>>Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular
telefonla.
>>Gözyaşları
>>
>>içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç
günsonra,kocasında
>>
>>bir
>>
>>tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar
mutlu görünmüyor,
>>
>>kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki Evi
>>
>>hatırlattı
>>
>>ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği
bir cevapaldı:
>>
>>"Canım,
>>
>>o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi
unut..."Mutsuzluk,
>>
>>mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı,
daha da çekilmez
>>
>>gelir.
>>
>>Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
söylemesiiçin
>>
>>yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
olur anlat"diye
>>
>>dil
>>
>>döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız
ve sevgisiz
>>
>>biriyle yer
>>
>>değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton
duvarlara
>>
>>çarpıyordu
>>
>>kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
Bir gün,
>>
>>çocukluğunun,
>>
>>gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği
arkadaşına dert
>>
>>yanarken,
>>
>>"Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye
sözünü kesti
>>
>>arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
karşısındaki
>>
>>restoranda genç
>>
>>bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş
dolaşbiniyorlar
>>
>>arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu
yalanları"diye
>>
>>bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini
kıskanmakla
>>
>>suçladı....
>>
>>Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında
bir köşeye
>>
>>sindi
>>
>>sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu
anladı...
>>
>>Kocasının
>>
>>eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk
doktorunu tanıdıhemen.
>>
>>Bazen
>>
>>evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını
gördü adamın...
>>
>>Akşam
>>
>>kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen
ağlayarak, bazenona
>>
>>sımsıkı
>>
>>sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her
şeyi. İnkar
>>
>>etmedi
>>
>>adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların
orta yaşa
>>
>>geldiklerinde
>>
>>farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında
ve bavulunualıp
>>
>>gitti
>>
>>evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak
isterim seni"
>>
>>diyecek
>>
>>oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle... İlk
celsedeboşandılar...
>>
>>Modern
>>
>>bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse
inanamadı.
>>
>>Arkadaşlarının
>>
>>desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın,
sevgilisiyle
>>
>>birlikte
>>
>>Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız
kaldığında, onuhala
>>
>>sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor,
aşkın yerini,en
>>
>>az onun
>>
>>kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua
ediyordu.
>>
>>Aradan bir
>>
>>yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman
bile,kadının
>>
>>derdine
>>
>>çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin
sesiyle uyandı.
>>
>>Kapıyı
>>
>>açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya
ne yüzle
>>
>>geliyorsun"
>>
>>diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen,
içeri girmemeizin
>>
>>ver,
>>
>>mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın.
Kanepeye iliştive
>>
>>zor
>>
>>duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey
göründüğü gibi
>>
>>değil
>>
>>aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen
yıl
>>
>>Amerika'daki
>>
>>kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir
senelik ömrü
>>
>>kaldığını.Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi
onunla
>>
>>birlikte ölmek
>>
>>isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak
için, benden
>>
>>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber
vermedi.
>>
>>Birlikte
>>
>>Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk
karşılaştığınız
>>
>>otobüs
>>
>>durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor
ve
>>
>>kurtulacağına
>>
>>inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı
beni aradı, son
>>
>>anda
>>
>>yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..."
Gözlerinden akan
>>
>>yaşları
>>
>>durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta
ölmekistiyordu.
>>
>>Eline
>>
>>tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl
edebildi. İtinayla
>>
>>katlanmış
>>
>>bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta,
"Lütfen bütünnotları
>>
>>sırayla oku bir tanem"diyordu... Sırayla okudu;
"Seni çoksevdim",
>>
>>"Seni
>>
>>sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm
derdin hep, doğru
>>
>>söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni
istemedim" "Şimdi
>>
>>bana söz
>>
>>vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın,
anlaştık mı?" son
>>
>>kağıdı
>>
>>eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü
kadın... Ve son
>>
>>kağıtta
>>
>>şunlar yazılıydı: "Sahildeki evimizi senin çizdiğin
projeye göre
>>
>>yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı
ederken, ben hep
>>
>>seni
>>
>>izliyor olacağım....
bu güzel maili benimle paylaştığın için çok teşekkür ederim kuzencim...