View Full Version : .:::: Araba sözlüğü ™ ::::.
Ertan Ömür
02-28-2006, 05:54 PM
A
A-SÜTUNU: Otomobilin orta gövdesinin önünde yükselen, tavani tasiyan sag ve sol kösede bulunan ve içinde pasif güvenlik unsuru destekleri olan sütun.
ABAT-VENT: Speedster otomobillerde kullanilan alçak ön cam veya rüzgar kesici çikinti.
ABAXIAL: Dingil harici yapi.
ABC (Active Body Control): Otomobilin yanlara, öne ve geriye dogru kasilmasini engelleyen Mercedes patentli hidro-elektronik sistem.
ABS (Anti Block System): Sert frenajda veya kaygan zemin üzerinde tekerleklerin kilitlendigini sensörler yardimi ile algilayan, milisaniyeler içinde fren disklerinin tekerleklerin tutunma islemi baslayincaya kadar sikilip bosaltilmalarini ve bu sayede sürücünün en zorlu sartlarda bile direksiyon hakimiyetini korumasini saglayan elektronik sistem. Ani frenajlarda cisimden kurtulmaya olanak saglayan ABS birçok otomobil markasi tarafindan standart ve istege bagli olarak kullaniliyor.
AC (Air Conditioner): Klima sisteminin kisaltmasidir.
ADB (Automatische Differantial Bremse): Standart kilitli diferansiyellerin elektronik devreli bir versiyonu.
ADEZYON: Sivilarin veya madenlerin birbirlerine yapismasini saglayan kuvvete adezyon denir.
AERODINAMIK: Hareketli bir cismin hava akimi içindeki davranisinin incelenmesine aerodinamik denir. Ilk olarak uçaklari incelemek için gelistirilmistir. Modern otomobillerin sekilleri yuvarlaklastirilarak hava otomobilin çevresinden kolayca geçebilmektedir. Bu da havadan kaynaklanan sürtünmeyi azaltir. Bu sayede otomobilin dengeli yol almasi ve yakit tüketiminin azalmasi saglanir.
AFS (Active Fahrwerks Stabilierung): Temel olarak ABC ile ayni islevi görür. Sistem Citroen Xantia Activa´da kullanilmaktadir.
AKICILIK DERECESI (Vizkozite): Bir sivinin dar bir bogazdan akabilmesine o sivinin akicilik derecesi denir. Bu, belli bir hacimdeki sivinin belli bir çaptaki delikten akma zamanidir.
AKS: Otomobil eksenine dik, tekerleri tasiyan bir veya birden fazla tekerlegi barindiran bir mildir.
AKSELERASYON: Otomobilin hizlanmasi.
AKTARMA ORGANLARI: Motor gücünü tekerleklere aktaran organlardir. Pek çok parçadan olusur ve motor gücünü tekerleklere sanziman üzerinden aktarir.
AKTIF GÜVENLIK: Otomobilin kaza pozisyonuna girmesini engellemeye çalisan ve güvenligi arttiran elemanlarin tümü. ABS ve BAS sistemlerine sahip frenler, yol tutusu maksimize eden ESP, gelismis süspansiyon sistemi, iyi durumdaki lastikler gibi faktörler.
AKÜMÜLATÖR: Akümülatörler elektrik enerjisini kimyasal enerji halinde depo eder, devrelerine elektrikli alicilar baglandigi zaman bu kimyasal enerjiyi tekrar elektrik enerjisine dönüstüren araçlardir. Motorun hareketinden elektrik üreten parça olan alternatör, motor çalismazken elektrik üretemez. Bu nedenle akümülatöre ihtiyaç duyulur. Motor çalismadigi zamanlar kullanilmak üzere elektrik enerjisi depolar.
ALB (Anti Lock Brakes): ABS´nin ilk ve basit sekli. Kizaklayan tekerlekleri hizli ritimde birakip tekrar tutan fren sistemi.
ALTERNATÖR: Alternatif akim üreten ve düsük motor hizlarinda bir dinamodan daha yüksek enerji üreten jeneratör. Sarj dinamolarinin aksine dalgali (alternatif) akim meydana getir. Bisiklet dinamolarina benzer bir biçimde çalisarak elektrik üretir.
ALT ÖLÜ NOKTA (A.Ö.N): Pistonun silindir içinde inebildigi en alt noktada, yön degistirmek için bir an durakladigi yerdir. Kisaca A.Ö.N. olarak belirtilir.
AMPERMETRE: Aküye girip çikan akim miktarini ölçen ve gösterge tablosunda bulunan bir ölçü aleti.
AMORTISÖR: Otomobilde yaylari frenleyerek ani yaylanmalari önleyen ve sarsintilari azaltan düzenek.
ANA YATAKLAR: Ana yataklar, motorda krank milini tasiyan yataklardir.
ANTIFRIZ: 0 derece ve altinda radyatör suyuna katilarak suyun donmasini önleyen kimyasal madde. Antifriz ayrica radyatörü ve sogutma sistemini pas ve korozyondan korumak amaciyla da kullanilir.
AQUAPLANING: Su birikintilerinden geçerken lastiklerin profilinden suyun kenara çikamamasindan kaynaklanan aracin lastiklerinin yerle ile temasinin kalmamasi sonucunda suya girdigi yönde veya tam olarak savrularak hareket etmesi.
ASC+T (Automatische Stabilitäts Control+Traktion): BMW´de kullanilan elektronik çekis kontrol sistemi olup, sürekli arka tekerleklerin durumunu gözlemleyerek bir kayma olup olmadigini denetler. Arka tekerleklerde bir kayma olursa ASC+T devreye girip frenleri ve motoru kontrol ederek otomobilin yolda kalmasini saglar.
ASR (Anti Schlupf Regelung): Kaygan yol kosullarinda özellikle kalkis aninda otomobilin patinaj yapmasini engelleyen sistem.
ATALET: Bir cismin herhangi bir hareket yönüne veya hiz degisikligine karsi gösterdigi dirençtir.
ATESLEME AVANSI: Silindirde sikistirilan yakit-hava karisiminin ateslendikten sonra tamamen tutusabilmesi için gereken süredir.
ATESLEME BOBINI: Atesleme sisteminde transformatör gibi görev yaparak batarya voltajini binlerce voltaja yükseltir. Bu yüksek voltaj bujinin tirnaklari arasinda kivilcim meydana getirir.
ATESLEME NOKTASI: Motorinin sikistirilma sonucunda silindir kafasindaki sicak gazlarin içine püskürtüldügü anda kendiliginden ve hemen ates alma sicaklik noktasina atesleme noktasi denir.
ATESLEME SIÇRAMASI: Yanlis bujinin karisimi tutusturmasina atesleme siçramasi denir. Atesleme siçramasi genellikle buji veya distribütör kapaginin ya da tevzi makarasinin hatali olusundan meydana gelir.
ATESLEME SIRASI: Motor silindirlerinin ateslenme sirasi veya silindirlerde güç zamaninin meydana gelis sirasidir.
ATESLEME SISTEMI: Silindirlerde sikisan hava-yakit karisiminin yakilabilmesi için bujilere yüksek voltajli kivilcim saglayan sistem. Batarya, atesleme bobini, distribütör, kontak anahtari, kablolar ve bujiler bu sistemin parçalaridir.
ATMOSFERIK BASINÇ: Dis hava agirliginin asagiya dogru basma kuvvetine atmosferik basinç denir.
AWD (All Wheel Drive): 4 tekerlekten çekis sistemi. Bu tip otomobillerde motor gücü dört tekerlege birden aktarilir.
AWS (All Wheel Steering): Direksiyonun dört tekerlegi birden yönlendirebildigi sistem.
AUTODIMMING: Dikiz aynalarinda kullanilan duyarli aynanin isigi daha yogun kirarak, kararmasi.
AYARLAMA: Motorun en iyi sekilde çalisabilmesi için yapilan motor ayarlari.
B
BAKIR KURSUN YATAKLAR: Genellikle dizel motorlarinda yaygin bir sekilde kullanilan yatak çesididir.
BALANST REZISTÖR DEGERLERI: Elektronik atesleme sistemi iki rezistör ile korunur. Bunlar, 0,55 ohm olan normal devre direnci ile 5.ohm olan yardimci devre direncidir.
BALATA (FREN PABUÇLARI): Yarim daire seklinde kavis verilmis metal bir parça. Üzerine isiya karsi oldukça dayanikli olan balata perçinlenmistir. Frene basildigi zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.
BAS (Brake Assist System): Panik frenlemede fren hidroligi içindeki basinci arttiran ve her tekerde esit fren gücünün olusmasini saglayan sistem.
BASINÇLI KAPAK: Suyun kaynamasini ve kaybini önleyen, sogutma sistemini basinç altinda çalistiran supapli bir kapaktir.
BASKI YATAGI: Debriyaj pedalina basildiginda, baski parmaklarini bastirarak motor ile güç aktarma organlarini birbirinden ayiran mekanizmadir.
BATARYA: Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden ve akim kaynagi olarak kullanan düzenek.
BENZIN: Ham petrolden elde edilen ve otomobillerde yakit olarak kullanilan bir hidrokarbondur.
BENZIN MOTORLARI: Buji ile ateslenen, benzin veya benzin türevi yakit kullanan motorlara benzin motorlari denir.
BENZIN YANMASI: Benzin-hava karisimi silindir içinde sikistirma zamani sonunda, bujinin meydana getirdigi kivilcim neticesinde düzenli olarak yanmaya baslar. Hiçbir zaman patlamaz. Normal yanma bujide baslar ve sonra bir alev dalgasi halinde atesleme odasini kat eder.
BERABER ÇALISMA: Çok silindirli motorlarda genellikle silindirlerin ikiser ikiser beraber çalismasidir. Örnek olarak dört silindirli bir motorda, birinci silindir ile dördüncü silindir pistonlari ikisi beraber ve üçüncü silindir ile ikinci silindir de beraber çalisir.
BEYGIRGÜCÜ: Motor tarafindan üretilen gücün birimi. 0, 7457 kw´a es degerdir.
BILESIK YAGLAR: Bu tip yaglar genellikle ince yaglar olup, SAE numarasi yüksek yaglarin özelliklerini karsilamak için içlerine bazi kalinlastirici katiklar katilmis yaglardir.
BI-XENON: Bi-Xenon farlar, günümüzün en gelismis ve en güçlü far teknolojilerinden biridir. B-xenon ismi, uzun ve kisa farlar için iki ayri xenon ampul kullanilmasindan gelmektedir. Xenon farin dalgaboyu ve dolayisiyla maviye yakin olan rengi günes isigina çok yakin oldugu için, gece sürüsünde karsidan gelen sürücünün gözünü almaz ve yansimayi en aza indirir.
Xenon gazinin içinden geçen isik, 70 mm çapindaki hareketli lensten yansiyarak genis ve uzun mesafeli "uzun far" etkisini yaratir. Bu farlar günümüzde bir çok otomobilde standart ve istege bagli olarak sunulur.
BIYEL CIVATALARI: Biyel civatalari, biyel kepini biyel basina baglayan civatalardir.
BIYEL KEPI: Biyel ile biyel muylusu arasindaki baglantiyi saglayan parçadir.
BIYEL MUYLUSU: Biyelin krankta baglandigi yüzeydir.
BIYEL YATAGI: Biyel basinda bulunan, içinde krank mili biyel muylusunun döndügü yataktir.
BIYELLER: Piston ile krank mili biyel muylularini birlestiren parçalardir.
BOGAZLI KARTEL: Yanlardan üst kartele, önden ve arkadan kavis biçiminde, ön ve arka ana yatak kepine oturan kartellere bogazli kartel denir.
BOXER MOTOR: Silindirlerin ayni, genellikle tam yatay, düzlemde (180 derece) karsilikli olarak çalistigi, otomobile ekstra denge saglayan motor.
BUHAR TAMPONU: Karbüratöre dogru olan benzin akisinin, yakit sistemindeki benzinin buharlasmasi nedeniyle gecikmesi veya durmasidir.
BUJI: Iki elektrod ve porselenden olusan parça. Silindir içindeki sikismis hava-yakit karisimi, bujinin elektrotlari arasinda olusan yüksek voltajla ateslenir.
BUJI ARIZALARI: Buji arizalari genellikle motora göre uygun sicaklikta buji kullanmamaktan, bujinin yanlis yerlestirilmesinden veya motordaki atesleme sistemi ya da yakit sistemi arizasindan meydana gelir. Genellikle görülen buji arizalari, üst porselenin çatlamis veya kirilmis olmasi ve burun porseleninin çatlak veya kirik olmasidir.
BUJI SICAKLIGI: Silindir içine emilen benzin-hava karisiminin yanma zamaninda meydana getirdigi isi enerjisi yaklasik olarak 2000 - 2500 derece arasindadir.
BUJI TIRNAK ARALIGI: Bataryali atesleme sisteminde buji tirnak araligi genellikle 0,6 - 0,8 mm arasindadir.
BURÇ: Yatak görevi gören silindir bir parçadir.
BURÇ AÇICI ZIMBA: Burçlari bulunduklari yerde sikistirmak için kullanilan alettir.
C-Ç
CABRIOLET (Cabrio): Normal dört kisilik binek otomobillerin üstü tümüyle açilabilen karoser tipi.
CBC (Cornering Brake Control): Arka akstaki frenlerin optimal kullanimini saglayan yardimci fren sistemi. Fren sisteminin içinde hidroligin en dogru sekilde dagilimini saglar.
CD: Hava direnci katsayisi. Bir otomobilin ne kadar hava direnciyle karsilasacagini gösterir. Hava sürtünmesi azaldikça otomobilin yakit tüketimi de azalir. Otomobil firmalari bu katsayiyi azaltmak için yeni tasarimlar gelistiriyor.
CDI (Common-rail Direkt Injection): Bosch tarafindan gelistirilen dizel yakitin yaklasik 1350 bar basinç ile yanma odasina püskürtülmesini saglayan sistem. Mercedes´in kullandigi bu sistem diger markalar tarafindan TDI (Audi, VW, Seat, Skoda), JTD (Fiat), veya DTI (Opel) olarak adlandirilir.
COMAND: Yeni nesil otomobillerde navigasyon sistemi, telefon, saat, TV alicisi, radyo, kaset ve CD çalardan olusan müzik sisteminin hepsine kumanda eden sistem.
COMBI: Insan tasimaciliginda kullanilan ticari araçlara verilen ad.
COMMON RAIL: Dizel motorlarda daha yüksek basinç saglayan ve performans/ekonomi oranini ideale yaklastiran enjeksiyon sistemi.
Common-rail sisteminde "kütük" adi altindaki bir dagiticidan silindirlere yakit gönderiliyor. Common-rail sisteminde her enjektörden silindirin o anlik ihtiyaci kadar motorin geçiyor. Böylece yakit tüketimi azaliyor ve performans artiyor.
COMPACT: Orta sinif otomobillerin karoser biçimi için kullanilir.
CONTA: Motorda, birlestirilen parçalarin arasina sizdirmazlik saglamasi için konulan, çesitli malzemelerden yapilan plakalar.
CONTA YAPISTIRICISI: Contalara sürülen yapistirici bir maddedir.
COUPE: Yaninda tek kapisi olan otomobil tipi.
CRUISE CONTROL (Otomatik hiz kontrol): Sürücünün ayagini gazdan çekmesine olanak taniyarak, otomobili belli bir hizda tutabilen bir sistemdir. Bu sistemde, araç ayarlanmak istenilen hiza ulastiginda ilgili sistem ile ilgili bir dügmeye basilir ve ayak gaz pedalindan çekilir. Sistem devreden çikarilmak istendiginde tekrar gaza basmak ya da ilgili dügmeye tekrar basmak yeterlidir.
CVT (Continuosly Varible Transmission): Sürekli degisken sanziman olarak adlandirilan bu sistemde disli çemberleri birbirlerine bir çelik bantla bagli bulunur. Böylece kademesiz bir vites kontrolü saglanir.
CVVT: Elektronik olarak degisken supap zamanlamasi ile çalisan motor.
ÇAMUR PERDELERI (TOZLUKLAR): Oynak parçalara toz ve pislik girmesini önleyen, kauçuktan yapilmis koruyucular.
ÇAMURLU TORTU: Karterin içinde zamanla biriken toz, pislik, yag ve su karisimi olan oldukça yapiskan bir tortudur.
ÇAN AGZI: Asinmis olan silindirik bir parçanin daha fazla asinmis olan tarafidir.
ÇAP KUMPASI: Mil çapini, delik iç çaplarini ve parça kalinliklarini ölçebilen bir ölçü aletidir.
ÇAPAK: Madeni bir yüzeyden kesici aletle kesilen küçük metal zerreciklerdir.
ÇAPRAZ KUSAKLI LASTIK: Katlardaki iplikler diyagonal olarak yerlestirilmis lastik.
ÇAPRAZ TIP KARDAN MAFSALI: Bu mafsallar esas olarak birbirleri ile 90 derecelik açi yapacak sekilde bir istavrozla tutturulmus olan ve ana safta bitisik olan iki kelepçeden meydana gelmistir. Çapraz tip mafsalin yaglama islemi mafsalin yapimina baglidir.
ÇARPMALI YAGLAMA SISTEMI: Çarpmali yaglama sistemi, yag pompasinin karterdeki motor yagini yag çanagina basarak, çanagi daima dolu bulundurmasi seklinde çalisir.
ÇEKIS MILI: Gücü dogrudan tekerleklere aktarir.
ÇEKTIRME: Bir paçanin digerinden hasar yapmadan çikarilmasinda kullanilan bir tamir takimidir.
ÇEVRIM: Bir motorda is elde etmek için tekrarlanmadan meydana gelen olaylarin toplamina bir çevrim denir. Dört zamanli motorlarda bir çevrimin tamamlanabilmesi için pistonun dört hareketine (krank milinin iki tam devir yapmasina) gerek vardir. Dört zamanli motorlarda bir çevrim, Krank milinin 720 derecelik dönüsü ile tamamlanir.
ÇIKIS MILI: Gücü tekerleklere aktarir. En büyük viteste giris miliyle çikis mili ayni hizda döner, böylece otomobil hizli gider.
ÇIVILI LASTIK: Karli ve buzlu yolda kullanim içindir. Ayrica yaris otomobillerinde kullanilir.
ÇIZILMIS YÜZEY: Çizilmis ya da kanal açilmis yüzey. Silindir yüzeylerinin pistonla beraber asagi yukari hareket eden atiklarla veya zimpara taneleri yardimiyla çizilmesi gibi.
ÇOK AMAÇLI GRESLER: Lityum sabunlu greslerdir. Orta kivamda, suya dayanikli oldugundan aracin her yerinde kullanilabilir özellige sahiptir.
ÇOK LEVHALI KAVRAMA: Bir tür debriyaj kavrama seklidir. Bu tür debriyajda, degisik isleten ve isleyen diskler kullanilmaktadir. Önemli olan her isleten diskin uygun yük miktarini isleyen disklere aktarmasi ve bütün isleyen disklerin dönüslerine aksettirilmesidir. Bu tür debriyaj, binek otomobilleri mekanik vites mekanizmalarinda görülmemekle beraber otomatik vites mekanizmalarinda ana unsuru olustururlar.
D
DBC (Dynamische Bremsen Control): BAS´in (Brake Assist System) -yani panik frenlemede fren hidroligi içindeki basinci arttiran ve her tekerde esit fren gücünün olusmasini saglayan sistemin- BMW´de kullanilan versiyonu.
DEBRIYAJ: Pedalla harekete geçirilen ve motorla vites kutusunun baglantisini keserek vites degistirilmesini saglayan sistem.
DEGISKEN SUPAP ZAMANLAMASI: Degisken supap zamanlamasi, motor isletim sisteminin hangi devire göre hangi supap zamanlamasinin kullanilacagini belirlenmesi ve her devirde en verimli çalismayi saglamasidir. Böylece motor düsük devirlerde az yakit tüketirken yüksek devirlerde de iyi bir performans sunuyor.
DESELERASYON: Araçlarin duruncaya kadar yavaslamasi.
DETERJAN KATIKLAR: Bu katiklar yagin yikayici ve temizleyici özelligini saglar. Motor içindeki pislikler genellikle yakit ve yaglarin biraktiklari kül, karbon, kurum ve is gibi kalintilari içerir. Deterjan katiklari gerek sogukta, gerek sicakta bu kurumlarin ve birikintilerin olusumuna engel olarak motoru temiz tutar.
DETONASYON: Karisimin buji tarafindan ateslenmesinden sonra yanmanin düzensiz olarak gerçeklesmesine detenasyon denir. Karisimin ani yanmasi sonucu yükselen basincin olusturdugu vuruntu çok siddetli olursa, motor parçalari yipranir.
DEVIR GÖSTERGESI: Sürücüye motorun krank milinin dakikada kaç devir yaptigini bildirir.
DIN (Deutsches Institut für Normung): Tüm ölçümlerde kullanilan Alman endüstri normu, 1 DIN= 1.12 SAE
DISTAN YANMALI MOTORLAR: Distan yanmali motorlar otomobillerde kullanilmayan bir motor çesidi olup, yakitin disarida bir yerde yakilmasi ile üretilen isi enerjisini mekanik enerjiye dönüstüren makinalardir.
DIFERANSIYEL: Otomobil viraj alirken iç ve dis tekerleklerin farkli hizlarda dönmesini saglayan disli çark sistemi.
DIFERANSIYEL DISLISI: Tekerleklerin degisik hizlarda dönüsünü saglayan diferansiyel kutusundaki disli düzenegi.
DINAMO: Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirerek bataryayi sarj eden elektrik sisteminin bir parçasi.
DINAMOMETRE: Motorun çikis gücünü ölçen cihaz.
DINGIL: Tekerleklerin üzerinde döndügü çubuk.
DINGIL UZAKLIGI: Direksiyonun düz tutuldugu durumda, ön ve arka aks arasindaki uzaklik.
DIOD: Transistörlü atesleme sisteminde kullanilan parçalardir. Diodlar, bir voltaj rölesi gibi görev yaparak, transistörü asiri voltajin etkisinden korur.
DIREKSIYON: Bir araci istenilen tarafa yöneltmek için ön tekerleklerin saga veya sola istikametlerini degistiren mekanizmaya direksiyon sistemi denir.
DIREKSIYON DISLILERI: Direksiyon dislileri, direksiyon simidinin dönme hareketini dogrusal harekete çevirerek aracin ön tekerleklerine ileten, direksiyon milinin ucuna yerlestirilmis olan dislilerdir.
DIREKSIYON SIMIDI: Araci istenilen yöne çevirmeye yarayan, direksiyon milinin ucunda bulunan yuvarlak bir parçadir. Güvenli bir sürüs için direksiyonu iki elle ve saat 9:15 pozisyonunda tutunuz.
DISKLI FREN: Bisiklet frenine benzer. Frene basilinca pistonun hareketiyle bataryalar tekerlege bagli diske sürtünür ve tekerlek yavaslar.
DISPERSAN KATIKLAR: Bu katiklar, deterjan sayesinde motorun içinden çözülen pisliklerin etrafini sararak atesleme odasina, supap odalarina, yag kanallarina, filtre elemanlarina ve motor çeperine yapismasini önler. Çok küçük parçalar halindeki pisligin yag bünyesinde askida kalmasi özelligi dispersan katigi sayesinde saglanir.
DISTRIBÜTÖR: Bujilerin dogru zamanda ateslemelerini saglamak için onlara elektrik dagitimi yapan sistem.
DISTRIBÜTÖR KAPAGI: Genellikle bakalitten imal edilen bir kapaktir. Kapak içinde, atesleme bobininden gelen yüksek voltajin bujilere iletilebilmesi için motor silindir sayisi kadar esit aralikli madeni uçlar bulunmaktadir.
DISTRIBÜTÖR TABLASI: Platin takimi ve kondansatörü üzerinde tasir. Mekanik avansli distribütörde sabit olarak gövdeye baglanmistir.
DISTRONIC: Radar destekli bilgisayarli cruise control sistemi. Önde yaklasilan aracin hizinin kendi hizindan az oldugunu belli bir mesafede algilayan sistem, motoru sikistirarak veya fren yaparak otomobili yavaslatiyor. Önü bosalinca da otomobili programli hizina tekrar çikariyor.
DISLI ÇARKLAR (DISLI): Disleri olan ve birbirini harekete geçiren, yuvarlak makine parçalari.
DISLI ORANI: Birbirlerinin dönmesini saglayan iki di? slinin veya milin dönme oranlaridir.
DISLI YAGLARI: Hassas olarak islenmis disli yüzeylerinde kullanilan yaglardir. Bu tür dis yüzeylerinde korozyona ve yagin kalinlasmasina neden olacak maddelerin meydana gelmemesi için disli yaglarinin kimyasal stabiliteye sahip olmalari gerekmektedir.
DIYAGRAM VERIMI: Endikatör diyagramindan ölçülen isin, teorik çevrim diyagramindan ölçülen is oranina diyagram verimi denir.
DIZEL ÇEVRIMI: Dizel motorlarda motorin, silindire emilerek sikistirilmasinin ardindan püskürtülür ve daha sonra sikistirilan havanin sicakligi ile tutusur. Dizel motorlarda bu sekilde gerçeklesen çalisma düzenine dizel çevrimi denir.
DIZEL MOTORU: Dizel motoru, dizel çevrimine göre çalisan bir motordur.
DOHC (Double Over Head Camshaft): Her silindir sirasinin üstünde bulunan çift eksantrik mili.
DONMA NOKTASI (YAKIT): Yakitin katilastigi veya dondugu isi derecesine donma noktasi denir. Bu ise yakitin soguk havada kullanilabilme oranini gösterir. Özellikle motorin soguk havalarda kristalleserek donabilir.
DÖNER PISTONLU MOTOR (ROTARY-WANKEL MOTOR): 1954 senesinde Felix Wankel tarafindan gelistirilmis bir motor türüdür. Bu motorda silindir geometrik elips biçimi seklindedir. Bu motorun çalisma prensibi kisaca, yakit odasina sahip blok içinde üçgen seklinde bir döner pistonun dönerek, silindir içinde degisik yakit hacimleri ve sikistirma oranlari meydana getirmesidir.
DÖNÜS DAIRESI ÇAPI: Aracin dönebilecegi en küçük dairenin dis çapidir. Küçük otomobiller için bu çap daha küçük olur.
DÖRTLÜ KARBÜRATÖR: Dört bogazli karbüratöre dörtlü karbüratör denir.
DÖRT ZAMANLI MOTORLAR: Dört zamanli Otto motoru prensiplerine göre gelistirilmis olan dört zamanli çalisma sistemi olan motorlardir. Bu dört çalisma zamani emme, sikistirma, is (güç, yanma, genisleme) ve egzoz olarak siralanir.
DÜZ SILINDIR KAPAKLI MOTOR: L tipindeki motor, düz silindir kapakli motordur.
DRIVE-BY-WIRE: Otomobildeki direksiyon simidi ile fren ve gaz pedallari hareketlerini bilgisayar kontrollü elektronik sistem üzerinden inanilmaz bir hizda mekanige ve hidrolige aktaran sistem.
DSC (Dynamic Stability Control): ESP ile ayni prensipte, dört tekerlegin yola en güvenli sekilde basmasini saglayan sistem. Elektronik stabilite sistemi agirlikli olarak BMW´de kullanilir.
DSP (Dynamic Shift Program): Sanziman ayarlarini sürücünün kullanim tarzina göre degistiren gelismis otomatik sanziman.
E
EAS (Elektronik Active Steering): Ön tekerleklerin ani direksiyon hareketleri sebebiyle yol tutusu bozmasini engellemeye çalisan aktif direksiyon sistemi.
EBD (Electronic Brake Distributor): Fren gücünün dört tekerlekte esit olmasini saglayan hidrolik dagilim destek sistemi.
EBV: Fren hidroliginin basincini ve dagilimini kontrol eden supap sistemi.
ECE (Economic Commission for Europe): Avrupa Birligi ülkelerinde kullanilan yeni norm.
ECOTEC: GM´in gelistirdigi çevreci ve ekonomik özelliklerde teknoloji saglayan motor.
EDLS: Özellikle arkadan itisli otomobillerde, tekerleklerin esit güçte dönmesini saglayan elektro-mekanik diferansiyel kilit sistemi.
EGZOZ GAZI DEVIRDAIMI SISTEMI (EGR): Dizel araçlarda bulunan ve egzoz gazindaki is parçaciklarini yakalamak için ek bir sistemdir.
EGZOZ BORUSU: Motordan çikan yanmis gazlari disari atar.
EGZOZ MANIFOLDU: Motor silindirlerinde yanmis olan gazlarin disariya atilmasini saglayan, bir seri borudan yapilmis motor parçasi.
EGZOZ PATLAMASI: Sistemdeki bir kaçak, ateslemenin rötarda olmasi ya da düsük oktanli yakit nedeniyle egzozdan gazlarin patlayarak çikmasi.
EGZOZ SUBABI: Egzoz zamaninda açilarak yanmis egzoz gazlarinin silindirden disari atilmasini saglayan supap.
EGZOZ ZAMANI: Egzoz supabinin pistonun alt ölü noktadan üst ölü noktaya dogru yaptigi strok sirasinda açilarak, yanmis gazlarin silindirlerden disariya atilmasidir.
EGRILIK AÇISI: Oto tekerleginin yerden yükselis açisi.
EKSENEL GEZINTI: Bir milin iki ucuna dogru yapmis oldugu harekete eksenel gezinti denir.
ELASTISITE: Araçlarin ara hizlanmasi, performanslarindaki esneklik.
ELCODE: Otomobile binerken veya indikten sonra, çok degisken formüllerle uzaktan kumanda sifresi (data-check) yaratan "kontak anahtari", ayni zamanda motoru da "kilitleyebiliyor".
ELEKTRIK SISTEMI: Otomobillerin elektrik sistemlerinde atesleme bobini, distribütör, regülatör, batarya, sarj dinamosu, mars motoru ve kablolar yer alir.
ELEKTRIKLI YAKIT POMPASI: Kamyon, otobüs gibi genellikle agir hizmet tipi araçlarda bulunan elektrikli yakit pompasi, aracin bataryasindan veya sarj dinamosundan aldigi akimla çalisarak, yakit deposundan karbüratöre yakit aktarir.
ELEKTROLIT: Bataryadaki asit ve saf su karisimi.
ELEKTRONIK ATESLEME SISTEMI: Bataryali atesleme sistemi parçalarina ek olarak, distribütörde manyetik ünite ve kontrol ünitesi ile donatilmis sistemdir. Elektronik atesleme sistemi, manyetik alandaki degismelerin meydana getirdigi elektrik akimi prensibine dayanir. Bu sistemde birbirine temas eden hiçbir parça yoktur. Klasik atesleme sisteminde görülen platin ve meksefe, atesleme sisteminde yer almaz. Bu sistemde motor atesleme zamani fabrikada ayarlanir ve bu ayar hiçbir sekilde aracin yaptigi kilometre arttikça degismez, sabit kalir.
ELEKTRONIK YAKIT ENJEKTÖRÜ: Emme borularina, motorun devrine, isisina ve gaz verme durumlarina göre yakit iletimini kontrol eden aygit.
ELEKTROT ARALIGI KARBON ILE KISA DEVRE: Atesleme odasinda meydana gelen karbon depozitlerinin, buji elektrotlari arasinda kisa devre meydana getirmesidir.
ELEKTROT GÖBEGINDE KISA DEVRE: Atesleme odasinda meydana gelen depozitlerin, porselen göbek ile bujinin madeni kismi arasinda kisa devreye neden olmasidir.
EL FRENI: El ile çalistirilan, otomobil park edildiginde hareket etmesini önleyen, genellikle arka frenlere bagli fren sistemi.
EMME MANIFOLDU: Karbüratörden motorun silindirlerine yakit-hava karisiminin akisini saglayan, bir seri borudan yapilmis motor parçasi.
EMME MANIFOLDU AYARI: Emme manifoldunun iyi bir performans gösterebilmesi için gerekli olan ayardir. Emme manifoldu belli bir hacim ve uzunlukta yapilmalidir.
EMME STROKU: Emme zamaninda, üst ölü noktadan alt ölü noktaya dogru olan piston stroku sirasinda silindire hava-yakit karisiminin girmesidir.
EMME SUBABI: Emme zamaninda açilarak silindirlere hava-yakit karisiminin girmesini saglayan supap.
EMME ZAMANI: Pistonun üst ölü noktaya yaklasmasiyla birlikte emme supabinin açilmasina, emme zamani denir.
EMNIYET KEMERI: Araçlarda sürüs aninda sürücü ve yolcularin güvenliklerini saglamaya yönelik bir sistemdir. Emniyet kemerinin görevini en iyi sekilde yapabilmesi için, alt bölümünün iki tarafta legen kemiginin üzerinden ve üstte de omuzun üzerinden geçmelidir.
EMNIYET KEMERI ÇESITLERI: Aktif gergili emniyet kemeri sistemlerinde Emniyet kemerindeki boslugu almak için (özellikle kisin kalin giysiler giyildiginde) bir algilayiciya bagli bir gergi sistemi, devreye girerek yolcu emniyet kemeri üzerine yüklenmeden önce kemeri gerer. Böylece yolcunun hareketi en aza indirgenir. Iki tip gergi sistemi vardir; yayli ve ateslemeli. Yayli tip; algilayicidan gelen uyari sonucunda bir yay tetiklenir ve emniyet kemeri gerilir. Ikinci tipte ise hava yastiginda oldugu gibi bir atesleme mekanizmasi kullanilir. Darbe uyarisi geldiginde bir gaz ateslenerek emniyet kemeri gerilir. Bu sisteme "piroteknik" de deniliyor.
EMNIYET KEMERI YÜKSEKLIK AYARI: Emniyet kemerinin farkli boylardaki insanlara göre ayarlanabilmesini saglar.
ENDÜKSIYON BOBINI: Endüksiyon bobini, 6-12 voltluk batarya voltajini bujide tirnak araligini atlayacak kadar yüksek voltaja çikaran oto transformatörüdür.
EPS (Elektro Power Steering): Hidrolik destekli ve hiza duyarli elektrik motorlu direksiyon sistemi.
ERKEN ATESLEME: Yanma odasina sikistirilmis olan karsimin buji kivilcimi ile yakilmadan, kendi kendine yanmaya baslamasina erken atesleme denir. Erken ateslemenin baslica nedeni, yanma odalarinda fazla karbon birikintilerinin olusmus olmasidir.
ESP (Electronic Stability Program): Otomobilin savrulma ihtimaline karsi dört tekerlegin dönüsünü sürekli kontrol eden sensörler ile gerektiginde tek bir tekerlege bile fren yaptiran ve amortisörlerin hareketini de kontrol eden sistem.
EZILEBILIR BÖLÜM: Aracin kaza aninda ezilebilecek bölümlerine verilen ad. Bu bölümler kaza aninda açiga çikan enerjinin büyük bölümünü yutar, kalan enerjiyi ise otomobilin gövdesinde yolculara zarar vermeyecek biçimde yönlendirir.
ETC: Elektronik çekis kontrol ve düzeltme sistemi.
F
FAKIR KARISIM: Motorlarin çesitli yük ve hizlarindaki yakit-hava karisiminin fakir karisim halinde bulunmasidir. Fakir karisim, benzinin birim agirliginin havaya nazaran daha az oranlarda olmasi ve yanma islemi için gerekli oranda oksijen ile birlesememesidir.
FILTRE: Hava filtresi, motora giren havayi süzerek toz ve pisliklerden arindirir. Yag filtresi genellikle motor karterinin altinda olan ve motor yagini süzerek toz, pislik ve artiklarin yaglama sistemine karismasini önleyici bir filtredir.
FILTRE YAG DOLASIM SISTEMLERI: Basinç ayar supabi ile düzenlenen yag dolasim sistemleri, kisa devreli sistem ve tam akisli sistem olarak ikiye ayrilir.
FOSIL YAKITLAR: Milyonlarca yil önce ölen hayvan ve bitkilerin çürümesiyle olusan kömür, petrol gibi yakitlara genel olarak verilen ad.
FPS: Birçok otomobilde sadece küçük bir yangin tüpü seklinde, yaris otomobillerinde ise çesitli noktalara çelik borular içinden söndürücü gaz püskürten yangin önleme sistemi.
FREN: Hareketli aracin hizini azaltan veya tamamen durduran düzenek.
FREN AYARI: Periyodik olarak fren balatalarina ve genel fren sistemine yapilan ayarlardir.
FREN BALATALARI: Fren pedalina basildigi anda fren kampanasina sürterek yavaslama ve durma etkisi yaratan parçalardir. Fren balatalari yarim daire seklinde kavis verilmis metal parçalaridir.
FREN BOSALMASI: Balatalarin asiri isinmasindan dolayi frenlerin tutmamasi.
FREN DISKI: Hidrolik fren sistemlerinde tekerlerdeki fren tablasina takilir. Merkez pompasindan gelen hidrolik basinç, fren diskindeki pistonlari etkileyerek fren pabuçlarini açar ve frenleme için kampana iç yüzeyine temas ettirir.
FREN KAMPANASI: Araç tekerlerine takilan madeni parça. Dönen tekerleri frenlemek için fren pabuçlari kampana iç yüzeylerine etki yaparak kampanalari yavaslatir veya durdurur.
FREN PABUÇLARI (BALATA): Yarim daire seklinde kavis verilmis metal bir parça. Üzerine isiya karsi oldukça dayanikli olan balata perçinlenmistir. Frene basildigi zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.
FSI: Dogrudan enjeksiyon gerçeklestiren, fakat yüksek oktanli benzinlerle çalisan motor (WV Grubu´nda sikça kullanilmaktadir).
F TIPI MOTOR: Bazi supaplari silindir kapaginda, bazilari silindir blogunda bulunan bir tip motor.
G-H
GAZ BASINÇLI ISI GÖSTERGELERI: Gaz basinçli isi göstergesi bir isi tüpü, gösterge kadrani ve bunlari birbirine baglayan ince borulardan olusur.
GAZ KELEBEGI: Karbüratör karisim bogazinin alt kisminda bulunan yuvarlak bir disk. Ekseni etrafinda dönerek silindirlere giden karisim miktarini arttirir veya azaltir.
GAZ PEDALI: Motorun ve dolayisiyla otomobilin hizini denetleyen pedal.
GAZ TÜRBÜNÜ: Bir tür içten yanmali motor. Yanma sonucu meydana gelen basinç, türbün kanatlarina etki ederek türbün milini döndürür.
GDI (Gasoline Direkt Injektion): Mitsubishi Motors tarafindan gelistirilen sistem direkt olarak benzini yanma odasina püskürtür. Bu sistem düsük yakit tüketimi ve yüksek performans saglar.
GEÇ ENJEKSIYON: Egzozdan kara duman çikmasina neden olan, yakitin geç gelmesi durumudur. Üst ölü noktanin 12 derece sonrasinda gerçeklesen enjeksiyon, geç enjeksiyon olarak kabul edilir.
GENLESME TAPASI: Genlestikten sonra istenilen ölçüde yerine oturan bir tapadir.
GERI TEPME: Karisimin erken tutusmasi durumunda yanmanin karbüratörden geri çikmasina, geri tepme denir.
GERI VITES DISLISI: Geri viteste giris mili ile çikis milinin arasina geri vites dislisi olarak adlandirilan ek bir disli çark girer. Çikis mili ve tekerlekler ters yöne döner.
GERILIM REGÜLATÖRÜ: Alternatör ile elde edilen dogru akimin ayarlanmasi isleminde kullanilan bir parçadir.
GRES YAGI: Akiskan bir yag ile kalinlastirici bir maddenin, kati ile yari akiskan arasinda yapi degisikligi gösterdigi bir yagdir. Gres yaglarinda akiskan kisim genellikle petrol esasli mineral bir yag veya sentetik bir akiskan olup, kalinlastirici kisim ise metalik bir sabundur.
GRIP: Yol tutus. Kaymama.
GRUP DISLISI: Vites kutusu içinde bütün vites dislilerinin baglantili oldugu disli grubu.
GÜÇ: Yapilan isin birim zamana olan oranina denir.
GÜÇ STROKU: Güç strokunda hava-yakit karisimi yanarak pistonu asagiya dogru iter ve motor güç üretir.
__________________________________________________ __________________________________________________ __
HACIMSEL (VOLÜMETRIK) VERIM: Emme zamaninda silindirlere normal sicaklik ve normal basinç altinda girmis olan karisim hacminin, silindire olan oranina hacimsel verim denir. Bu verimin artmasi, motor gücünün artmasini saglar.
HAREKET NAKIL SISTEMI: Hareket nakil sistemi saft, kardan mafsali ve kayici mafsal gibi parçalardan olusur. Bu sistemler, motor gücünün sanzimandan (vites kutusu) diferansiyele nakledilmesinde kullanilir.
HAVA BASINCI: Havanin bir cisim üzerine uyguladigi kuvvet. Basinç havanin küçük bir hacme sikistirilmasiyla artar.
HAVA BOGAZI: Karbüratörde motora giren havanin geçtigi boru seklindeki kisim.
HAVA FILTRESI: Motora giren havayi süzmek için karbüratör hava bogazinin baslangicina takilan bir çesit süzgeç.
HAVA SOGUTMALI MOTOR: Silindirlerin ve silindir kapaginin hava ile sogutuldugu motor tipi. Silindirlerin ve silindir kapaginin disina, daha iyi sogutma saglamak için ince hava kanatçiklari yapilmistir.
HAVALI SÜSPANSIYON: Range Rover´in süspansiyonunda güçlü amortisörler ve yalpa çubuklari vardir. Ancak yaylar yerine basinçli havayla dolu pnömatik silindirler kullanilir. Bu silindirler bozuk yollarin neden oldugu titresimlerin çogunu yutar.
HAVASINI ALMA: Kapali bir hidrolik ya da sogutma sistemindeki havanin çikartilmasi islemi.
HB (HatchBack): Bagaj çikintisi olmayan arkasi yere dik inen 3 veya 5 kapili otomobil.
HDI: Çok yüksek basinçla enjeksiyon gerçeklestiren dizel motor teknolojisi (Peugeot ve Citroen marka dizel otomobillerde kullanilan kisaltmadir)
HEAD-UP-DISPLAY: Gösterge tablosundaki hiz ve devir datasini ön cama rakamlar ile yansitma sistemi.
HELEZON YAY: Çelik telden yapilmis olan, yaylanabilen bir yaydir.
HESSELMAN MOTORU: Dizel esasina göre çalisir. Fakat sikistirma orani düsüktür. Atesleme, benzin motorlarinda oldugu gibidir.
HIBRID MOTOR: Iki farkli enerji sisteminin birbirini destekledigi, genellikle yakit ile çalisanin asil çekisteki elektrikli motorun bataryalarini sarj ettigi çift motor sistemi.
HIDROLIK: Güç aktariminda sivi kullanan sistemlere verilen genel ad. Otomobillerin fren sistemlerinde kullanilir. Ilk hidrolik sistemlerde su kullaniliyordu. Bugün ise su kadar çabuk donmayan sivilar ve yag kullanilmaktadir.
HIDROLIK BASINÇ: Fren balatalarini çalistirmak için tekerlek silindirleri içinde olusan basinca, hidrolik basinç denir.
HIDROLIK FREN: Fren pedalina basildigi zaman, fren pabuçlarinin hidrolik basinçla fren kampanasina sürtmesini saglar.
HIDROLIK SUPAP ITICISI: Supap boslugunu sifira indirerek supap sesini azaltan, yag basinciyla çalisan bir supap iticisi.
G-H
GAZ BASINÇLI ISI GÖSTERGELERI: Gaz basinçli isi göstergesi bir isi tüpü, gösterge kadrani ve bunlari birbirine baglayan ince borulardan olusur.
GAZ KELEBEGI: Karbüratör karisim bogazinin alt kisminda bulunan yuvarlak bir disk. Ekseni etrafinda dönerek silindirlere giden karisim miktarini arttirir veya azaltir.
GAZ PEDALI: Motorun ve dolayisiyla otomobilin hizini denetleyen pedal.
GAZ TÜRBÜNÜ: Bir tür içten yanmali motor. Yanma sonucu meydana gelen basinç, türbün kanatlarina etki ederek türbün milini döndürür.
GDI (Gasoline Direkt Injektion): Mitsubishi Motors tarafindan gelistirilen sistem direkt olarak benzini yanma odasina püskürtür. Bu sistem düsük yakit tüketimi ve yüksek performans saglar.
GEÇ ENJEKSIYON: Egzozdan kara duman çikmasina neden olan, yakitin geç gelmesi durumudur. Üst ölü noktanin 12 derece sonrasinda gerçeklesen enjeksiyon, geç enjeksiyon olarak kabul edilir.
GENLESME TAPASI: Genlestikten sonra istenilen ölçüde yerine oturan bir tapadir.
GERI TEPME: Karisimin erken tutusmasi durumunda yanmanin karbüratörden geri çikmasina, geri tepme denir.
GERI VITES DISLISI: Geri viteste giris mili ile çikis milinin arasina geri vites dislisi olarak adlandirilan ek bir disli çark girer. Çikis mili ve tekerlekler ters yöne döner.
GERILIM REGÜLATÖRÜ: Alternatör ile elde edilen dogru akimin ayarlanmasi isleminde kullanilan bir parçadir.
GRES YAGI: Akiskan bir yag ile kalinlastirici bir maddenin, kati ile yari akiskan arasinda yapi degisikligi gösterdigi bir yagdir. Gres yaglarinda akiskan kisim genellikle petrol esasli mineral bir yag veya sentetik bir akiskan olup, kalinlastirici kisim ise metalik bir sabundur.
GRIP: Yol tutus. Kaymama.
GRUP DISLISI: Vites kutusu içinde bütün vites dislilerinin baglantili oldugu disli grubu.
GÜÇ: Yapilan isin birim zamana olan oranina denir.
GÜÇ STROKU: Güç strokunda hava-yakit karisimi yanarak pistonu asagiya dogru iter ve motor güç üretir.
HACIMSEL (VOLÜMETRIK) VERIM: Emme zamaninda silindirlere normal sicaklik ve normal basinç altinda girmis olan karisim hacminin, silindire olan oranina hacimsel verim denir. Bu verimin artmasi, motor gücünün artmasini saglar.
HAREKET NAKIL SISTEMI: Hareket nakil sistemi saft, kardan mafsali ve kayici mafsal gibi parçalardan olusur. Bu sistemler, motor gücünün sanzimandan (vites kutusu) diferansiyele nakledilmesinde kullanilir.
HAVA BASINCI: Havanin bir cisim üzerine uyguladigi kuvvet. Basinç havanin küçük bir hacme sikistirilmasiyla artar.
HAVA BOGAZI: Karbüratörde motora giren havanin geçtigi boru seklindeki kisim.
HAVA FILTRESI: Motora giren havayi süzmek için karbüratör hava bogazinin baslangicina takilan bir çesit süzgeç.
HAVA SOGUTMALI MOTOR: Silindirlerin ve silindir kapaginin hava ile sogutuldugu motor tipi. Silindirlerin ve silindir kapaginin disina, daha iyi sogutma saglamak için ince hava kanatçiklari yapilmistir.
HAVALI SÜSPANSIYON: Range Rover´in süspansiyonunda güçlü amortisörler ve yalpa çubuklari vardir. Ancak yaylar yerine basinçli havayla dolu pnömatik silindirler kullanilir. Bu silindirler bozuk yollarin neden oldugu titresimlerin çogunu yutar.
HAVASINI ALMA: Kapali bir hidrolik ya da sogutma sistemindeki havanin çikartilmasi islemi.
HB (HatchBack): Bagaj çikintisi olmayan arkasi yere dik inen 3 veya 5 kapili otomobil.
HDI: Çok yüksek basinçla enjeksiyon gerçeklestiren dizel motor teknolojisi (Peugeot ve Citroen marka dizel otomobillerde kullanilan kisaltmadir)
HEAD-UP-DISPLAY: Gösterge tablosundaki hiz ve devir datasini ön cama rakamlar ile yansitma sistemi.
HELEZON YAY: Çelik telden yapilmis olan, yaylanabilen bir yaydir.
HESSELMAN MOTORU: Dizel esasina göre çalisir. Fakat sikistirma orani düsüktür. Atesleme, benzin motorlarinda oldugu gibidir.
HIBRID MOTOR: Iki farkli enerji sisteminin birbirini destekledigi, genellikle yakit ile çalisanin asil çekisteki elektrikli motorun bataryalarini sarj ettigi çift motor sistemi.
HIDROLIK: Güç aktariminda sivi kullanan sistemlere verilen genel ad. Otomobillerin fren sistemlerinde kullanilir. Ilk hidrolik sistemlerde su kullaniliyordu. Bugün ise su kadar çabuk donmayan sivilar ve yag kullanilmaktadir.
HIDROLIK BASINÇ: Fren balatalarini çalistirmak için tekerlek silindirleri içinde olusan basinca, hidrolik basinç denir.
HIDROLIK FREN: Fren pedalina basildigi zaman, fren pabuçlarinin hidrolik basinçla fren kampanasina sürtmesini saglar.
HIDROLIK SUPAP ITICISI: Supap boslugunu sifira indirerek supap sesini azaltan, yag basinciyla çalisan bir supap iticisi.
I
ISI GÖSTERGELERI: Otomobillerde bulunan isi göstergeleri, gaz basinçli ve elektrikli isi göstergeleri olmak üzere ikiye ayrilir. Isi göstergeleri, motor ve radyatör içindeki sicaklik derecelerini veren göstergelerdir.
ISI KONTROL SUPABI: Isi kontrol supabi, motor soguk iken açilarak sicak egzoz gazlarini emme manifoldu etrafindaki isitma odasina gönderir. Bu supaplar, emme manifoldlarinda bulunur.
ISI TRANSFERI: Içten yanmali motorlarda meydana gelen isinin motor parçalari üzerinde toplanmasidir. Bu istenmeyen isinin bir kismi, su kanallarinda bulunan su tarafindan havaya iletilir.
İ
IÇTEN YANMALI MOTOR: Distan yanmali motorlarin aksine, yakiti dogrudan dogruya silindirler içinde yakan ve üretilen isi enerjisini piston biyel mekanizmasi ile krank miline ileten motorlara, içten yanmali motorlar denir. Içten yanmali motorlar yakit cinsine göre dört çesittir. Bunlar ise benzin, dizel, gaz-türbin ve L.P.G. gaz motorlaridir.
IÇTEN KISA DEVRE: Termostatin kapali oldugu zamanlarda, suyun silindir kapagi ve silindir blogu arasinda dolasimini saglayan bir sistemdir.
IKI DEVRELI FREN: Iki devreli fren sisteminde ön ve arka tekerlekler birbirinden ayri iki fren devresine baglidir. Bu sistemde fren merkez silindiri tek olmasina ragmen, içinde ön ve arka tekerleklere etki eden iki ayri fren silindiri vardir. Frene basildiginda merkez fren silindir pistonu tek hareket yapmasina ragmen, ön ve arka tekerleklere birbirinden ayri iki piston ile etki eder. Ön ya da arka tekerleklerden birinin devresinde ariza olmasi durumunda, saglam fren devresi aracin frenlemesini saglar. Bu sistem tek devreli fren sistemine göre daha güvenlidir.
IKI SILINDIRLI MOTORLAR: Silindirleri karsilikli yatay bir düzlem üzerinde bulunan motorlardir. Bu motorlar otomobillerde çok az kullanilir.
IKI ZAMANLI ÇEVRIM: Isin, iki piston strokunda meydana geldigi motor çevrimidir.
IKI ZAMANLI MOTORLAR: Bu motorlara ayni zamanda karterden doldurmali motorlar denir. Iki zamanli motorlarda esas olan iki zaman, sikistirma ve is zamanidir. Bu sistemde piston her üst ölü noktaya çikisinda sikistirma, her alt ölü noktaya dogru hareketinde ise is (genisleme) yapar.
IMMOBILISER: Hirsizliga karsi motorun elektronik isletim sistemini kilitleyerek aracin çalismasini engelleyen bir sifreli koruma sistemi.
INTEGRAL (MONOKOK) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarini bir arada tutmaya yarayan çerçeveye sasi denir. Modern otomobillerde genellikle sasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna integral ya da monokok gövde denir.
INTERCOOLER: Turbonun kullanildigi motorlarda, emme manifolduna pompalanan havanin sicakligi, hem turbonun egzoz sistemi ile iç içe olmasindan hem de basinç uygulanan gazlarin isinmasindan dolayi artar. Isinarak yogunlugu azalan ve verimi düsen bu sicak havayi sogutarak motora veren sisteme intercooler adi verilir. Intercooler çalisma prensibi aslinda bir çesit radyatördür. Aralarindaki fark; radyatörde suyun, intercoolerda ise havanin sogutulmasidir.
IRTIFA ETKISI: Irtifa, deniz seviyesinden daha yukari yüksekliklerde suyun kaynama noktasinin degismesidir. Bulunulan yükseklige göre radyatör suyunun kaynama sicakliginin degismesine, irtifa etkisi denir.
ISTIKAMET ÇUBUGU: Istikamet çubuklari tekerlek sarsintilarinin direksiyon kutusuna intikalini önleyen araçlar olup, boru veya çubuk seklinde yapilmislardir.
IS ZAMANI: Motorda yanma sonunda meydana gelen basinç ile pistonun üst ölü noktadan alt ölü noktaya dogru itilmesine is zamani denir.
IVMELENME: Ivmelenme bir otomobilin hizini ne kadar çabuk artirabildigini gösterir. Ivmelenme, duran bir otomobilin saatte 0´dan 100 km hiza kaç saniyede çiktigi ile ölçülür.
Ertan Ömür
02-28-2006, 05:55 PM
K
KAM MILI: Bir disli ya da zincir yardimiyla hareketini krank milinden alan, her silindirin emme ve egzoz supaplarini çalistiran mil.
KAPALI TIP HAVALANDIRMA SISTEMI: Genellikle agir hizmet tipi araçlarda kullanilan bir havalandirma sistemidir.
KAPI EMNIYET KILIDI: Çarpisma sirasinda kapinin açilmasini önleyen mekanizma.
KAPI EMNIYET MANDALI: Kapinin içerden ve disardan açilmasini önleyen tertibat.
KAPI IÇI GÜVENLIK ÇUBUKLARI: Yan çarpmalarda yolculari korumak için kapilarin içine yerlestirilen saglam çelik çubuklar.
KAPIS POMPASI: Karbüratörde kapis devresinin gaz kelebegine baglanmis parça. Gaz kelebegine ani olarak basildigi zaman karisimi zenginlestirir.
KARBÜRATÖR: Hava-yakit karisimini motorun ihtiyacina göre muhtelif oranlarda ayarlayan ve yakiti atomize eden bir düzenektir.
KARDAN MAFSALLARI: Bu parçalar, sanziman ile diferansiyelin ayni eksende bulunmamasindan dolayi degisik açi altinda devir nakletmekte kullanilirlar.
KARDAN MILI: Güç aktarma organlarinda hareketi, vites kutusundan diferansiyele ileten mil.
KARE MOTOR: Piston strogu ve silindir çapi esit motor.
KAROSER: Sasiye monte edilen, aracin saçtan yapilmis kismi. Bu kisimda pencereler, kapilar, koltuklar, yolcu ve motoru koruyan kisimlar bulunur.
KARTER: Genellikle çelik saçtan yapilan, motorun alt tarafinda bulunan, krank muhafazasinin altini kapatan ve yaga depoluk eden parça.
KATALITIK ÇEVIRICI: Egzozdan çikan zararli gazlari azaltir. Örnegin nitrik oksitleri azot ve suya çevirerek zararsiz hale getirir.
KATALITIK KONVERTÖR: Motordan çikan zararli maddeleri zararsiz maddelere dönüstürmek için araçlara takilir. Seramikten yapilan ve gözenekleri katalitik etki saglayan maddelerle (katalizör) kapli katalitik dönüstürücünün içinden geçen egzoz gazlari reaksiyona girerek zararsiz maddelere dönüsür. Dönüstürücüye NOx (Azot Oksit), CO (Karbon monoksit) ve HC (Hidrokarbonlar) olarak giren maddeler reaksiyon sonucunda canlilara zararsiz N2 (Azot), CO2 (Karbon dioksit) ve H2O (su) olarak egzozdan disari verilir. Bazen performans artirmak için katalitik dönüstürücünün iptali gündeme gelmektedir. Bu islem araca ek güç saglasa da çevreyi kirletmesine neden oldugu için kaçinilmasi gerekir.
KATALIZÖR: Kimyasal reaksiyonlari hizlandiran ya da olus biçimlerini degistiren madde. Otomobillerin egzoz sistemlerinde kirliligi azaltmak için kullanilir.
KATALIZÖR VE KATALIZATÖR ARASINDAKI FARK: Katalizör, katalitik etki saglayan maddeye, katalizatör ise katalitik etki saglayan cihaza verilen addir. Katalitik konvertör yerine katalitik dönüstürücü kelimesi kullanildiginda aralarindaki fark daha kolay anlasilir.
KATIK: Katiklar genelde benzin ve yag katiklari olarak ikiye ayrilirlar. Benzine katilan katiklar, genelde benzinin oktan sayisini yükseltmek ve yakit deposundaki pas, tortu ve korozyonu önlemek amaciyla kullanilir. Madeni yaglara katilan katiklar ise, yagin dayaniklilik özelligini ve performansini arttirmaya yöneliktir.
KAVRAMA: Krank mili ve güç aktarma organlarini birlestiren ve ayiran düzenek.
KAVRAMA MILI: Üzerinde kavrama balatali diskinin geçmesi için açilmis kama oluklari ve uç tarafinda vites kutusu grup dislilerini çeviren bir mil.
KITLESEL GÜÇ (GÜÇ AGIRLIGI): Motorun bir beygir gücü basina düsen agirligina, o motorun kitlesel gücü veya güç agirligi denir. Motorun ürettigi gücün bir kismi, kendi agirligini tasimak için harcanir.
KOKPIT: Otomobillerde sürücünün oturdugu kisma kokpit denir.
KOMPRESÖR (TURBO): Turbo sistemlerine bazi üreticiler tarafindan verilen ad. Bu sistemde dogrudan krank miline bagli olarak çalisan basinçli hava sistemi sayesinde motorda rölantiden itibaren daha yüksek güç ve tork elde edilir.
KOMPRESYON KAÇAGI: Yanma odasinda sikisan hava-yakit karisiminin veya yanmis gazlarin, segmanlarin arasindan kartere sizmasi.
KOMPRESYON FRENI: Motorun kompresyon gücünden yararlanilarak yapilan frendir. Bu fren çesidi özellikle agir tasitlarda kullanilmaktadir. Bu sistemde egzoz manifoldu içinde bulunan bir valf mekanik bir kol araciligi ile kapatilarak, egzoz gazlarinin silindir atesleme odasindan basinçla atmosfere çikmasina engel olunur. Silindir içinde kalan bu yanmis gazlar, kompresyon freni yaparak aracin yavaslamasini saglar.
KOMPRESYON SEGMANLARI: Pistonun üst tarafinda bulunan segmanlar. Silindirdeki kompresyonu tutacak ve kaçaklari önleyecek sekilde yapilmistir.
KONTAK ANAHTARI: Kontak anahtari, çevrildigi zaman atesleme ve mars devresine elektrik akimi göndererek aracin çalismasini saglar. Ayni sekilde araç çalisir durumda iken kontak anahtari çevrildiginde, atesleme ve mars sistemine giden akim kesilerek, araç durdurulur.
KONTROL PANELI: Sürücünün önünde bulunan ve üzerinde otomobille ilgili çesitli bilgiler içeren göstergeler olan panele verilen ad.
KONTROL RÖLESI: Alternatör ile elde edilen dogru akimin ayarlanmasi görevini gören regülatörün bir parçasidir.
KORUYUCU KILAVUZ: Krank muylusunun çizilmesini önlemek için biyel civatalarina takilan bir parçadir.
KÖPÜK FILTRE: Köpük filtre, sünger tipinde delikli köpükten yapilmistir. Yagli yapisi sayesinde hava içindeki tozlari tutar.
KRANK MILI: Pistonlarin ileri geri hareketini dönme hareketine çeviren mil.
KRANK MUHAFAZASI: Üst kartel de denir. Krank milinin içinde döndügü motorun alt kismi. Üstünde silindir blogunun alt tarafi, altinda kartel bulunur.
KURS (PISTON YOLU): Pistonun alt ölü nokta ile üst ölü nokta arasinda aldigi yola denir.
KURS HACMI: Pistonun alt ölü noktadan üst ölü noktaya kadar silindir içinde yaladigi hacme, kurs hacmi denir.
KURSUN TETRA-ETIL: Yanmanin verimini arttirmak ve benzinin oktan sayisini yükseltmek için benzine katilan bir maddedir.
KURU GÖMLEK: Silindir blogunda bulunan silindirik yuvalarina siki bir sekilde geçirilen, ince çeperli çelik veya dökme demir gömleklerdir.
KUTUP BASLARI: Akümülatörün dis tarafinda üzerinde ( + ) ve ( - ) isaretleri bulunan, akümülatörden pozitif ve negatif elektrik akimlarinin verildigi güç noktalaridir.
KUSAK: Lastigin degisik katmanlarina kusak ya da kat adi verilir.
KÜLBÜTÖR MANIVELASI: Kam hareketinin yönünü degistirerek, supaba ileten maniveladir.
KÜLBÜTÖR MILI: Külbütör mili çelik alasimdan yapilmis, içi bosaltilmis ve iki basina özel tapalar takilmis düz bir mildir.
KW: Kilowatt, motorun güç degerini elektrik gücü olarak gösterir. 1 kW= 1.34 ECE= 1.35 PS (DIN)
L-M
LAMINE CAM: Ön cam saydam bir plastik tabakasinin iki yüzüne cam kaplanmasiyla yapilmistir. Bu tip camlara lamine cam adi verilir. Lamine cam bir darbe aldiginda küçük parçalar halinde kirilip dagilmaz.
LAYER: Bakir ve çelik gibi metallerden yapilmis, ince madeni levhalardir. Yatak keplerinde yatak bosluklarini artirmak için kullanilir.
LASTIK: Otomobil lastikleri, otomobilin yol üzerinde gidisini saglayan temel parçalardir.
LASTIK YANAGI: Otomobil lastiginin yan yüzüne, lastik yanagi denir.
LENZ KANUNU (TRANSFORMATÖR): Siddeti degisen bir manyetik alan içinde hareket ettirilen iletkende elektrik akimi meydana gelir.
LIFTBACK: Arkasindaki belli belirsiz bagaj çikintisina dogru egilen arka cama sahip olan ve bagaj kapagi arka cam ile birlikte yukari açilan otomobil tipi.
LPG: Sivilastirilmis halde bulunan petrol gazina LPG denir.
L TIPI SUPAP MEKANIZMASI: L tipi supap mekanizmasi olan motorlarda supaplar yanma odasi ve silindirlere ters dönmüs sekildedir. Bu tip supap mekanizmasi, bütün supaplarin bir tek kam mili ile çalistirilmasini mümkün kilar. Supap iticileri, kam milinden aldigi hareketi dogrudan dogruya supap saplarina iletecegi için supaplarin daha sessiz çalismalari saglanir.
L TIPI MOTOR: Motor supaplarinin silindir blogunda oldugu bir motor çesididir.
MALAFA: Bir eksen üzerinde bulunan parçalari, ayni eksende tutan bir mildir.
MANIFOLD: Üzerinde çesitli açikliklar bulunan kapali bir boru ya da kanal sistemi.
MANTAR TIPI SUPAP: Mantar tipi supap, otomobil motorlarinda kullanilan mantar seklinde bir supaptir.
MAYI KAVRAMA: Mayi debriyaj veya mayi volan olarak da adlandirilabilen mayi kavrama, hidrolikle çalisan bir mekanizmadir ve mekanik debriyajin gördügü görevi görür.
MARS MOTORU: Motora ilk hareketi verebilmek için gereken enerjiyi saglayan elektrik motoru.
MEKANIK AVANS SISTEMI: Mekanik olarak isleyen avans sistemidir. Bu sistemde görev yapan iki agirlik vardir. Bu agirliklar, motor dönme hizi çogaldikça santrifüj kuvveti yardimiyla açilirlar.
MEKANIK VERIM: Motorda esas güç olan faydali gücün, iç güce oranidir.
MERKEZ POMPASI: Hidrolik fren sisteminde fren pedalina basildigi zaman hidrolik basincinin gelistigi hidrolik yagi ile dolu silindir.
MEKSEFE: Platinlerin yanmasini önleyen distribütör içindeki bobin.
METAL YORULMASI: Bir metalin çatlamasi ya da karincalanmasi durumudur. Bu sekildeki bir ariza, birçok kereler tekrarlanan etki sonucunda meydana gelir.
MIKROMETRE: Hassas ölçüm yapabilen bir ölçü aletidir. Genellikle parçalarin iç ve dis çaplarini ölçme isleminde kullanilir.
MINIVAN: Minibüslerin en küçük ve lüks sekli, van tipi iri otomobil.
MONOKOK (INTEGRAL) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarini bir arada tutmaya yarayan çerçeveye sasi denir. Modern otomobillerde genellikle sasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna monokok ya da integral gövde denir.
MOTOR: Aracin hareketi için gerekli gücü saglayan makinadir. Hareket için gerekli güç, motorda yakitin yanmasi sonucunda ortaya çikar. Motorlar bu sekilde, isi enerjisini mekanik enerjiye çevirirler.
MOTOR AYARI: Bir araç üzerindeki motora, belli araliklar dahilinde yaptirilmasi gerekli olan ayarlamalardir.
MOTOR ÇESITLERI: Içten yanmali motorlarda sekiz adet motor çesidi vardir. Bu motorlar; sira silindir, v-silindir, karsilikli silindir, bas asagi silindir, bas asagi v-silindir, x-silindir, çift v-silindir ve yildiz motor olarak adlandirilmaktadir.
MOTOR DURDURULDUTAN SONRA ATESLEME: Kontak anahtarinin kapatilmasindan sonra, motorun çalismaya devam etmesi durumudur. Bu sekilde buji ile atesleme olmadigi halde, araç çalismaya devam eder. Bunun baslica nedeni ise, yanma odasinda fazla karbon birikintisinin olmasidir. Bunun disinda sogutma sisteminin arizali olusu, sicakligin yüksek olmasi, yakit kalitesinin düsük olmasi (oktan sayisinin az olmasi) gibi nedenler, kontak kapatildigi halde motorun çalismaya devam etmesine neden olur.
MOTOR YAGI: Motor içine konan, gerek petrol hammaddesinden gerekse de sentetik olarak üretilen yagdir. Motorun islev görüp, tam bir performans göstermesi ancak teknik ve rasyonel bir yaglama ile mümkündür.
MOTOR YAGININ GÖREVLERI: Motor yaginin baslica görevleri motoru yaglamak, kompresyonu tutmak, motoru sogutmak ve motoru temizlemektir.
MOTOR YATAGI: Motor yatagi, dönerek hareket eden motor parçalarini gerekli durumda tutar. Motor yatagi ayrica, motorda meydana gelen mekanik kuvvetler oraninda yüzeyine binen yükleri bozulmadan tasir.
MOTOR GÜÇLERI: Motorlarda iç güç (indike güç) ve faydali güç olmak üzere iki çesit güç bulunmaktadir.
MOTOR IÇ GÜCÜ: Silindirlere girmis olan karisimin yanmasi ile meydana gelen isi enerjisinin mekanik enerjiye dönüsmesi, motorun silindirleri içinde olmaktadir. Motorun silindirleri içinden veya piston üzerinden alinan güce iç (indike güç) denir.
MOTOR FAYDALI GÜCÜ: Faydali güce ayni zamanda efektif güç ve fren gücü de denir. Bu güç, motorun gerçek gücüdür. Silindirler içinde elde edilen iç güçten, motorun çalismasi için harcanan gücün çikarilmasindan sonra, motorun volanindan veya kasnagindan ölçülen bir güçtür.
MOTOR SUPAPLARI: Motordaki çalisma zamaninin sirasini ve devam süresini ayarlayan parçalardir.
MOTOR YAGI SAE SINIFLANDIRMASI: SAE rumuzu "Society of Automotive Engineers", (Otomotiv Mühendisleri Dernegi) kelimelerinin bas harflerinden meydana gelmistir. SAE siniflandirmasinda yaglar, kalinliklarina göre en çok yedi sinifta toplanir. Bu siniflandirmanin yaglarin kalitesi ile ilgisi yoktur.
MOTOR VURUNTUSU: Motorda, ana ve biyel yataklari vuruntusu olmak üzere iki çesit yatak vuruntusu görülür. Yatak vuruntusu ana yataklarda, rölanti ve rölantinin üzerindeki devirlerde derinden gelen boguk bir vuruntu seklinde gerçeklesir.
MOTORIN: Motorin, dizel motoru yakitidir. Ham petrolün birinci kuledeki damitilmasi sirasinda, 200 - 380 derece arasinda kaynama araligindan alinan üçüncü ana ürün, motorindir.
MPV (Multi Purpose Vehicle): Ticari kullanima da dönüstürülebilen çok amaçli binek araç. Van sinifi araçlarin tümüne MPV denilebilir. Micro MPV´den macro MPV´ye kadar bir çok çesidi vardi.
L-M
LAMINE CAM: Ön cam saydam bir plastik tabakasinin iki yüzüne cam kaplanmasiyla yapilmistir. Bu tip camlara lamine cam adi verilir. Lamine cam bir darbe aldiginda küçük parçalar halinde kirilip dagilmaz.
LAYER: Bakir ve çelik gibi metallerden yapilmis, ince madeni levhalardir. Yatak keplerinde yatak bosluklarini artirmak için kullanilir.
LASTIK: Otomobil lastikleri, otomobilin yol üzerinde gidisini saglayan temel parçalardir.
LASTIK YANAGI: Otomobil lastiginin yan yüzüne, lastik yanagi denir.
LENZ KANUNU (TRANSFORMATÖR): Siddeti degisen bir manyetik alan içinde hareket ettirilen iletkende elektrik akimi meydana gelir.
LIFTBACK: Arkasindaki belli belirsiz bagaj çikintisina dogru egilen arka cama sahip olan ve bagaj kapagi arka cam ile birlikte yukari açilan otomobil tipi.
LPG: Sivilastirilmis halde bulunan petrol gazina LPG denir.
L TIPI SUPAP MEKANIZMASI: L tipi supap mekanizmasi olan motorlarda supaplar yanma odasi ve silindirlere ters dönmüs sekildedir. Bu tip supap mekanizmasi, bütün supaplarin bir tek kam mili ile çalistirilmasini mümkün kilar. Supap iticileri, kam milinden aldigi hareketi dogrudan dogruya supap saplarina iletecegi için supaplarin daha sessiz çalismalari saglanir.
L TIPI MOTOR: Motor supaplarinin silindir blogunda oldugu bir motor çesididir.
MALAFA: Bir eksen üzerinde bulunan parçalari, ayni eksende tutan bir mildir.
MANIFOLD: Üzerinde çesitli açikliklar bulunan kapali bir boru ya da kanal sistemi.
MANTAR TIPI SUPAP: Mantar tipi supap, otomobil motorlarinda kullanilan mantar seklinde bir supaptir.
MAYI KAVRAMA: Mayi debriyaj veya mayi volan olarak da adlandirilabilen mayi kavrama, hidrolikle çalisan bir mekanizmadir ve mekanik debriyajin gördügü görevi görür.
MARS MOTORU: Motora ilk hareketi verebilmek için gereken enerjiyi saglayan elektrik motoru.
MEKANIK AVANS SISTEMI: Mekanik olarak isleyen avans sistemidir. Bu sistemde görev yapan iki agirlik vardir. Bu agirliklar, motor dönme hizi çogaldikça santrifüj kuvveti yardimiyla açilirlar.
MEKANIK VERIM: Motorda esas güç olan faydali gücün, iç güce oranidir.
MERKEZ POMPASI: Hidrolik fren sisteminde fren pedalina basildigi zaman hidrolik basincinin gelistigi hidrolik yagi ile dolu silindir.
MEKSEFE: Platinlerin yanmasini önleyen distribütör içindeki bobin.
METAL YORULMASI: Bir metalin çatlamasi ya da karincalanmasi durumudur. Bu sekildeki bir ariza, birçok kereler tekrarlanan etki sonucunda meydana gelir.
MIKROMETRE: Hassas ölçüm yapabilen bir ölçü aletidir. Genellikle parçalarin iç ve dis çaplarini ölçme isleminde kullanilir.
MINIVAN: Minibüslerin en küçük ve lüks sekli, van tipi iri otomobil.
MONOKOK (INTEGRAL) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarini bir arada tutmaya yarayan çerçeveye sasi denir. Modern otomobillerde genellikle sasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna monokok ya da integral gövde denir.
MOTOR: Aracin hareketi için gerekli gücü saglayan makinadir. Hareket için gerekli güç, motorda yakitin yanmasi sonucunda ortaya çikar. Motorlar bu sekilde, isi enerjisini mekanik enerjiye çevirirler.
MOTOR AYARI: Bir araç üzerindeki motora, belli araliklar dahilinde yaptirilmasi gerekli olan ayarlamalardir.
MOTOR ÇESITLERI: Içten yanmali motorlarda sekiz adet motor çesidi vardir. Bu motorlar; sira silindir, v-silindir, karsilikli silindir, bas asagi silindir, bas asagi v-silindir, x-silindir, çift v-silindir ve yildiz motor olarak adlandirilmaktadir.
MOTOR DURDURULDUTAN SONRA ATESLEME: Kontak anahtarinin kapatilmasindan sonra, motorun çalismaya devam etmesi durumudur. Bu sekilde buji ile atesleme olmadigi halde, araç çalismaya devam eder. Bunun baslica nedeni ise, yanma odasinda fazla karbon birikintisinin olmasidir. Bunun disinda sogutma sisteminin arizali olusu, sicakligin yüksek olmasi, yakit kalitesinin düsük olmasi (oktan sayisinin az olmasi) gibi nedenler, kontak kapatildigi halde motorun çalismaya devam etmesine neden olur.
MOTOR YAGI: Motor içine konan, gerek petrol hammaddesinden gerekse de sentetik olarak üretilen yagdir. Motorun islev görüp, tam bir performans göstermesi ancak teknik ve rasyonel bir yaglama ile mümkündür.
MOTOR YAGININ GÖREVLERI: Motor yaginin baslica görevleri motoru yaglamak, kompresyonu tutmak, motoru sogutmak ve motoru temizlemektir.
MOTOR YATAGI: Motor yatagi, dönerek hareket eden motor parçalarini gerekli durumda tutar. Motor yatagi ayrica, motorda meydana gelen mekanik kuvvetler oraninda yüzeyine binen yükleri bozulmadan tasir.
MOTOR GÜÇLERI: Motorlarda iç güç (indike güç) ve faydali güç olmak üzere iki çesit güç bulunmaktadir.
MOTOR IÇ GÜCÜ: Silindirlere girmis olan karisimin yanmasi ile meydana gelen isi enerjisinin mekanik enerjiye dönüsmesi, motorun silindirleri içinde olmaktadir. Motorun silindirleri içinden veya piston üzerinden alinan güce iç (indike güç) denir.
MOTOR FAYDALI GÜCÜ: Faydali güce ayni zamanda efektif güç ve fren gücü de denir. Bu güç, motorun gerçek gücüdür. Silindirler içinde elde edilen iç güçten, motorun çalismasi için harcanan gücün çikarilmasindan sonra, motorun volanindan veya kasnagindan ölçülen bir güçtür.
MOTOR SUPAPLARI: Motordaki çalisma zamaninin sirasini ve devam süresini ayarlayan parçalardir.
MOTOR YAGI SAE SINIFLANDIRMASI: SAE rumuzu "Society of Automotive Engineers", (Otomotiv Mühendisleri Dernegi) kelimelerinin bas harflerinden meydana gelmistir. SAE siniflandirmasinda yaglar, kalinliklarina göre en çok yedi sinifta toplanir. Bu siniflandirmanin yaglarin kalitesi ile ilgisi yoktur.
MOTOR VURUNTUSU: Motorda, ana ve biyel yataklari vuruntusu olmak üzere iki çesit yatak vuruntusu görülür. Yatak vuruntusu ana yataklarda, rölanti ve rölantinin üzerindeki devirlerde derinden gelen boguk bir vuruntu seklinde gerçeklesir.
MOTORIN: Motorin, dizel motoru yakitidir. Ham petrolün birinci kuledeki damitilmasi sirasinda, 200 - 380 derece arasinda kaynama araligindan alinan üçüncü ana ürün, motorindir.
MPV (Multi Purpose Vehicle): Ticari kullanima da dönüstürülebilen çok amaçli binek araç. Van sinifi araçlarin tümüne MPV denilebilir. Micro MPV´den macro MPV´ye kadar bir çok çesidi vardi.
L-M
LAMINE CAM: Ön cam saydam bir plastik tabakasinin iki yüzüne cam kaplanmasiyla yapilmistir. Bu tip camlara lamine cam adi verilir. Lamine cam bir darbe aldiginda küçük parçalar halinde kirilip dagilmaz.
LAYER: Bakir ve çelik gibi metallerden yapilmis, ince madeni levhalardir. Yatak keplerinde yatak bosluklarini artirmak için kullanilir.
LASTIK: Otomobil lastikleri, otomobilin yol üzerinde gidisini saglayan temel parçalardir.
LASTIK YANAGI: Otomobil lastiginin yan yüzüne, lastik yanagi denir.
LENZ KANUNU (TRANSFORMATÖR): Siddeti degisen bir manyetik alan içinde hareket ettirilen iletkende elektrik akimi meydana gelir.
LIFTBACK: Arkasindaki belli belirsiz bagaj çikintisina dogru egilen arka cama sahip olan ve bagaj kapagi arka cam ile birlikte yukari açilan otomobil tipi.
LPG: Sivilastirilmis halde bulunan petrol gazina LPG denir.
L TIPI SUPAP MEKANIZMASI: L tipi supap mekanizmasi olan motorlarda supaplar yanma odasi ve silindirlere ters dönmüs sekildedir. Bu tip supap mekanizmasi, bütün supaplarin bir tek kam mili ile çalistirilmasini mümkün kilar. Supap iticileri, kam milinden aldigi hareketi dogrudan dogruya supap saplarina iletecegi için supaplarin daha sessiz çalismalari saglanir.
L TIPI MOTOR: Motor supaplarinin silindir blogunda oldugu bir motor çesididir.
MALAFA: Bir eksen üzerinde bulunan parçalari, ayni eksende tutan bir mildir.
MANIFOLD: Üzerinde çesitli açikliklar bulunan kapali bir boru ya da kanal sistemi.
MANTAR TIPI SUPAP: Mantar tipi supap, otomobil motorlarinda kullanilan mantar seklinde bir supaptir.
MAYI KAVRAMA: Mayi debriyaj veya mayi volan olarak da adlandirilabilen mayi kavrama, hidrolikle çalisan bir mekanizmadir ve mekanik debriyajin gördügü görevi görür.
MARS MOTORU: Motora ilk hareketi verebilmek için gereken enerjiyi saglayan elektrik motoru.
MEKANIK AVANS SISTEMI: Mekanik olarak isleyen avans sistemidir. Bu sistemde görev yapan iki agirlik vardir. Bu agirliklar, motor dönme hizi çogaldikça santrifüj kuvveti yardimiyla açilirlar.
MEKANIK VERIM: Motorda esas güç olan faydali gücün, iç güce oranidir.
MERKEZ POMPASI: Hidrolik fren sisteminde fren pedalina basildigi zaman hidrolik basincinin gelistigi hidrolik yagi ile dolu silindir.
MEKSEFE: Platinlerin yanmasini önleyen distribütör içindeki bobin.
METAL YORULMASI: Bir metalin çatlamasi ya da karincalanmasi durumudur. Bu sekildeki bir ariza, birçok kereler tekrarlanan etki sonucunda meydana gelir.
MİKROMETRE: Hassas ölçüm yapabilen bir ölçü aletidir. Genellikle parçaların iç ve dış çaplarını ölçme işleminde kullanılır.
MİNİVAN: Minibüslerin en küçük ve lüks şekli, van tipi iri otomobil.
MONOKOK (İNTEGRAL) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarını bir arada tutmaya yarayan çerçeveye şasi denir. Modern otomobillerde genellikle şasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna monokok ya da integral gövde denir.
MOTOR: Aracın hareketi için gerekli gücü sağlayan makinadır. Hareket için gerekli güç, motorda yakıtın yanması sonucunda ortaya çıkar. Motorlar bu şekilde, ısı enerjisini mekanik enerjiye çevirirler.
MOTOR AYARI: Bir araç üzerindeki motora, belli aralıklar dahilinde yaptırılması gerekli olan ayarlamalardır.
MOTOR ÇEŞİTLERİ: İçten yanmalı motorlarda sekiz adet motor çeşidi vardır. Bu motorlar; sıra silindir, v-silindir, karşılıklı silindir, baş aşağı silindir, baş aşağı v-silindir, x-silindir, çift v-silindir ve yıldız motor olarak adlandırılmaktadır.
MOTOR DURDURULDUTAN SONRA ATEŞLEME: Kontak anahtarının kapatılmasından sonra, motorun çalışmaya devam etmesi durumudur. Bu şekilde buji ile ateşleme olmadığı halde, araç çalışmaya devam eder. Bunun başlıca nedeni ise, yanma odasında fazla karbon birikintisinin olmasıdır. Bunun dışında soğutma sisteminin arızalı oluşu, sıcaklığın yüksek olması, yakıt kalitesinin düşük olması (oktan sayısının az olması) gibi nedenler, kontak kapatıldığı halde motorun çalışmaya devam etmesine neden olur.
MOTOR YAĞI: Motor içine konan, gerek petrol hammaddesinden gerekse de sentetik olarak üretilen yağdır. Motorun işlev görüp, tam bir performans göstermesi ancak teknik ve rasyonel bir yağlama ile mümkündür.
MOTOR YAĞININ GÖREVLERİ: Motor yağının başlıca görevleri motoru yağlamak, kompresyonu tutmak, motoru soğutmak ve motoru temizlemektir.
MOTOR YATAĞI: Motor yatağı, dönerek hareket eden motor parçalarını gerekli durumda tutar. Motor yatağı ayrıca, motorda meydana gelen mekanik kuvvetler oranında yüzeyine binen yükleri bozulmadan taşır.
MOTOR GÜÇLERİ: Motorlarda iç güç (indike güç) ve faydalı güç olmak üzere iki çeşit güç bulunmaktadır.
MOTOR İÇ GÜCÜ: Silindirlere girmiş olan karışımın yanması ile meydana gelen ısı enerjisinin mekanik enerjiye dönüşmesi, motorun silindirleri içinde olmaktadır. Motorun silindirleri içinden veya piston üzerinden alınan güce iç (indike güç) denir.
MOTOR FAYDALI GÜCÜ: Faydalı güce aynı zamanda efektif güç ve fren gücü de denir. Bu güç, motorun gerçek gücüdür. Silindirler içinde elde edilen iç güçten, motorun çalışması için harcanan gücün çıkarılmasından sonra, motorun volanından veya kasnağından ölçülen bir güçtür.
MOTOR SUPAPLARI: Motordaki çalışma zamanının sırasını ve devam süresini ayarlayan parçalardır.
MOTOR YAĞI SAE SINIFLANDIRMASI: SAE rumuzu "Society of Automotive Engineers", (Otomotiv Mühendisleri Derneği) kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiştir. SAE sınıflandırmasında yağlar, kalınlıklarına göre en çok yedi sınıfta toplanır. Bu sınıflandırmanın yağların kalitesi ile ilgisi yoktur.
MOTOR VURUNTUSU: Motorda, ana ve biyel yatakları vuruntusu olmak üzere iki çeşit yatak vuruntusu görülür. Yatak vuruntusu ana yataklarda, rölanti ve rölantinin üzerindeki devirlerde derinden gelen boğuk bir vuruntu şeklinde gerçekleşir.
MOTORİN: Motorin, dizel motoru yakıtıdır. Ham petrolün birinci kuledeki damıtılması sırasında, 200 - 380 derece arasında kaynama aralığından alınan üçüncü ana ürün, motorindir.
MPV (Multi Purpose Vehicle): Ticari kullanıma da dönüştürülebilen çok amaçlı binek araç. Van sınıfı araçların tümüne MPV denilebilir. Micro MPV'den macro MPV'ye kadar bir çok çeşidi vardır.
NAVİGASYON: Uydulardan gelen konumlandırma sinyallerini, içindeki bölge ve yol haritası ile birlikte değerlendirerek sürücüye yön bulma konusunda yardım eden sistem.
NIGHTVISION: Ön cama yansıtılan infrarot kamera görüntüsü ile farlarınız kapalıyken bile karanlıkta gidebildiğiniz GM'in yeni enfraruj gece görüş sistemi.
OHC: Silindir sırasına dik yer alan eksantrik mili.
OKTAN: Motor yakıtının vuruntuya dayanma yeteneğinin ölçüsü.
OTOMATİK VİTES (TRANSMİSYON): Vites değiştirme işlemine gerek olmayan otomatik sistemdir. Otomatik vitesin sadece ileri, geri, boş ve park gibi seçenekleri vardır. Araç hareket ettirilmek istendiğinde, sadece sürüş (drive) vitesine almak yeterlidir. Bu aşamadan sonra otomatik vites, gidilen hıza göre vites değiştirme işlemlerini otomatik olarak ayarlar. P araç park edildiğinde tekerlekleri kilitlemek içindir. R geri vitestir. D normal sürüş vitesidir.
OTO TERMİK PİSTON: Oto termik piston, motor soğuk iken piston vuruntusu olmasını engeller. Motor ısındığı zaman piston pim yuvasında bulunan çelik parçalar, pistonun pime dik yönde genleşmesini sınırlandırır. Piston bu yönde ancak çeliğin genleşme katsayısına uygun biçimde genleşir. Bu şekilde motor soğuk iken, piston vuruntusu önlenmiş olur.
OVAL PİSTON: Genellikle alüminyum alaşımından yapılan bu pistonlarda piston başı silindirik olup, piston eteğinden 0,50 - 0,70 mm küçüktürler. Oval pistonlar, motorun rejim sıcaklığında yüksek performans sağlar.
OVAL TAŞLANMIŞ PİSTON: Isı ile etkileşiminde tam bir dairesel şekil alan, oval bir pistondur.
OVERDRİVE (EKONOMİ VİTESİ): Düşük yakıt tüketimi sağlayan vites. Bazı araçların beşinci vitesi (ya da varsa altıncı vitesi) aracın hızını artırmak için değil yakıt tüketimini düşürmek için tasarlanmıştır. Örneğin, 4. viteste 100 km/s hızda giderken araç 4000 d/devirde ise, 5. viteste 300 devire iner. Normal beşinci vitesten farkı, son hıza dördüncü viteste ulaşılmasıdır. Örneğin, 94 model Şahin'de kullanım kitapçığındaki bilgilere göre 4. viteste son hız 160 km/s. Ama beşinci viteste araç ancak 155 km/s son hıza ulaşabiliyor. Bu beşinci vitese "overdrive" denir.
PANELVAN: Mal taşımacılığında kullanılan ticari araçlara verilen ad.
PANHARD KOLU: Arka dingilin sağı sola hareket etmesini önler.
PASİF GÜVENLİK: Bir kaza gerçekleştiği anda ve sonrasında, yaşam kabini içindeki yolcuların en az yara ve darbe ile kurtulmalarını amaçlayan araç güvenlik sistemlerine verilen ad. Sürücü ve yolcuların el ve kafalarını çarpabileceği bölgelerde yumuşak malzeme, aktif kafalıklar, omur koruma sistemi WHIPS, aktif gergili emniyet kemerleri, airbag, sidebag'ler, yan cam hava yastıkları IC, kapı içi çelik barlar, gövdenin darbe emici katlanma bölgeleri...
PATİNAJ: Tekerlekler yolu iyi tutamadığı zaman, özellikle kaygan ve buzlu yollarda oluşan kayma.
PATS: Amerikan otomobillerindeki immobilizer içeren alarm sistemi.
PDC (Parktronic; Park Distance Control): Otomobilin tampon hizasında ses dalgaları ile boşluk kontrolü yaparak çalışan park yardım sistemi.
PİNYON: Çoğu otomobilde düz dişli - pinyon sistemi kullanılır. Direksiyon milinin ucundaki küçük dişli çarka pinyon denir. Pinyon, ileri geri hareket edebilen düş dişliyi hareket ettirir. Düz dişli tekerlekleri sağa, sola çeviren rotlara bağlıdır.
PİSTON KOLU YATAĞI: Piston kolunun krank miline bağlanan ucundaki yatak.
PİSTON PİMİ: Piston ile biyel kolunu birleştirir.
PİSTON SEGMANI: Piston üstündeki yuvalara oturan ve silindir gömleği ile piston arasında geçirmez bir tabaka oluşturan bir ucu açık yaylı halka.
PİSTON VURUNTUSU: Silindire göre fazla aşınmış pistonun, silindir yuvalarına çarpmasıyla meydana gelen boğuk vuruntu.
PİTMAN KOLU: Sektör dişli mili ile tekerleklere hareket ileten yön çubuğunu birleştiren koldur. Direksiyon hareketini tekerleklere iletirken ileri-geri hareket eder.
PLATİNLER: Distribütör içinde yer alan, krank milinin dönüşü ile açılıp kapanan ve bujilere kıvılcım veren ateşleme devresini açıp kapayan kontak plakaları.
PNÖMATİK: Basınçlı gazla çalışan sistemlere verilen genel ad. Örneğin günümüzde kullanılan lastikler basınçlı hava ile dolu olduklarından pnömatik lastik olarak anılır.
PORT: Supaplarda, hava-yakıt karışımının ve yanmış gazların geçtiği delik.
PREM-AIR: Radyatörden gelen hava içindeki zararlı ozon gazlarını filtre eden ve oksijen oranını arttıran sistem.
PSM (Porsche Stability Management): Porsche patentindeki bir tür ESP.
QUATTRO: Audi patentli otomobillerdeki elektronik destekli 4 tekerlekten çekişi sistemi.
RADYATÖR: Motordaki sıcak suyu soğutarak motora geri gönderir.
RADYAL LASTİK: Katlarındaki iplikler bir yanaktan diğerine janta dik olarak giden lastik.
REAL-TIME ÇEKİŞ SİSTEMİ: Normalde ön tekerleklerde olan çekiş, bir patinaj durumunda çekiş gücünü otomatik olarak arka tekerleklere de ileten sistem.
REGÜLATÖR: Elektrik sisteminde dinamonun çıkış voltajını ve akımını kontrol ederek dış devreyi aşırı voltajdan ve dinamoyu aşırı akımdan koruyan düzen.
ROADSTER: Küçük üstü açık (fakat tente ile kapatılabilir) iki veya 2+2 kişilik otomobil.
ROLL-OVER-BAR: Cabrio, Roadster ve Speedster otomobillerde olası bir "takla" kazası anında arka taraftan yükselen koruma barları.
ROLANTİ DEVRİ: Gaz kelebeği serbest durumda iken motorun yüksüz ve boş viteste çalışma devri.
ROT: Direksiyon sisteminde pitman kolunu tekerlere birleştirir.
RPM: Motorun 1 dakikadaki devri.
RULMAN: İçinde çelik bilyeler bulunan ve şaftın sarsılmadan dönmesini sağlayan yuvarlak parça.
RÜZGAR TÜNELİ: Aerodinamik çalışmalarında yararlanılan bir tünel. Bu sayede bilim adamları değişik hızlardaki havanın otomobilin çevresinde nasıl yol aldığını izleyebilir. Modern rüzgar tünellerinde değişik hava koşulları da yaratılabilir. Örneğin tünele basınçlı su verilerek otomobilin sağanak yağmurda su alıp almadığına bakılır. Tüneldeki rüzgarın hızı saatte 150 km'ye çıkabilir.
SAE: Society of Automotive Engineers (Amerikan normu)
SAV (Sports Activity Vehicle): Sportif özellikleri çok öne çıkarılmış, iri, arazi tipli binek araç.
SDI (Saugdiesel Direct Injection): VW'nin turbo olmayan direkt enjeksiyonlu dizel motorlarında kullanılan bir sistemin ismi.
SEDAN: Dört kapılı, bagaj uzantısı çok belirgin, binek otomobil tipi.
SEGMAN: Piston üzerindeki yuvalara oturan ve silindir gömleği ile piston arasında geçirmez bir tabaka oluşturan bir ucu açık yaylı halka. İki çeşidi vardır. Kompresyon segmanları yanma odasındaki kompresyonun kaçmasını önler, yağ segmanları silindir duvarındaki fazla yağı sıyırarak yanma odasına çıkıp yanmasını önler.
SEGMAN AĞIZ ARALIĞI: Segman silindire takıldığı zaman ağızları arasında kalan kısım.
SELESPEED: Manuel şanzımanı elektro-hidrolik bir düzen ile yarı otomatiğe çeviren ve direksiyon üstünden kumanda da sağlayan sistem.
SENKROMEÇ: Vites değiştirilmesini kolaylaştıran, iki dişlinin hareketini ayarlayan vites kutusundaki parça.
SERVO: Emme manifoldunun emme gücünden yararlanarak ayak freninin çalışması sırasında fren pedalının gücünü kontrol eden aygıt.
SETAN SAYISI: Benzinlerdeki oktan sayısının dizel karşılığı.
SIA HACMİ: Santimetreküp (cc) olarak belirtilen, yanma odasının tavanına doğru, pistonun silindir içinde hareket ettiği hacim.
SIDEBAG: Yan kapıların içinden veya koltuk omuzlarından açılan havayastıkları.
SIPS: Yandan gelecek darbelere karşı koruma sistemi (Volvo patentli). Ön koltukların altında enlemesine ve B direklerinde diklemesine bulunan yüksek dayanıklığı olan çelik barlar ile yan havayastıklarının oluşturduğu sistem.
SIKIŞTIRMA ORANI: Pistonun silindir içinde en aşağıdayken üstünde kalan hacmin, en üst konumdayken üstünde kalan hacme oranı.
SIKIŞTIRMA ZAMANI: Pistonun silindir içindeki en alt konumundan en üst konumuna ulaşıncaya kadar geçen zaman. Bu sırada supaplar kapalı ve hava-yakıt karışımı sıkışmaktadır.
SİLİNDİR: Motorda pistonun içinde aşağı yukarı hareket ettiği boru şeklindeki yapı.
SİLİNDİR BLOĞU: Motorun esas gövdesi. İçine ve dışına diğer motor parçaları takılır. Motorun silindirleri ve krank muhafazasının üst kısmı burada bulunur.
SİLİNDİR ÇAPI: Bir silindirin standart çapı.
SİLİNDİR HACMİ (CC): Silindirin hacmi cc yani, santilitre (santimetreküp) olarak belirtilir. Bir motorun silindir hacmi 1.6 litre denildiğinde aslında bu yuvarlak bir rakamdır. Gerçek rakam 1598 cc ya da 1580 cc olabilir. Örneğin 4 silindirli bir motorda dört silindirin hacimleri toplamını gösterir. Silindirin taban alanı ile strokunun, yani bir silindirin taban alanı ile yüksekliğinin çarpılmasıyla bulunur. Daha fazla tork elde etmek ya da daha yüksek devirli yapmak gibi amaçlarla hacim aynı kalarak, motordaki silindirin çapı ve stroku daha büyük ya da daha küçük yapılmaktadır.
SİLİNDİR KAPAĞI: Silindirlerin üstünü örten parça. Su gömlekleri ve l tipi motorlarda supaplar burada bulunur.
SİLİNDİR GÖMLEKLERİ: Silindir duvarlarını oluşturacak şekilde silindir bloğuna takılan silindirik parçalar.
SİLKELEME: Zayıf yakıt karışımı nedeniyle motorun yaptığı silkeleme hareketi.
SİNYAL LAMBASI: Diğer sürücülere otomobilin ne tarafa döneceğini bildirir.
SİS LAMBASI: Sisli ve yağışlı havalarda aracın diğer sürücüler tarafından görülmesini sağlar.
SLS: Lüks otomobillerde ve Off-road araçlarında kullanılan, aracın yüksekliğini otomatik olarak ayarlayan sistem.
SOHC: Silindir sırası başına üstte tek egzantrik milinin kullanıldığı düzen.
SOLENOID: Marş motorunu çalıştıran bir elektrik anahtarıdır. Kontak anahtarının çevrilmesiyle akümülatördeki elektrik solenoid üzerinden marş motoruna gider.
SPACEFRAME: Uzay modüllerinin inşasında kullanılmış, hafif alüminyum alaşım gövde ve şasi yapısı.
SPEEDSTER: Bütünüyle sportif kullanım için tasarlanmış, A-sütunları ve ön camı tam olarak bulunmayan, iki kişilik küçük üstü açık otomobil.
SPORTSWAGON: Tavan çizgisi arkaya doğru biraz alçalarak devam eden, uzun Hatchback tarzı, sportif vagon otomobil tipi.
SRS: Olası bir kazada havayastığı ve aktif gergili emniyet kemerlerinin birlikte çalışmasını, gaz pedallarının ileriye doğru katlanmasını sağlayan tüm ek güvenlik sisteminin ismi.
STATIONWAGON: (SW; Break; Avant, Kombi) Tavan çizgisi en arka noktaya kadar yatay devam eden, çok geniş bagaj imkanı sunan vagonet tarzı araç tipi.
STEPTRONIC: Otomatik şanzımandaki ileri viteslerin kademelerinin manuel olarak belirlenmesini sağlayan sportif otomatik sistem.
STOP LAMBASI: Arkadaki sürücüye fren yaptığını bildirir. Bazı otomobillerde arka camın içinde ek bir stop lambası bulunur.
STROK: Pistonun silindir içindeki en alt konumundan en üst konumuna kadar aldığı yol.
SU DAĞITIM BORUSU: Motor soğutma sisteminde egzoz supapları ve fazla ısınan kısımların etrafında sürekli su akışını sağlayan boru.
SU GÖMLEĞİ: Silindirin aşırı ısınmasını önler.
SU POMPASI: Motor soğutma sisteminde radyatörle su ceketleri arasında su devir-daimini sağlar.
SU YASTIĞI: Lastikle yol arasında kalan su, ince ve kaygan bir tabaka oluturur. Bu olaya su yastığı (kaması) denir. Bu durumda otomobil yolu tutamaz ve denetimden çıkar. Modern lastikler su yastığı oluşumunu önleyecek biçimde tasarlanmıştır.
SUPAP: Motora hava yakıt karışımının girişini ve yanmış gazların motordan çıkışını denetleyen parça.
SUPAP İTİCİLERİ: Motor bloğunun üst kısmında yer alan, motor supaplarını açıp kapayan, hareketini krank milinden alan kam miline bağlı silindirik kol. Kam mili dönerken, kam çıkıntısı supap iticisinin altına geldiği zaman supaplar açılır.
SUPAP KILAVUZU: Supapın takıldığı ve içinde aşağı-yukarı hareket ettiği, silindir kapağına veya silindir bloğuna takılan silindirik parça.
SUNROOF: Otomobilin tavanındaki genelde cam veya şeffaf materyallerden üretilen açılabilir parça, açılır tavan.
SUPERSELECT: Japon ve Amerikan "truck"larında kullanılan en gelişmiş 4x4 kontrol sistemi. Çekiş gücünü değişik kombinasyonlarda dağıtan sistemde sadece; arka tekerleklere veya ön ile arka tekerlekler arasında belli oranda veya ön ile arka tekerlekler arasında eşit veya arazi vitesiyle birlikte ideal dört çekişli orana güç dağılımı gerçekleşiyor.
SUSTURUCU: Egzoz sisteminde, içinden egzoz gazları geçen ve gazların sesini azaltan sistem.
SUV (Sport Utulity Vehicle): Sportif hobi amaçlı araçlar için kullanılan genel tanımlama, hafif arazi aracı. Örneğin, Honda HR-V veya Toyota RAV4.
SÜPERŞARJÖR: Motora daha çok hava yakıt karışımı pompalayarak otmoobilin daha hızlı gitmesini sağlar. Sürücü tarafından çalıştırılıp durdurulabilir.
SÜSPANSİYON: Otomobil süspansiyonları yolculuğu daha konforlu hale getirir. Tekerlekler yollardaki çukur ve tümseklerden geçerken yukarı aşağı hareket eder. Süspansiyon sistemi, tekerleklerdeki titreşimlerin otomobilin gövdesine ulaşmasına ve gövdenin kontrolsüz olarak hareket etmesine engel olur. Ayrıca tekerleklerin yolla temasını sağlamaya da yardımcı olur. Modern süspansiyonlarda yay ve amortisör yerine hidrolik silindirler kullanılır. Bütün tekerleklerin yüksekliği otomobildeki merkezi bir bilgisiyara bağlı olarak silindirler tarafından denetlenir. Aktif süspansiyon otomobilin doğrultu kontrolünü önemli ölçüde iyileştirir.
ŞAMANDIRA KABI: Karbüratörde benzine depoluk eden kap.
ŞASİ: Otomobilin motor, gövde panelleri gibi ana parçalarını taşıyan, genellikle çelikten yapılmış iskelet.
ŞARJ: Dinamo ya da alternatör tarafından üretilen ve aküde depolanan akım verimi.
TABAN DİŞ DESENİ: Yolla lastik arasındaki su, toz, kir ve karı dışarı atar ve yolu daha iyi tutmaya yardımcı olur.
TAKOMETRE (Motor devir göstergesi): Krank milinin dakikada yaptığı devir sayısını sürücüye bildiren gösterge.
TAMBURLU FRENLER: Tamburlu frenlerde disk yerine metal bir tambur bulunur. Fren balataları tamburun içindeki eğimli fren pabuçları üzerine oturur. Tamburla pabuç arasında bir boşluk vardır. Sürücü fren yapınca pabuçlar hidrolik sistem tarafından dışarı itilir ve tambura değer. Böylece tekerlekler yavaşlar.
TARGA: A- ve B-direkleri arasındaki tavanı çıkarılabilen ve yarı üstü açık olabilen otomobil tipi.
TAS (Travel Assist System): Bu sistem bağlı olduğu GSM hattı sayesinde kaza ve arıza hallerinde markanın merkezine GPS'te belirlediği koordinatlarla birlikte yardım mesajı gönderiyor.
TEKLEME: Motorun bir veya birkaç silindirindeki ateşlemenin kusurlu olması ya da hiç olmamasından kaynaklanır.
TERMOSTAT: Körüklü bir aygıttır. Soğuk havalarda ve motorun ilk çalışması sırasında soğutma suyuna kısa devre yaptırarak motorun erken ısınmasını sağlar.
TOZLUKLAR (ÇAMUR PERDELERİ): Oynak parçalara toz ve pislik girmesini önleyen, kauçuktan yapılmış koruyucular.
TC (Traction Control): ASR ile aynı görevi yapan bir sistem. ABS yardımı ile yeri geldiğinde fren uygulayarak çekişin başarısını artırırı.
TCS: Çekişin veya itişin olduğu herhangi bir tekerleğin boşa dönmesini engelleyen kontrol sistemi.
TDI: Turbo beslemeli dizel enjeksiyon sistemi.
TIPTRONIC: Vites geçişlerine manuel olarak da kumanda edilmesini sağlayan elektronik kontrollü şanzıman sistemi.
TİTREŞİM DAMPERİ: Krank milinin burulma titreşimlerini önlemek için krank miline takılan parça.
TORK: Döndürme kuvveti, kuvvet ile döndürme kolu uzunluğunun çarpımına eşittir.
TPC: Jant içlerindeki gelişmiş sensörler ile çalışan elektronik lastik basınç kontrol sistemi.
TRANSİSTÖR: Elektrik anahtarı gibi kullanılan elektrik düzeni. Bazı ateşleme sistemlerinde platinlerin ömrünü artırmak için kullanılır.
TS (Twin Spark): Alfa Romeo'nun silindir başına 2 buji kullanılan modellerine verilen ad.
TURBO: Motora atmosferik basıncın üzerinde hava vererek küçük hacimlerden büyük güçler alınmasını sağlayan, gücünü egzoz gazının fiziksel etkilerinden alan bir çeşit pompa.
TÜRBÜLANS: Hava-yakıt karışımının silindirdeki hızlı dönüş hareketi.
TWIN SPARK: Daha etkili patlama için ateşleme odasının tepesinde iki bujinin bulunma prensibi.
V MOTOR: Silindirleri V şeklinde iki eğik düzlem üzerinde bulunan motorlar.
V-8 MOTOR: Silindirleri V şeklinde, iki eğik düzlem üzerinde dörder dörder sıralanmış motorlar.
VALF: Silindir başındaki gaz geçiş supaplarına verilen isim. Diğer adı supaptır. 8V ve 16V gibi işaretler otomobilin kaç supaplı (valf) olduğunu gösterir. 8V dört silindirli bir motorda 8 supap bulunduğunu yani her silindire iki supap düştüğünü (1 emme, 1 egzoz supabı) gösterir. Dört silindirli motor için kullanılan 16V (ya da 16 supap) ifadesi ise o motorda silindir başına 4 supap (2 emme, 2 egzoz) bulunduğunu gösterir. 24V ise altı silindirli bir motorda silindir başına 4 supap bulunduğunu gösterir.
VANOS (Variable Nockenwellen Steuerung): BMW tarafından gerçekleştirilmiş değişken zamanlı supap, supap iticileri ve eksantrik kontrol sistemi. Bu sistem, emme ve egzoz manifoldlarındaki gaz akışını da kontrol ediyor.
VARIO-DACH: Tavanın A-sütunları arkasındaki parçaları değiştirilerek, bir Cabrio, bir Coupe, bir Sedan ve hatta bir StationWagon olarak kullanım amacı ve tipi değiştirilen araç konsepti.
VENTURİ: Karbüratör hava boğazındaki daraltılmış kısım. Havanın hızını artırarak vakum meydana getirir ve havanın içine benzin karışmasını sağlar.
VİTES KUTUSU: Sürücüye değişik hız seçenekleri sunar. Vites kutusunda birçok dişli çark bulunur. Bunların birbirleriyle değişik şekillerde çalışmaları sonucu, beş hatta bazen altı değişik hız elde edilir. Değişik yol koşullarında değişik kuvvet ve hızlar kullanıldığından bir otomobilde farklı viteslerin olması gerekir.
VİSKOZİTE: Sıvıların akmaya karşı gösterdikleri direnci anlatan terim. Örneğin kalın bir yağın viskozitesi ince bir yağın viskozitesinden daha fazladır.
VOLAN: Hareketini krank milinden alan düzenek
VTEC: Honda'nın Formula 1 teknolojisinden normal motorlara yansıttığı değişken zamanlı eksantrik mili kontrol sistemi, ki bu sistem motor hacmi başına güç oranlamasında rekora sahip.
VVT-I (Varible Valve Timing-Intelligent): Değişken zamanlı supap kontrol sisteminin Toyota patentli şekli. Motorun performansını artırır ve gereksiz yere yakıt tüketimini engeller.
WANKEL (ROTARY): Yaklaştığı duvarlarda patlama yaparak dev silindir bloğu içinde dönen yuvarlak kenarlı tek bir üçgen piston sisteminden oluşur.
WANKEL MOTOR: Rotorlu bir motor çeşidi. Üç kanatlı rotoru oval bir gövdede merkezden kaçık (eksantrik) olarak döner.
WHIPS: Arkadan gelecek kaza darbelerinde ön koltukları alttan ön yukarıya doğru kaydırarak, sürücü ve yanındakinin boynundan omuruna zedelenme ortaya çıkarmayan, salıncak hareketi içeren bir sistem.
XENON: Yüksek basinçli ksenon gaziyla ve küçük lensler ile çok güçlü isik veren far teknolojisi
‡ЗмRЗ‡
05-02-2006, 05:55 PM
çok güsel bi paylasım saol ertan abi...;)
chayLak
05-02-2006, 06:26 PM
M'de kalmi$ bu ERTAN BEY :D
MeRiÇ
05-02-2006, 06:53 PM
çok güzel bi paylaşım teşekkürler ertan abi :)
teşekkür ederiz ertan ağabey
Şovalye
05-02-2006, 07:01 PM
Teşekkürler + Rep
contra
05-02-2006, 07:06 PM
gercekten bilinmesi gereken bilgiler tşk çok tşk
rennfahrer
06-04-2006, 02:45 PM
cok guzel paylasim oku oku bitmiyo tesekkurler
tuningcar
06-04-2006, 03:27 PM
saol ab' +rep verdim ama neden m de kalmis
sivasrap
08-03-2006, 08:48 PM
A-SÜTUNU: Otomobilin orta gövdesinin önünde yükselen, tavanı taşıyan sağ ve sol köşede bulunan ve içinde pasif güvenlik unsuru destekleri olan sütun.
ABAT-VENT: Speedster otomobillerde kullanılan alçak ön cam veya rüzgar kesici çıkıntı.
ABAXIAL: Dingil harici yapı.
ABC (Active Body Control): Otomobilin yanlara, öne ve geriye doğru kasılmasını engelleyen Mercedes patentli hidro-elektronik sistem.
ABS (Anti Block System): Sert frenajda veya kaygan zemin üzerinde tekerleklerin kilitlendiğini sensörler yardımı ile algılayan, milisaniyeler içinde fren disklerinin tekerleklerin tutunma işlemi başlayıncaya kadar sıkılıp boşaltılmalarını ve bu sayede sürücünün en zorlu şartlarda bile direksiyon hakimiyetini korumasını sağlayan elektronik sistem. Ani frenajlarda cisimden kurtulmaya olanak sağlayan ABS birçok otomobil markası tarafından standart ve isteğe bağlı olarak kullanılıyor.
AC (Air Conditioner): Klima sisteminin kısaltmasıdır.
ADB (Automatische Differantial Bremse): Standart kilitli diferansiyellerin elektronik devreli bir versiyonu.
ADEZYON: Sıvıların veya madenlerin birbirlerine yapışmasını sağlayan kuvvete adezyon denir.
AERODİNAMİK: Hareketli bir cismin hava akımı içindeki davranışının incelenmesine aerodinamik denir. İlk olarak uçakları incelemek için geliştirilmiştir. Modern otomobillerin şekilleri yuvarlaklaştırılarak hava otomobilin çevresinden kolayca geçebilmektedir. Bu da havadan kaynaklanan sürtünmeyi azaltır. Bu sayede otomobilin dengeli yol alması ve yakıt tüketiminin azalması sağlanır.
AFS (Active Fahrwerks Stabilierung): Temel olarak ABC ile aynı işlevi görür. Sistem Citroen Xantia Activa'da kullanılmaktadır.
AKICILIK DERECESİ (Vizkozite): Bir sıvının dar bir boğazdan akabilmesine o sıvının akıcılık derecesi denir. Bu, belli bir hacimdeki sıvının belli bir çaptaki delikten akma zamanıdır.
AKS: Otomobil eksenine dik, tekerleri taşıyan bir veya birden fazla tekerleği barındıran bir mildir.
AKSELERASYON: Otomobilin hızlanması.
AKTARMA ORGANLARI: Motor gücünü tekerleklere aktaran organlardır. Pek çok parçadan oluşur ve motor gücünü tekerleklere şanzıman üzerinden aktarır.
AKTİF GÜVENLİK: Otomobilin kaza pozisyonuna girmesini engellemeye çalışan ve güvenliği arttıran elemanların tümü. ABS ve BAS sistemlerine sahip frenler, yol tutuşu maksimize eden ESP, gelişmiş süspansiyon sistemi, iyi durumdaki lastikler gibi faktörler.
AKÜMÜLATÖR: Akümülatörler elektrik enerjisini kimyasal enerji halinde depo eder, devrelerine elektrikli alıcılar bağlandığı zaman bu kimyasal enerjiyi tekrar elektrik enerjisine dönüştüren araçlardır. Motorun hareketinden elektrik üreten parça olan alternatör, motor çalışmazken elektrik üretemez. Bu nedenle akümülatöre ihtiyaç duyulur. Motor çalışmadığı zamanlar kullanılmak üzere elektrik enerjisi depolar.
ALB (Anti Lock Brakes): ABS'nin ilk ve basit şekli. Kızaklayan tekerlekleri hızlı ritimde bırakıp tekrar tutan fren sistemi.
ALTERNATÖR: Alternatif akım üreten ve düşük motor hızlarında bir dinamodan daha yüksek enerji üreten jeneratör. Şarj dinamolarının aksine dalgalı (alternatif) akım meydana getir. Bisiklet dinamolarına benzer bir biçimde çalışarak elektrik üretir.
ALT ÖLÜ NOKTA (A.Ö.N): Pistonun silindir içinde inebildiği en alt noktada, yön değiştirmek için bir an durakladığı yerdir. Kısaca A.Ö.N. olarak belirtilir.
AMPERMETRE: Aküye girip çıkan akım miktarını ölçen ve gösterge tablosunda bulunan bir ölçü aleti.
AMORTİSÖR: Otomobilde yayları frenleyerek ani yaylanmaları önleyen ve sarsıntıları azaltan düzenek.
ANA YATAKLAR: Ana yataklar, motorda krank milini taşıyan yataklardır.
ANTİFRİZ: 0 derece ve altında radyatör suyuna katılarak suyun donmasını önleyen kimyasal madde. Antifriz ayrıca radyatörü ve soğutma sistemini pas ve korozyondan korumak amacıyla da kullanılır.
AQUAPLANING: Su birikintilerinden geçerken lastiklerin profilinden suyun kenara çıkamamasından kaynaklanan aracın lastiklerinin yerle ile temasının kalmaması sonucunda suya girdiği yönde veya tam olarak savrularak hareket etmesi.
ASC+T (Automatische Stabilitäts Control+Traktion): BMW'de kullanılan elektronik çekiş kontrol sistemi olup, sürekli arka tekerleklerin durumunu gözlemleyerek bir kayma olup olmadığını denetler. Arka tekerleklerde bir kayma olursa ASC+T devreye girip frenleri ve motoru kontrol ederek otomobilin yolda kalmasını sağlar.
ASR (Anti Schlupf Regelung): Kaygan yol koşullarında özellikle kalkış anında otomobilin patinaj yapmasını engelleyen sistem.
ATALET: Bir cismin herhangi bir hareket yönüne veya hız değişikliğine karşı gösterdiği dirençtir.
ATEŞLEME AVANSI: Silindirde sıkıştırılan yakıt-hava karışımının ateşlendikten sonra tamamen tutuşabilmesi için gereken süredir.
ATEŞLEME BOBİNİ: Ateşleme sisteminde transformatör gibi görev yaparak batarya voltajını binlerce voltaja yükseltir. Bu yüksek voltaj bujinin tırnakları arasında kıvılcım meydana getirir.
ATEŞLEME NOKTASI: Motorinin sıkıştırılma sonucunda silindir kafasındaki sıcak gazların içine püskürtüldüğü anda kendiliğinden ve hemen ateş alma sıcaklık noktasına ateşleme noktası denir.
ATEŞLEME SIÇRAMASI: Yanlış bujinin karışımı tutuşturmasına ateşleme sıçraması denir. Ateşleme sıçraması genellikle buji veya distribütör kapağının ya da tevzi makarasının hatalı oluşundan meydana gelir.
ATEŞLEME SIRASI: Motor silindirlerinin ateşlenme sırası veya silindirlerde güç zamanının meydana geliş sırasıdır.
ATEŞLEME SİSTEMİ: Silindirlerde sıkışan hava-yakıt karışımının yakılabilmesi için bujilere yüksek voltajlı kıvılcım sağlayan sistem. Batarya, ateşleme bobini, distribütör, kontak anahtarı, kablolar ve bujiler bu sistemin parçalarıdır.
ATMOSFERİK BASINÇ: Dış hava ağırlığının aşağıya doğru basma kuvvetine atmosferik basınç denir.
AWD (All Wheel Drive): 4 tekerlekten çekiş sistemi. Bu tip otomobillerde motor gücü dört tekerleğe birden aktarılır.
AWS (All Wheel Steering): Direksiyonun dört tekerleği birden yönlendirebildiği sistem.
AUTODIMMING: Dikiz aynalarında kullanılan duyarlı aynanın ışığı daha yoğun kırarak, kararması.
AYARLAMA: Motorun en iyi şekilde çalışabilmesi için yapılan motor ayarları.
BAKIR KURŞUN YATAKLAR: Genellikle dizel motorlarında yaygın bir şekilde kullanılan yatak çeşididir.
BALANST REZİSTÖR DEĞERLERİ: Elektronik ateşleme sistemi iki rezistör ile korunur. Bunlar, 0,55 ohm olan normal devre direnci ile 5.ohm olan yardımcı devre direncidir.
BALATA (FREN PABUÇLARI): Yarım daire şeklinde kavis verilmiş metal bir parça. Üzerine ısıya karşı oldukça dayanıklı olan balata perçinlenmiştir. Frene basıldığı zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.
BAS (Brake Assist System): Panik frenlemede fren hidroliği içindeki basıncı arttıran ve her tekerde eşit fren gücünün oluşmasını sağlayan sistem.
BASINÇLI KAPAK: Suyun kaynamasını ve kaybını önleyen, soğutma sistemini basınç altında çalıştıran supaplı bir kapaktır.
BASKI YATAĞI: Debriyaj pedalına basıldığında, baskı parmaklarını bastırarak motor ile güç aktarma organlarını birbirinden ayıran mekanizmadır.
BATARYA: Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden ve akım kaynağı olarak kullanan düzenek.
BENZİN: Ham petrolden elde edilen ve otomobillerde yakıt olarak kullanılan bir hidrokarbondur.
BENZİN MOTORLARI: Buji ile ateşlenen, benzin veya benzin türevi yakıt kullanan motorlara benzin motorları denir.
BENZİN YANMASI: Benzin-hava karışımı silindir içinde sıkıştırma zamanı sonunda, bujinin meydana getirdiği kıvılcım neticesinde düzenli olarak yanmaya başlar. Hiçbir zaman patlamaz. Normal yanma bujide başlar ve sonra bir alev dalgası halinde ateşleme odasını kat eder.
BERABER ÇALIŞMA: Çok silindirli motorlarda genellikle silindirlerin ikişer ikişer beraber çalışmasıdır. Örnek olarak dört silindirli bir motorda, birinci silindir ile dördüncü silindir pistonları ikisi beraber ve üçüncü silindir ile ikinci silindir de beraber çalışır.
BEYGİRGÜCÜ: Motor tarafından üretilen gücün birimi. 0, 7457 kw'a eş değerdir.
BİLEŞİK YAĞLAR: Bu tip yağlar genellikle ince yağlar olup, SAE numarası yüksek yağların özelliklerini karşılamak için içlerine bazı kalınlaştırıcı katıklar katılmış yağlardır.
BI-XENON: Bi-Xenon farlar, günümüzün en gelişmiş ve en güçlü far teknolojilerinden biridir. B-xenon ismi, uzun ve kısa farlar için iki ayrı xenon ampul kullanılmasından gelmektedir. Xenon farın dalgaboyu ve dolayısıyla maviye yakın olan rengi güneş ışığına çok yakın olduğu için, gece sürüşünde karşıdan gelen sürücünün gözünü almaz ve yansımayı en aza indirir. enon gazının içinden geçen ışık, 70 mm çapındaki hareketli lensten yansıyarak geniş ve uzun mesafeli "uzun far" etkisini yaratır. Bu farlar günümüzde bir çok otomobilde standart ve isteğe bağlı olarak sunulur.
BİYEL CIVATALARI: Biyel cıvataları, biyel kepini biyel başına bağlayan cıvatalardır.
BİYEL KEPİ: Biyel ile biyel muylusu arasındaki bağlantıyı sağlayan parçadır.
BİYEL MUYLUSU: Biyelin krankta bağlandığı yüzeydir.
BİYEL YATAĞI: Biyel başında bulunan, içinde krank mili biyel muylusunun döndüğü yataktır.
BİYELLER: Piston ile krank mili biyel muylularını birleştiren parçalardır.
BOĞAZLI KARTEL: Yanlardan üst kartele, önden ve arkadan kavis biçiminde, ön ve arka ana yatak kepine oturan kartellere boğazlı kartel denir.
BOXER MOTOR: Silindirlerin aynı, genellikle tam yatay, düzlemde (180 derece) karşılıklı olarak çalıştığı, otomobile ekstra denge sağlayan motor.
BUHAR TAMPONU: Karbüratöre doğru olan benzin akışının, yakıt sistemindeki benzinin buharlaşması nedeniyle gecikmesi veya durmasıdır.
BUJİ: İki elektrod ve porselenden oluşan parça. Silindir içindeki sıkışmış hava-yakıt karışımı, bujinin elektrotları arasında oluşan yüksek voltajla ateşlenir.
BUJİ ARIZALARI: Buji arızaları genellikle motora göre uygun sıcaklıkta buji kullanmamaktan, bujinin yanlış yerleştirilmesinden veya motordaki ateşleme sistemi ya da yakıt sistemi arızasından meydana gelir. Genellikle görülen buji arızaları, üst porselenin çatlamış veya kırılmış olması ve burun porseleninin çatlak veya kırık olmasıdır.
BUJİ SICAKLIĞI: Silindir içine emilen benzin-hava karışımının yanma zamanında meydana getirdiği ısı enerjisi yaklaşık olarak 2000 - 2500 derece arasındadır.
BUJİ TIRNAK ARALIĞI: Bataryalı ateşleme sisteminde buji tırnak aralığı genellikle 0,6 - 0,8 mm arasındadır.
BURÇ: Yatak görevi gören silindir bir parçadır.
BURÇ AÇICI ZIMBA: Burçları bulundukları yerde sıkıştırmak için kullanılan alettir.
CABRIOLET (Cabrio): Normal dört kişilik binek otomobillerin üstü tümüyle açılabilen karoser tipi.
CBC (Cornering Brake Control): Arka akstaki frenlerin optimal kullanımını sağlayan yardımcı fren sistemi. Fren sisteminin içinde hidroliğin en doğru şekilde dağılımını sağlar.
CD: Hava direnci katsayısı. Bir otomobilin ne kadar hava direnciyle karşılaşacağını gösterir. Hava sürtünmesi azaldıkça otomobilin yakıt tüketimi de azalır. Otomobil firmaları bu katsayıyı azaltmak için yeni tasarımlar geliştiriyor.
CDI (Common-rail Direkt Injection): Bosch tarafından geliştirilen dizel yakıtın yaklaşık 1350 bar basınç ile yanma odasına püskürtülmesini sağlayan sistem. Mercedes'in kullandığı bu sistem diğer markalar tarafından TDI (Audi, VW, Seat, Skoda), JTD (Fiat), veya DTI (Opel) olarak adlandırılır.
COMAND: Yeni nesil otomobillerde navigasyon sistemi, telefon, saat, TV alıcısı, radyo, kaset ve CD çalardan oluşan müzik sisteminin hepsine kumanda eden sistem.
COMBİ: İnsan taşımacılığında kullanılan ticari araçlara verilen ad.
COMMON RAIL: Dizel motorlarda daha yüksek basınç sağlayan ve performans/ekonomi oranını ideale yaklaştıran enjeksiyon sistemi. Common-rail sisteminde "kütük" adı altındaki bir dağıtıcıdan silindirlere yakıt gönderiliyor. Common-rail sisteminde her enjektörden silindirin o anlık ihtiyacı kadar motorin geçiyor. Böylece yakıt tüketimi azalıyor ve performans artıyor.
COMPACT: Orta sınıf otomobillerin karoser biçimi için kullanılır.
CONTA: Motorda, birleştirilen parçaların arasına sızdırmazlık sağlaması için konulan, çeşitli malzemelerden yapılan plakalar.
CONTA YAPIŞTIRICISI: Contalara sürülen yapıştırıcı bir maddedir.
COUPE: Yanında tek kapısı olan otomobil tipi.
CRUISE CONTROL (Otomatik hız kontrol): Sürücünün ayağını gazdan çekmesine olanak tanıyarak, otomobili belli bir hızda tutabilen bir sistemdir. Bu sistemde, araç ayarlanmak istenilen hıza ulaştığında ilgili sistem ile ilgili bir düğmeye basılır ve ayak gaz pedalından çekilir. Sistem devreden çıkarılmak istendiğinde tekrar gaza basmak ya da ilgili düğmeye tekrar basmak yeterlidir.
CVT (Continuosly Varible Transmission): Sürekli değişken şanzıman olarak adlandırılan bu sistemde dişli çemberleri birbirlerine bir çelik bantla bağlı bulunur. Böylece kademesiz bir vites kontrolü sağlanır.
CVVT: Elektronik olarak değişken supap zamanlaması ile çalışan motor.
ÇAMUR PERDELERİ (TOZLUKLAR): Oynak parçalara toz ve pislik girmesini önleyen, kauçuktan yapılmış koruyucular.
ÇAMURLU TORTU: Karterin içinde zamanla biriken toz, pislik, yağ ve su karışımı olan oldukça yapışkan bir tortudur.
ÇAN AĞZI: Aşınmış olan silindirik bir parçanın daha fazla aşınmış olan tarafıdır.
ÇAP KUMPASI: Mil çapını, delik iç çaplarını ve parça kalınlıklarını ölçebilen bir ölçü aletidir.
ÇAPAK: Madeni bir yüzeyden kesici aletle kesilen küçük metal zerreciklerdir.
ÇAPRAZ KUŞAKLI LASTİK: Katlardaki iplikler diyagonal olarak yerleştirilmiş lastik.
ÇAPRAZ TİP KARDAN MAFSALI: Bu mafsallar esas olarak birbirleri ile 90 derecelik açı yapacak şekilde bir istavrozla tutturulmuş olan ve ana şafta bitişik olan iki kelepçeden meydana gelmiştir. Çapraz tip mafsalın yağlama işlemi mafsalın yapımına bağlıdır.
ÇARPMALI YAĞLAMA SİSTEMİ: Çarpmalı yağlama sistemi, yağ pompasının karterdeki motor yağını yağ çanağına basarak, çanağı daima dolu bulundurması şeklinde çalışır.
ÇEKİŞ MİLİ: Gücü doğrudan tekerleklere aktarır.
ÇEKTİRME: Bir paçanın diğerinden hasar yapmadan çıkarılmasında kullanılan bir tamir takımıdır.
ÇEVRİM: Bir motorda iş elde etmek için tekrarlanmadan meydana gelen olayların toplamına bir çevrim denir. Dört zamanlı motorlarda bir çevrimin tamamlanabilmesi için pistonun dört hareketine (krank milinin iki tam devir yapmasına) gerek vardır. Dört zamanlı motorlarda bir çevrim, Krank milinin 720 derecelik dönüşü ile tamamlanır.
ÇIKIŞ MİLİ: Gücü tekerleklere aktarır. En büyük viteste giriş miliyle çıkış mili aynı hızda döner, böylece otomobil hızlı gider.
ÇİVİLİ LASTİK: Karlı ve buzlu yolda kullanım içindir. Ayrıca yarış otomobillerinde kullanılır.
ÇİZİLMİŞ YÜZEY: Çizilmiş ya da kanal açılmış yüzey. Silindir yüzeylerinin pistonla beraber aşağı yukarı hareket eden atıklarla veya zımpara taneleri yardımıyla çizilmesi gibi.
ÇOK AMAÇLI GRESLER: Lityum sabunlu greslerdir. Orta kıvamda, suya dayanıklı olduğundan aracın her yerinde kullanılabilir özelliğe sahiptir.
ÇOK LEVHALI KAVRAMA: Bir tür debriyaj kavrama şeklidir. Bu tür debriyajda, değişik işleten ve işleyen diskler kullanılmaktadır. Önemli olan her işleten diskin uygun yük miktarını işleyen disklere aktarması ve bütün işleyen disklerin dönüşlerine aksettirilmesidir. Bu tür debriyaj, binek otomobilleri mekanik vites mekanizmalarında görülmemekle beraber otomatik vites mekanizmalarında ana unsuru oluştururlar.
sivasrap
08-03-2006, 08:49 PM
DBC (Dynamische Bremsen Control): BAS'ın (Brake Assist System) -yani panik frenlemede fren hidroliği içindeki basıncı arttıran ve her tekerde eşit fren gücünün oluşmasını sağlayan sistemin- BMW'de kullanılan versiyonu.
DEBRİYAJ: Pedalla harekete geçirilen ve motorla vites kutusunun bağlantısını keserek vites değiştirilmesini sağlayan sistem.
DEĞİŞKEN SUPAP ZAMANLAMASI: Değişken supap zamanlaması, motor işletim sisteminin hangi devire göre hangi supap zamanlamasının kullanılacağını belirlenmesi ve her devirde en verimli çalışmayı sağlamasıdır. Böylece motor düşük devirlerde az yakıt tüketirken yüksek devirlerde de iyi bir performans sunuyor.
DESELERASYON: Araçların duruncaya kadar yavaşlaması.
DETERJAN KATIKLAR: Bu katıklar yağın yıkayıcı ve temizleyici özelliğini sağlar. Motor içindeki pislikler genellikle yakıt ve yağların bıraktıkları kül, karbon, kurum ve is gibi kalıntıları içerir. Deterjan katıkları gerek soğukta, gerek sıcakta bu kurumların ve birikintilerin oluşumuna engel olarak motoru temiz tutar.
DETONASYON: Karışımın buji tarafından ateşlenmesinden sonra yanmanın düzensiz olarak gerçekleşmesine detenasyon denir. Karışımın ani yanması sonucu yükselen basıncın oluşturduğu vuruntu çok şiddetli olursa, motor parçaları yıpranır.
DEVİR GÖSTERGESİ: Sürücüye motorun krank milinin dakikada kaç devir yaptığını bildirir.
DIN (Deutsches Institut für Normung): Tüm ölçümlerde kullanılan Alman endüstri normu, 1 DIN= 1.12 SAE
DIŞTAN YANMALI MOTORLAR: Dıştan yanmalı motorlar otomobillerde kullanılmayan bir motor çeşidi olup, yakıtın dışarıda bir yerde yakılması ile üretilen ısı enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren makinalardır.
DİFERANSİYEL: Otomobil viraj alırken iç ve dış tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlayan dişli çark sistemi.
DİFERANSİYEL DİŞLİSİ: Tekerleklerin değişik hızlarda dönüşünü sağlayan diferansiyel kutusundaki dişli düzeneği.
DİNAMO: Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirerek bataryayı şarj eden elektrik sisteminin bir parçası.
DİNAMOMETRE: Motorun çıkış gücünü ölçen cihaz.
DİNGİL: Tekerleklerin üzerinde döndüğü çubuk.
DİNGİL UZAKLIĞI: Direksiyonun düz tutulduğu durumda, ön ve arka aks arasındaki uzaklık.
DİOD: Transistörlü ateşleme sisteminde kullanılan parçalardır. Diodlar, bir voltaj rölesi gibi görev yaparak, transistörü aşırı voltajın etkisinden korur.
DİREKSİYON: Bir aracı istenilen tarafa yöneltmek için ön tekerleklerin sağa veya sola istikametlerini değiştiren mekanizmaya direksiyon sistemi denir.
DİREKSİYON DİŞLİLERİ: Direksiyon dişlileri, direksiyon simidinin dönme hareketini doğrusal harekete çevirerek aracın ön tekerleklerine ileten, direksiyon milinin ucuna yerleştirilmiş olan dişlilerdir.
DİREKSİYON SİMİDİ: Aracı istenilen yöne çevirmeye yarayan, direksiyon milinin ucunda bulunan yuvarlak bir parçadır. Güvenli bir sürüş için direksiyonu iki elle ve saat 9:15 pozisyonunda tutunuz.
DİSKLİ FREN: Bisiklet frenine benzer. Frene basılınca pistonun hareketiyle bataryalar tekerleğe bağlı diske sürtünür ve tekerlek yavaşlar.
DİSPERSAN KATIKLAR: Bu katıklar, deterjan sayesinde motorun içinden çözülen pisliklerin etrafını sararak ateşleme odasına, supap odalarına, yağ kanallarına, filtre elemanlarına ve motor çeperine yapışmasını önler. Çok küçük parçalar halindeki pisliğin yağ bünyesinde askıda kalması özelliği dispersan katığı sayesinde sağlanır.
DİSTRİBÜTÖR: Bujilerin doğru zamanda ateşlemelerini sağlamak için onlara elektrik dağıtımı yapan sistem.
DİSTRİBÜTÖR KAPAĞI: Genellikle bakalitten imal edilen bir kapaktır. Kapak içinde, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajın bujilere iletilebilmesi için motor silindir sayısı kadar eşit aralıklı madeni uçlar bulunmaktadır.
DİSTRİBÜTÖR TABLASI: Platin takımı ve kondansatörü üzerinde taşır. Mekanik avanslı distribütörde sabit olarak gövdeye bağlanmıştır.
DISTRONIC: Radar destekli bilgisayarlı cruise control sistemi. Önde yaklaşılan aracın hızının kendi hızından az olduğunu belli bir mesafede algılayan sistem, motoru sıkıştırarak veya fren yaparak otomobili yavaşlatıyor. Önü boşalınca da otomobili programlı hızına tekrar çıkarıyor.
DİŞLİ ÇARKLAR (DİŞLİ): Dişleri olan ve birbirini harekete geçiren, yuvarlak makine parçaları.
DİŞLİ ORANI: Birbirlerinin dönmesini sağlayan iki di? şlinin veya milin dönme oranlarıdır.
DİŞLİ YAĞLARI: Hassas olarak işlenmiş dişli yüzeylerinde kullanılan yağlardır. Bu tür diş yüzeylerinde korozyona ve yağın kalınlaşmasına neden olacak maddelerin meydana gelmemesi için dişli yağlarının kimyasal stabiliteye sahip olmaları gerekmektedir.
DİYAGRAM VERİMİ: Endikatör diyagramından ölçülen işin, teorik çevrim diyagramından ölçülen iş oranına diyagram verimi denir.
DİZEL ÇEVRİMİ: Dizel motorlarda motorin, silindire emilerek sıkıştırılmasının ardından püskürtülür ve daha sonra sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile tutuşur. Dizel motorlarda bu şekilde gerçekleşen çalışma düzenine dizel çevrimi denir.
DİZEL MOTORU: Dizel motoru, dizel çevrimine göre çalışan bir motordur.
DOHC (Double Over Head Camshaft): Her silindir sırasının üstünde bulunan çift eksantrik mili.
DONMA NOKTASI (YAKIT): Yakıtın katılaştığı veya donduğu ısı derecesine donma noktası denir. Bu ise yakıtın soğuk havada kullanılabilme oranını gösterir. Özellikle motorin soğuk havalarda kristalleşerek donabilir.
DÖNER PİSTONLU MOTOR (ROTARY-WANKEL MOTOR): 1954 senesinde Felix Wankel tarafından geliştirilmiş bir motor türüdür. Bu motorda silindir geometrik elips biçimi şeklindedir. Bu motorun çalışma prensibi kısaca, yakıt odasına sahip blok içinde üçgen şeklinde bir döner pistonun dönerek, silindir içinde değişik yakıt hacimleri ve sıkıştırma oranları meydana getirmesidir.
DÖNÜŞ DAİRESİ ÇAPI: Aracın dönebileceği en küçük dairenin dış çapıdır. Küçük otomobiller için bu çap daha küçük olur.
DÖRTLÜ KARBÜRATÖR: Dört boğazlı karbüratöre dörtlü karbüratör denir.
DÖRT ZAMANLI MOTORLAR: Dört zamanlı Otto motoru prensiplerine göre geliştirilmiş olan dört zamanlı çalışma sistemi olan motorlardır. Bu dört çalışma zamanı emme, sıkıştırma, iş (güç, yanma, genişleme) ve egzoz olarak sıralanır.
DÜZ SİLİNDİR KAPAKLI MOTOR: L tipindeki motor, düz silindir kapaklı motordur.
DRIVE-BY-WIRE: Otomobildeki direksiyon simidi ile fren ve gaz pedalları hareketlerini bilgisayar kontrollü elektronik sistem üzerinden inanılmaz bir hızda mekaniğe ve hidroliğe aktaran sistem.
DSC (Dynamic Stability Control): ESP ile aynı prensipte, dört tekerleğin yola en güvenli şekilde basmasını sağlayan sistem. Elektronik stabilite sistemi ağırlıklı olarak BMW'de kullanılır.
DSP (Dynamic Shift Program): Şanzıman ayarlarını sürücünün kullanım tarzına göre değiştiren gelişmiş otomatik şanzıman.EAS (Elektronik Active Steering): Ön tekerleklerin ani direksiyon hareketleri sebebiyle yol tutuşu bozmasını engellemeye çalışan aktif direksiyon sistemi.
EAS (Elektronik Active Steering): Ön tekerleklerin ani direksiyon hareketleri sebebiyle yol tutuşu bozmasını engellemeye çalışan aktif direksiyon sistemi.
EBD (Electronic Brake Distributor): Fren gücünün dört tekerlekte eşit olmasını sağlayan hidrolik dağılım destek sistemi.
EBV: Fren hidroliğinin basıncını ve dağılımını kontrol eden supap sistemi.
ECE (Economic Commission for Europe): Avrupa Birliği ülkelerinde kullanılan yeni norm.
ECOTEC: GM'in geliştirdiği çevreci ve ekonomik özelliklerde teknoloji sağlayan motor.
EDLS: Özellikle arkadan itişli otomobillerde, tekerleklerin eşit güçte dönmesini sağlayan elektro-mekanik diferansiyel kilit sistemi.
EGZOZ GAZI DEVİRDAİMİ SİSTEMİ (EGR): Dizel araçlarda bulunan ve egzoz gazındaki is parçacıklarını yakalamak için ek bir sistemdir.
EGZOZ BORUSU: Motordan çıkan yanmış gazları dışarı atar.
EGZOZ MANİFOLDU: Motor silindirlerinde yanmış olan gazların dışarıya atılmasını sağlayan, bir seri borudan yapılmış motor parçası.
EGZOZ PATLAMASI: Sistemdeki bir kaçak, ateşlemenin rötarda olması ya da düşük oktanlı yakıt nedeniyle egzozdan gazların patlayarak çıkması.
EGZOZ SUBABI: Egzoz zamanında açılarak yanmış egzoz gazlarının silindirden dışarı atılmasını sağlayan supap.
EGZOZ ZAMANI: Egzoz supabının pistonun alt ölü noktadan üst ölü noktaya doğru yaptığı strok sırasında açılarak, yanmış gazların silindirlerden dışarıya atılmasıdır.
EĞRİLİK AÇISI: Oto tekerleğinin yerden yükseliş açısı.
EKSENEL GEZİNTİ: Bir milin iki ucuna doğru yapmış olduğu harekete eksenel gezinti denir.
ELASTİSİTE: Araçların ara hızlanması, performanslarındaki esneklik.
ELCODE: Otomobile binerken veya indikten sonra, çok değişken formüllerle uzaktan kumanda şifresi (data-check) yaratan "kontak anahtarı", aynı zamanda motoru da "kilitleyebiliyor".
ELEKTRİK SİSTEMİ: Otomobillerin elektrik sistemlerinde ateşleme bobini, distribütör, regülatör, batarya, şarj dinamosu, marş motoru ve kablolar yer alır.
ELEKTRİKLİ YAKIT POMPASI: Kamyon, otobüs gibi genellikle ağır hizmet tipi araçlarda bulunan elektrikli yakıt pompası, aracın bataryasından veya şarj dinamosundan aldığı akımla çalışarak, yakıt deposundan karbüratöre yakıt aktarır.
ELEKTROLİT: Bataryadaki asit ve saf su karışımı.
ELEKTRONİK ATEŞLEME SİSTEMİ: Bataryalı ateşleme sistemi parçalarına ek olarak, distribütörde manyetik ünite ve kontrol ünitesi ile donatılmış sistemdir. Elektronik ateşleme sistemi, manyetik alandaki değişmelerin meydana getirdiği elektrik akımı prensibine dayanır. Bu sistemde birbirine temas eden hiçbir parça yoktur. Klasik ateşleme sisteminde görülen platin ve meksefe, ateşleme sisteminde yer almaz. Bu sistemde motor ateşleme zamanı fabrikada ayarlanır ve bu ayar hiçbir şekilde aracın yaptığı kilometre arttıkça değişmez, sabit kalır.
ELEKTRONİK YAKIT ENJEKTÖRÜ: Emme borularına, motorun devrine, ısısına ve gaz verme durumlarına göre yakıt iletimini kontrol eden aygıt.
ELEKTROT ARALIĞI KARBON İLE KISA DEVRE: Ateşleme odasında meydana gelen karbon depozitlerinin, buji elektrotları arasında kısa devre meydana getirmesidir.
ELEKTROT GÖBEĞİNDE KISA DEVRE: Ateşleme odasında meydana gelen depozitlerin, porselen göbek ile bujinin madeni kısmı arasında kısa devreye neden olmasıdır.
EL FRENİ: El ile çalıştırılan, otomobil park edildiğinde hareket etmesini önleyen, genellikle arka frenlere bağlı fren sistemi.
EMME MANİFOLDU: Karbüratörden motorun silindirlerine yakıt-hava karışımının akışını sağlayan, bir seri borudan yapılmış motor parçası.
EMME MANİFOLDU AYARI: Emme manifoldunun iyi bir performans gösterebilmesi için gerekli olan ayardır. Emme manifoldu belli bir hacim ve uzunlukta yapılmalıdır.
EMME STROKU: Emme zamanında, üst ölü noktadan alt ölü noktaya doğru olan piston stroku sırasında silindire hava-yakıt karışımının girmesidir.
EMME SUBABI: Emme zamanında açılarak silindirlere hava-yakıt karışımının girmesini sağlayan supap.
EMME ZAMANI: Pistonun üst ölü noktaya yaklaşmasıyla birlikte emme supabının açılmasına, emme zamanı denir.
EMNİYET KEMERİ: Araçlarda sürüş anında sürücü ve yolcuların güvenliklerini sağlamaya yönelik bir sistemdir. Emniyet kemerinin görevini en iyi şekilde yapabilmesi için, alt bölümünün iki tarafta leğen kemiğinin üzerinden ve üstte de omuzun üzerinden geçmelidir.
EMNİYET KEMERİ ÇEŞİTLERİ: Aktif gergili emniyet kemeri sistemlerinde Emniyet kemerindeki boşluğu almak için (özellikle kışın kalın giysiler giyildiğinde) bir algılayıcıya bağlı bir gergi sistemi, devreye girerek yolcu emniyet kemeri üzerine yüklenmeden önce kemeri gerer. Böylece yolcunun hareketi en aza indirgenir. İki tip gergi sistemi vardır; yaylı ve ateşlemeli. Yaylı tip; algılayıcıdan gelen uyarı sonucunda bir yay tetiklenir ve emniyet kemeri gerilir. İkinci tipte ise hava yastığında olduğu gibi bir ateşleme mekanizması kullanılır. Darbe uyarısı geldiğinde bir gaz ateşlenerek emniyet kemeri gerilir. Bu sisteme "piroteknik" de deniliyor.
EMNİYET KEMERİ YÜKSEKLİK AYARI: Emniyet kemerinin farklı boylardaki insanlara göre ayarlanabilmesini sağlar.
ENDÜKSİYON BOBİNİ: Endüksiyon bobini, 6-12 voltluk batarya voltajını bujide tırnak aralığını atlayacak kadar yüksek voltaja çıkaran oto transformatörüdür.
EPS (Elektro Power Steering): Hidrolik destekli ve hıza duyarlı elektrik motorlu direksiyon sistemi.
ERKEN ATEŞLEME: Yanma odasına sıkıştırılmış olan karşımın buji kıvılcımı ile yakılmadan, kendi kendine yanmaya başlamasına erken ateşleme denir. Erken ateşlemenin başlıca nedeni, yanma odalarında fazla karbon birikintilerinin oluşmuş olmasıdır.
ESP (Electronic Stability Program): Otomobilin savrulma ihtimaline karşı dört tekerleğin dönüşünü sürekli kontrol eden sensörler ile gerektiğinde tek bir tekerleğe bile fren yaptıran ve amortisörlerin hareketini de kontrol eden sistem.
EZİLEBİLİR BÖLÜM: Aracın kaza anında ezilebilecek bölümlerine verilen ad. Bu bölümler kaza anında açığa çıkan enerjinin büyük bölümünü yutar, kalan enerjiyi ise otomobilin gövdesinde yolculara zarar vermeyecek biçimde yönlendirir.
ETC: Elektronik çekiş kontrol ve düzeltme sistemi.
FAKİR KARIŞIM: Motorların çeşitli yük ve hızlarındaki yakıt-hava karışımının fakir karışım halinde bulunmasıdır. Fakir karışım, benzinin birim ağırlığının havaya nazaran daha az oranlarda olması ve yanma işlemi için gerekli oranda oksijen ile birleşememesidir.
FİLTRE: Hava filtresi, motora giren havayı süzerek toz ve pisliklerden arındırır. Yağ filtresi genellikle motor karterinin altında olan ve motor yağını süzerek toz, pislik ve artıkların yağlama sistemine karışmasını önleyici bir filtredir.
FİLTRE YAĞ DOLAŞIM SİSTEMLERİ: Basınç ayar supabı ile düzenlenen yağ dolaşım sistemleri, kısa devreli sistem ve tam akışlı sistem olarak ikiye ayrılır.
FOSİL YAKITLAR: Milyonlarca yıl önce ölen hayvan ve bitkilerin çürümesiyle oluşan kömür, petrol gibi yakıtlara genel olarak verilen ad.
FPS: Birçok otomobilde sadece küçük bir yangın tüpü şeklinde, yarış otomobillerinde ise çeşitli noktalara çelik borular içinden söndürücü gaz püskürten yangın önleme sistemi.
FREN: Hareketli aracın hızını azaltan veya tamamen durduran düzenek.
FREN AYARI: Periyodik olarak fren balatalarına ve genel fren sistemine yapılan ayarlardır.
FREN BALATALARI: Fren pedalına basıldığı anda fren kampanasına sürterek yavaşlama ve durma etkisi yaratan parçalardır. Fren balataları yarım daire şeklinde kavis verilmiş metal parçalarıdır.
FREN BOŞALMASI: Balataların aşırı ısınmasından dolayı frenlerin tutmaması.
FREN DİSKİ: Hidrolik fren sistemlerinde tekerlerdeki fren tablasına takılır. Merkez pompasından gelen hidrolik basınç, fren diskindeki pistonları etkileyerek fren pabuçlarını açar ve frenleme için kampana iç yüzeyine temas ettirir.
FREN KAMPANASI: Araç tekerlerine takılan madeni parça. Dönen tekerleri frenlemek için fren pabuçları kampana iç yüzeylerine etki yaparak kampanaları yavaşlatır veya durdurur.
FREN PABUÇLARI (BALATA): Yarım daire şeklinde kavis verilmiş metal bir parça. Üzerine ısıya karşı oldukça dayanıklı olan balata perçinlenmiştir. Frene basıldığı zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.
FSI: Doğrudan enjeksiyon gerçekleştiren, fakat yüksek oktanlı benzinlerle çalışan motor (WV Grubu'nda sıkça kullanılmaktadır).
F TİPİ MOTOR: Bazı supapları silindir kapağında, bazıları silindir bloğunda bulunan bir tip motor.
GAZ BASINÇLI ISI GÖSTERGELERİ: Gaz basınçlı ısı göstergesi bir ısı tüpü, gösterge kadranı ve bunları birbirine bağlayan ince borulardan oluşur.
GAZ KELEBEĞİ: Karbüratör karışım boğazının alt kısmında bulunan yuvarlak bir disk. Ekseni etrafında dönerek silindirlere giden karışım miktarını arttırır veya azaltır.
GAZ PEDALI: Motorun ve dolayısıyla otomobilin hızını denetleyen pedal.
GAZ TÜRBÜNÜ: Bir tür içten yanmalı motor. Yanma sonucu meydana gelen basınç, türbün kanatlarına etki ederek türbün milini döndürür.
GDI (Gasoline Direkt Injektion): Mitsubishi Motors tarafından geliştirilen sistem direkt olarak benzini yanma odasına püskürtür. Bu sistem düşük yakıt tüketimi ve yüksek performans sağlar.
GEÇ ENJEKSİYON: Egzozdan kara duman çıkmasına neden olan, yakıtın geç gelmesi durumudur. Üst ölü noktanın 12 derece sonrasında gerçekleşen enjeksiyon, geç enjeksiyon olarak kabul edilir.
GENLEŞME TAPASI: Genleştikten sonra istenilen ölçüde yerine oturan bir tapadır.
GERİ TEPME: Karışımın erken tutuşması durumunda yanmanın karbüratörden geri çıkmasına, geri tepme denir.
GERİ VİTES DİŞLİSİ: Geri viteste giriş mili ile çıkış milinin arasına geri vites dişlisi olarak adlandırılan ek bir dişli çark girer. Çıkış mili ve tekerlekler ters yöne döner.
GERİLİM REGÜLATÖRÜ: Alternatör ile elde edilen doğru akımın ayarlanması işleminde kullanılan bir parçadır.
GRES YAĞI: Akışkan bir yağ ile kalınlaştırıcı bir maddenin, katı ile yarı akışkan arasında yapı değişikliği gösterdiği bir yağdır. Gres yağlarında akışkan kısım genellikle petrol esaslı mineral bir yağ veya sentetik bir akışkan olup, kalınlaştırıcı kısım ise metalik bir sabundur.
GRIP: Yol tutuş. Kaymama.
GRUP DİŞLİSİ: Vites kutusu içinde bütün vites dişlilerinin bağlantılı olduğu dişli grubu.
GÜÇ: Yapılan işin birim zamana olan oranına denir.
GÜÇ STROKU: Güç strokunda hava-yakıt karışımı yanarak pistonu aşağıya doğru iter ve motor güç üretir.HACİMSEL (VOLÜMETRİK) VERİM: Emme zamanında silindirlere normal sıcaklık ve normal basınç altında girmiş olan karışım hacminin, silindire olan oranına hacimsel verim denir. Bu verimin artması, motor gücünün artmasını sağlar.
sivasrap
08-03-2006, 08:50 PM
HACİMSEL (VOLÜMETRİK) VERİM: Emme zamanında silindirlere normal sıcaklık ve normal basınç altında girmiş olan karışım hacminin, silindire olan oranına hacimsel verim denir. Bu verimin artması, motor gücünün artmasını sağlar.
HAREKET NAKİL SİSTEMİ: Hareket nakil sistemi şaft, kardan mafsalı ve kayıcı mafsal gibi parçalardan oluşur. Bu sistemler, motor gücünün şanzımandan (vites kutusu) diferansiyele nakledilmesinde kullanılır.
HAVA BASINCI: Havanın bir cisim üzerine uyguladığı kuvvet. Basınç havanın küçük bir hacme sıkıştırılmasıyla artar.
HAVA BOĞAZI: Karbüratörde motora giren havanın geçtiği boru şeklindeki kısım.
HAVA FİLTRESİ: Motora giren havayı süzmek için karbüratör hava boğazının başlangıcına takılan bir çeşit süzgeç.
HAVA SOĞUTMALI MOTOR: Silindirlerin ve silindir kapağının hava ile soğutulduğu motor tipi. Silindirlerin ve silindir kapağının dışına, daha iyi soğutma sağlamak için ince hava kanatçıkları yapılmıştır.
HAVALI SÜSPANSİYON: Range Rover'ın süspansiyonunda güçlü amortisörler ve yalpa çubukları vardır. Ancak yaylar yerine basınçlı havayla dolu pnömatik silindirler kullanılır. Bu silindirler bozuk yolların neden olduğu titreşimlerin çoğunu yutar.
HAVASINI ALMA: Kapalı bir hidrolik ya da soğutma sistemindeki havanın çıkartılması işlemi.
HB (HatchBack): Bagaj çıkıntısı olmayan arkası yere dik inen 3 veya 5 kapılı otomobil.
HDI: Çok yüksek basınçla enjeksiyon gerçekleştiren dizel motor teknolojisi (Peugeot ve Citroen marka dizel otomobillerde kullanılan kısaltmadır)
HEAD-UP-DISPLAY: Gösterge tablosundaki hız ve devir datasını ön cama rakamlar ile yansıtma sistemi.
HELEZON YAY: Çelik telden yapılmış olan, yaylanabilen bir yaydır.
HESSELMAN MOTORU: Dizel esasına göre çalışır. Fakat sıkıştırma oranı düşüktür. Ateşleme, benzin motorlarında olduğu gibidir.
HIBRID MOTOR: İki farklı enerji sisteminin birbirini desteklediği, genellikle yakıt ile çalışanın asıl çekişteki elektrikli motorun bataryalarını şarj ettiği çift motor sistemi.
HİDROLİK: Güç aktarımında sıvı kullanan sistemlere verilen genel ad. Otomobillerin fren sistemlerinde kullanılır. İlk hidrolik sistemlerde su kullanılıyordu. Bugün ise su kadar çabuk donmayan sıvılar ve yağ kullanılmaktadır.
HİDROLİK BASINÇ: Fren balatalarını çalıştırmak için tekerlek silindirleri içinde oluşan basınca, hidrolik basınç denir.
HİDROLİK FREN: Fren pedalına basıldığı zaman, fren pabuçlarının hidrolik basınçla fren kampanasına sürtmesini sağlar.
HİDROLİK SUPAP İTİCİSİ: Supap boşluğunu sıfıra indirerek supap sesini azaltan, yağ basıncıyla çalışan bir supap iticisi.
ISI GÖSTERGELERİ: Otomobillerde bulunan ısı göstergeleri, gaz basınçlı ve elektrikli ısı göstergeleri olmak üzere ikiye ayrılır. Isı göstergeleri, motor ve radyatör içindeki sıcaklık derecelerini veren göstergelerdir.
ISI KONTROL SUPABI: Isı kontrol supabı, motor soğuk iken açılarak sıcak egzoz gazlarını emme manifoldu etrafındaki ısıtma odasına gönderir. Bu supaplar, emme manifoldlarında bulunur.
ISI TRANSFERİ: İçten yanmalı motorlarda meydana gelen ısının motor parçaları üzerinde toplanmasıdır. Bu istenmeyen ısının bir kısmı, su kanallarında bulunan su tarafından havaya iletilir.
İÇTEN YANMALI MOTOR: Dıştan yanmalı motorların aksine, yakıtı doğrudan doğruya silindirler içinde yakan ve üretilen ısı enerjisini piston biyel mekanizması ile krank miline ileten motorlara, içten yanmalı motorlar denir. İçten yanmalı motorlar yakıt cinsine göre dört çeşittir. Bunlar ise benzin, dizel, gaz-türbin ve L.P.G. gaz motorlarıdır.
İÇTEN KISA DEVRE: Termostatın kapalı olduğu zamanlarda, suyun silindir kapağı ve silindir bloğu arasında dolaşımını sağlayan bir sistemdir.
İKİ DEVRELİ FREN: İki devreli fren sisteminde ön ve arka tekerlekler birbirinden ayrı iki fren devresine bağlıdır. Bu sistemde fren merkez silindiri tek olmasına rağmen, içinde ön ve arka tekerleklere etki eden iki ayrı fren silindiri vardır. Frene basıldığında merkez fren silindir pistonu tek hareket yapmasına rağmen, ön ve arka tekerleklere birbirinden ayrı iki piston ile etki eder. Ön ya da arka tekerleklerden birinin devresinde arıza olması durumunda, sağlam fren devresi aracın frenlemesini sağlar. Bu sistem tek devreli fren sistemine göre daha güvenlidir.
İKİ SİLİNDİRLİ MOTORLAR: Silindirleri karşılıklı yatay bir düzlem üzerinde bulunan motorlardır. Bu motorlar otomobillerde çok az kullanılır.
İKİ ZAMANLI ÇEVRİM: İşin, iki piston strokunda meydana geldiği motor çevrimidir.
İKİ ZAMANLI MOTORLAR: Bu motorlara aynı zamanda karterden doldurmalı motorlar denir. İki zamanlı motorlarda esas olan iki zaman, sıkıştırma ve iş zamanıdır. Bu sistemde piston her üst ölü noktaya çıkışında sıkıştırma, her alt ölü noktaya doğru hareketinde ise iş (genişleme) yapar.
IMMOBILISER: Hırsızlığa karşı motorun elektronik işletim sistemini kilitleyerek aracın çalışmasını engelleyen bir şifreli koruma sistemi.
İNTEGRAL (MONOKOK) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarını bir arada tutmaya yarayan çerçeveye şasi denir. Modern otomobillerde genellikle şasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna integral ya da monokok gövde denir.
INTERCOOLER: Turbonun kullanıldığı motorlarda, emme manifolduna pompalanan havanın sıcaklığı, hem turbonun egzoz sistemi ile iç içe olmasından hem de basınç uygulanan gazların ısınmasından dolayı artar. Isınarak yoğunluğu azalan ve verimi düşen bu sıcak havayı soğutarak motora veren sisteme intercooler adı verilir. Intercooler çalışma prensibi aslında bir çeşit radyatördür. Aralarındaki fark; radyatörde suyun, intercoolerda ise havanın soğutulmasıdır.
İRTİFA ETKİSİ: İrtifa, deniz seviyesinden daha yukarı yüksekliklerde suyun kaynama noktasının değişmesidir. Bulunulan yüksekliğe göre radyatör suyunun kaynama sıcaklığının değişmesine, irtifa etkisi denir.
İSTİKAMET ÇUBUĞU: İstikamet çubukları tekerlek sarsıntılarının direksiyon kutusuna intikalini önleyen araçlar olup, boru veya çubuk şeklinde yapılmışlardır.
İŞ ZAMANI: Motorda yanma sonunda meydana gelen basınç ile pistonun üst ölü noktadan alt ölü noktaya doğru itilmesine iş zamanı denir.
İVMELENME: İvmelenme bir otomobilin hızını ne kadar çabuk artırabildiğini gösterir. İvmelenme, duran bir otomobilin saatte 0'dan 100 km hıza kaç saniyede çıktığı ile ölçülür.
JET MEMESİ: Düzgün yakıt akımı sağlayan ve karbüratörde yer alan parça.
JIKLE: Karbüratörde, motor soğukken hava boğazına giren havayı kısıtlayan ve bu yüzden oluşan kısmi bir vakumla karbüratör fıskiyesinden yakıtın akışını arttıran, dolayısıyla hava-yakıt karışımını zenginleştiren bir düzenek.
JIS (Japanese Industrial Standart): DIN ile aynı seviyedeki Japon endüstri normu.
KAM MİLİ: Bir dişli ya da zincir yardımıyla hareketini krank milinden alan, her silindirin emme ve egzoz supaplarını çalıştıran mil.
KAPALI TİP HAVALANDIRMA SİSTEMİ: Genellikle ağır hizmet tipi araçlarda kullanılan bir havalandırma sistemidir.
KAPI EMNİYET KİLİDİ: Çarpışma sırasında kapının açılmasını önleyen mekanizma.
KAPI EMNİYET MANDALI: Kapının içerden ve dışardan açılmasını önleyen tertibat.
KAPI İÇİ GÜVENLİK ÇUBUKLARI: Yan çarpmalarda yolcuları korumak için kapıların içine yerleştirilen sağlam çelik çubuklar.
KAPIŞ POMPASI: Karbüratörde kapış devresinin gaz kelebeğine bağlanmış parça. Gaz kelebeğine ani olarak basıldığı zaman karışımı zenginleştirir.
KARBÜRATÖR: Hava-yakıt karışımını motorun ihtiyacına göre muhtelif oranlarda ayarlayan ve yakıtı atomize eden bir düzenektir.
KARDAN MAFSALLARI: Bu parçalar, şanzıman ile diferansiyelin aynı eksende bulunmamasından dolayı değişik açı altında devir nakletmekte kullanılırlar.
KARDAN MİLİ: Güç aktarma organlarında hareketi, vites kutusundan diferansiyele ileten mil.
KARE MOTOR: Piston stroğu ve silindir çapı eşit motor.
KAROSER: Şasiye monte edilen, aracın saçtan yapılmış kısmı. Bu kısımda pencereler, kapılar, koltuklar, yolcu ve motoru koruyan kısımlar bulunur.
KARTER: Genellikle çelik saçtan yapılan, motorun alt tarafında bulunan, krank muhafazasının altını kapatan ve yağa depoluk eden parça.
KATALİTİK ÇEVİRİCİ: Egzozdan çıkan zararlı gazları azaltır. Örneğin nitrik oksitleri azot ve suya çevirerek zararsız hale getirir.
KATALİTİK KONVERTÖR: Motordan çıkan zararlı maddeleri zararsız maddelere dönüştürmek için araçlara takılır. Seramikten yapılan ve gözenekleri katalitik etki sağlayan maddelerle (katalizör) kaplı katalitik dönüştürücünün içinden geçen egzoz gazları reaksiyona girerek zararsız maddelere dönüşür. Dönüştürücüye NOx (Azot Oksit), CO (Karbon monoksit) ve HC (Hidrokarbonlar) olarak giren maddeler reaksiyon sonucunda canlılara zararsız N2 (Azot), CO2 (Karbon dioksit) ve H2O (su) olarak egzozdan dışarı verilir. Bazen performans artırmak için katalitik dönüştürücünün iptali gündeme gelmektedir. Bu işlem araca ek güç sağlasa da çevreyi kirletmesine neden olduğu için kaçınılması gerekir.
KATALİZÖR: Kimyasal reaksiyonları hızlandıran ya da oluş biçimlerini değiştiren madde. Otomobillerin egzoz sistemlerinde kirliliği azaltmak için kullanılır.
KATALİZÖR VE KATALİZATÖR ARASINDAKİ FARK: Katalizör, katalitik etki sağlayan maddeye, katalizatör ise katalitik etki sağlayan cihaza verilen addır. Katalitik konvertör yerine katalitik dönüştürücü kelimesi kullanıldığında aralarındaki fark daha kolay anlaşılır.
KATIK: Katıklar genelde benzin ve yağ katıkları olarak ikiye ayrılırlar. Benzine katılan katıklar, genelde benzinin oktan sayısını yükseltmek ve yakıt deposundaki pas, tortu ve korozyonu önlemek amacıyla kullanılır. Madeni yağlara katılan katıklar ise, yağın dayanıklılık özelliğini ve performansını arttırmaya yöneliktir.
KAVRAMA: Krank mili ve güç aktarma organlarını birleştiren ve ayıran düzenek.
KAVRAMA MİLİ: Üzerinde kavrama balatalı diskinin geçmesi için açılmış kama olukları ve uç tarafında vites kutusu grup dişlilerini çeviren bir mil.
KİTLESEL GÜÇ (GÜÇ AĞIRLIĞI): Motorun bir beygir gücü başına düşen ağırlığına, o motorun kitlesel gücü veya güç ağırlığı denir. Motorun ürettiği gücün bir kısmı, kendi ağırlığını taşımak için harcanır.
KOKPİT: Otomobillerde sürücünün oturduğu kısma kokpit denir.
KOMPRESÖR (TURBO): Turbo sistemlerine bazı üreticiler tarafından verilen ad. Bu sistemde doğrudan krank miline bağlı olarak çalışan basınçlı hava sistemi sayesinde motorda rölantiden itibaren daha yüksek güç ve tork elde edilir.
KOMPRESYON KAÇAĞI: Yanma odasında sıkışan hava-yakıt karışımının veya yanmış gazların, segmanların arasından kartere sızması.
KOMPRESYON FRENİ: Motorun kompresyon gücünden yararlanılarak yapılan frendir. Bu fren çeşidi özellikle ağır taşıtlarda kullanılmaktadır. Bu sistemde egzoz manifoldu içinde bulunan bir valf mekanik bir kol aracılığı ile kapatılarak, egzoz gazlarının silindir ateşleme odasından basınçla atmosfere çıkmasına engel olunur. Silindir içinde kalan bu yanmış gazlar, kompresyon freni yaparak aracın yavaşlamasını sağlar.
KOMPRESYON SEGMANLARI: Pistonun üst tarafında bulunan segmanlar. Silindirdeki kompresyonu tutacak ve kaçakları önleyecek şekilde yapılmıştır.
KONTAK ANAHTARI: Kontak anahtarı, çevrildiği zaman ateşleme ve marş devresine elektrik akımı göndererek aracın çalışmasını sağlar. Aynı şekilde araç çalışır durumda iken kontak anahtarı çevrildiğinde, ateşleme ve marş sistemine giden akım kesilerek, araç durdurulur.
KONTROL PANELİ: Sürücünün önünde bulunan ve üzerinde otomobille ilgili çeşitli bilgiler içeren göstergeler olan panele verilen ad.
KONTROL RÖLESİ: Alternatör ile elde edilen doğru akımın ayarlanması görevini gören regülatörün bir parçasıdır.
KORUYUCU KILAVUZ: Krank muylusunun çizilmesini önlemek için biyel civatalarına takılan bir parçadır.
KÖPÜK FİLTRE: Köpük filtre, sünger tipinde delikli köpükten yapılmıştır. Yağlı yapısı sayesinde hava içindeki tozları tutar.
KRANK MİLİ: Pistonların ileri geri hareketini dönme hareketine çeviren mil.
KRANK MUHAFAZASI: Üst kartel de denir. Krank milinin içinde döndüğü motorun alt kısmı. Üstünde silindir bloğunun alt tarafı, altında kartel bulunur.
KURS (PİSTON YOLU): Pistonun alt ölü nokta ile üst ölü nokta arasında aldığı yola denir.
KURS HACMİ: Pistonun alt ölü noktadan üst ölü noktaya kadar silindir içinde yaladığı hacme, kurs hacmi denir.
KURŞUN TETRA-ETİL: Yanmanın verimini arttırmak ve benzinin oktan sayısını yükseltmek için benzine katılan bir maddedir.
KURU GÖMLEK: Silindir bloğunda bulunan silindirik yuvalarına sıkı bir şekilde geçirilen, ince çeperli çelik veya dökme demir gömleklerdir.
KUTUP BAŞLARI: Akümülatörün dış tarafında üzerinde ( + ) ve ( - ) işaretleri bulunan, akümülatörden pozitif ve negatif elektrik akımlarının verildiği güç noktalarıdır.
KUŞAK: Lastiğin değişik katmanlarına kuşak ya da kat adı verilir.
KÜLBÜTÖR MANİVELASI: Kam hareketinin yönünü değiştirerek, supaba ileten maniveladır.
KÜLBÜTÖR MİLİ: Külbütör mili çelik alaşımdan yapılmış, içi boşaltılmış ve iki başına özel tapalar takılmış düz bir mildir.
KW: Kilowatt, motorun güç değerini elektrik gücü olarak gösterir. 1 kW= 1.34 ECE= 1.35 PS (DIN)
LAMİNE CAM: Ön cam saydam bir plastik tabakasının iki yüzüne cam kaplanmasıyla yapılmıştır. Bu tip camlara lamine cam adı verilir. Lamine cam bir darbe aldığında küçük parçalar halinde kırılıp dağılmaz.
LAYER: Bakır ve çelik gibi metallerden yapılmış, ince madeni levhalardır. Yatak keplerinde yatak boşluklarını artırmak için kullanılır.
LASTİK: Otomobil lastikleri, otomobilin yol üzerinde gidişini sağlayan temel parçalardır.
LASTİK YANAĞI: Otomobil lastiğinin yan yüzüne, lastik yanağı denir.
LENZ KANUNU (TRANSFORMATÖR): Şiddeti değişen bir manyetik alan içinde hareket ettirilen iletkende elektrik akımı meydana gelir.
LIFTBACK: Arkasındaki belli belirsiz bagaj çıkıntısına doğru eğilen arka cama sahip olan ve bagaj kapağı arka cam ile birlikte yukarı açılan otomobil tipi.
LPG: Sıvılaştırılmış halde bulunan petrol gazına LPG denir.
L TİPİ SUPAP MEKANİZMASI: L tipi supap mekanizması olan motorlarda supaplar yanma odası ve silindirlere ters dönmüş şekildedir. Bu tip supap mekanizması, bütün supapların bir tek kam mili ile çalıştırılmasını mümkün kılar. Supap iticileri, kam milinden aldığı hareketi doğrudan doğruya supap saplarına ileteceği için supapların daha sessiz çalışmaları sağlanır.
L TİPİ MOTOR: Motor supaplarının silindir bloğunda olduğu bir motor çeşididir.
MALAFA: Bir eksen üzerinde bulunan parçaları, aynı eksende tutan bir mildir.
MANİFOLD: Üzerinde çeşitli açıklıklar bulunan kapalı bir boru ya da kanal sistemi.
MANTAR TİPİ SUPAP: Mantar tipi supap, otomobil motorlarında kullanılan mantar şeklinde bir supaptır.
MAYİ KAVRAMA: Mayi debriyaj veya mayi volan olarak da adlandırılabilen mayi kavrama, hidrolikle çalışan bir mekanizmadır ve mekanik debriyajın gördüğü görevi görür.
MARŞ MOTORU: Motora ilk hareketi verebilmek için gereken enerjiyi sağlayan elektrik motoru.
MEKANİK AVANS SİSTEMİ: Mekanik olarak işleyen avans sistemidir. Bu sistemde görev yapan iki ağırlık vardır. Bu ağırlıklar, motor dönme hızı çoğaldıkça santrifüj kuvveti yardımıyla açılırlar.
MEKANİK VERİM: Motorda esas güç olan faydalı gücün, iç güce oranıdır.
MERKEZ POMPASI: Hidrolik fren sisteminde fren pedalına basıldığı zaman hidrolik basıncının geliştiği hidrolik yağı ile dolu silindir.
MEKSEFE: Platinlerin yanmasını önleyen distribütör içindeki bobin.
METAL YORULMASI: Bir metalin çatlaması ya da karıncalanması durumudur. Bu şekildeki bir arıza, birçok kereler tekrarlanan etki sonucunda meydana gelir.
MİKROMETRE: Hassas ölçüm yapabilen bir ölçü aletidir. Genellikle parçaların iç ve dış çaplarını ölçme işleminde kullanılır.
MİNİVAN: Minibüslerin en küçük ve lüks şekli, van tipi iri otomobil.
MONOKOK (İNTEGRAL) GÖVDE: Otomobilin ana parçalarını bir arada tutmaya yarayan çerçeveye şasi denir. Modern otomobillerde genellikle şasi araç gövdesiyle birliktedir. Buna monokok ya da integral gövde denir.
MOTOR: Aracın hareketi için gerekli gücü sağlayan makinadır. Hareket için gerekli güç, motorda yakıtın yanması sonucunda ortaya çıkar. Motorlar bu şekilde, ısı enerjisini mekanik enerjiye çevirirler.
MOTOR AYARI: Bir araç üzerindeki motora, belli aralıklar dahilinde yaptırılması gerekli olan ayarlamalardır.
MOTOR ÇEŞİTLERİ: İçten yanmalı motorlarda sekiz adet motor çeşidi vardır. Bu motorlar; sıra silindir, v-silindir, karşılıklı silindir, baş aşağı silindir, baş aşağı v-silindir, x-silindir, çift v-silindir ve yıldız motor olarak adlandırılmaktadır.
MOTOR DURDURULDUTAN SONRA ATEŞLEME: Kontak anahtarının kapatılmasından sonra, motorun çalışmaya devam etmesi durumudur. Bu şekilde buji ile ateşleme olmadığı halde, araç çalışmaya devam eder. Bunun başlıca nedeni ise, yanma odasında fazla karbon birikintisinin olmasıdır. Bunun dışında soğutma sisteminin arızalı oluşu, sıcaklığın yüksek olması, yakıt kalitesinin düşük olması (oktan sayısının az olması) gibi nedenler, kontak kapatıldığı halde motorun çalışmaya devam etmesine neden olur.
MOTOR YAĞI: Motor içine konan, gerek petrol hammaddesinden gerekse de sentetik olarak üretilen yağdır. Motorun işlev görüp, tam bir performans göstermesi ancak teknik ve rasyonel bir yağlama ile mümkündür.
MOTOR YAĞININ GÖREVLERİ: Motor yağının başlıca görevleri motoru yağlamak, kompresyonu tutmak, motoru soğutmak ve motoru temizlemektir.
MOTOR YATAĞI: Motor yatağı, dönerek hareket eden motor parçalarını gerekli durumda tutar. Motor yatağı ayrıca, motorda meydana gelen mekanik kuvvetler oranında yüzeyine binen yükleri bozulmadan taşır.
MOTOR GÜÇLERİ: Motorlarda iç güç (indike güç) ve faydalı güç olmak üzere iki çeşit güç bulunmaktadır.
MOTOR İÇ GÜCÜ: Silindirlere girmiş olan karışımın yanması ile meydana gelen ısı enerjisinin mekanik enerjiye dönüşmesi, motorun silindirleri içinde olmaktadır. Motorun silindirleri içinden veya piston üzerinden alınan güce iç (indike güç) denir.
MOTOR FAYDALI GÜCÜ: Faydalı güce aynı zamanda efektif güç ve fren gücü de denir. Bu güç, motorun gerçek gücüdür. Silindirler içinde elde edilen iç güçten, motorun çalışması için harcanan gücün çıkarılmasından sonra, motorun volanından veya kasnağından ölçülen bir güçtür.
MOTOR SUPAPLARI: Motordaki çalışma zamanının sırasını ve devam süresini ayarlayan parçalardır.
MOTOR YAĞI SAE SINIFLANDIRMASI: SAE rumuzu "Society of Automotive Engineers", (Otomotiv Mühendisleri Derneği) kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiştir. SAE sınıflandırmasında yağlar, kalınlıklarına göre en çok yedi sınıfta toplanır. Bu sınıflandırmanın yağların kalitesi ile ilgisi yoktur.
MOTOR VURUNTUSU: Motorda, ana ve biyel yatakları vuruntusu olmak üzere iki çeşit yatak vuruntusu görülür. Yatak vuruntusu ana yataklarda, rölanti ve rölantinin üzerindeki devirlerde derinden gelen boğuk bir vuruntu şeklinde gerçekleşir.
MOTORİN: Motorin, dizel motoru yakıtıdır. Ham petrolün birinci kuledeki damıtılması sırasında, 200 - 380 derece arasında kaynama aralığından alınan üçüncü ana ürün, motorindir.
MPV (Multi Purpose Vehicle): Ticari kullanıma da dönüştürülebilen çok amaçlı binek araç. Van sınıfı araçların tümüne MPV denilebilir. Micro MPV'den macro MPV'ye kadar bir çok çeşidi vardır.
sivasrap
08-03-2006, 08:51 PM
NAVİGASYON: Uydulardan gelen konumlandırma sinyallerini, içindeki bölge ve yol haritası ile birlikte değerlendirerek sürücüye yön bulma konusunda yardım eden sistem.
NIGHTVISION: Ön cama yansıtılan infrarot kamera görüntüsü ile farlarınız kapalıyken bile karanlıkta gidebildiğiniz GM'in yeni enfraruj gece görüş sistemi.
OHC: Silindir sırasına dik yer alan eksantrik mili.
OKTAN: Motor yakıtının vuruntuya dayanma yeteneğinin ölçüsü.
OTOMATİK VİTES (TRANSMİSYON): Vites değiştirme işlemine gerek olmayan otomatik sistemdir. Otomatik vitesin sadece ileri, geri, boş ve park gibi seçenekleri vardır. Araç hareket ettirilmek istendiğinde, sadece sürüş (drive) vitesine almak yeterlidir. Bu aşamadan sonra otomatik vites, gidilen hıza göre vites değiştirme işlemlerini otomatik olarak ayarlar. P araç park edildiğinde tekerlekleri kilitlemek içindir. R geri vitestir. D normal sürüş vitesidir.
OTO TERMİK PİSTON: Oto termik piston, motor soğuk iken piston vuruntusu olmasını engeller. Motor ısındığı zaman piston pim yuvasında bulunan çelik parçalar, pistonun pime dik yönde genleşmesini sınırlandırır. Piston bu yönde ancak çeliğin genleşme katsayısına uygun biçimde genleşir. Bu şekilde motor soğuk iken, piston vuruntusu önlenmiş olur.
OVAL PİSTON: Genellikle alüminyum alaşımından yapılan bu pistonlarda piston başı silindirik olup, piston eteğinden 0,50 - 0,70 mm küçüktürler. Oval pistonlar, motorun rejim sıcaklığında yüksek performans sağlar.
OVAL TAŞLANMIŞ PİSTON: Isı ile etkileşiminde tam bir dairesel şekil alan, oval bir pistondur.
OVERDRİVE (EKONOMİ VİTESİ): Düşük yakıt tüketimi sağlayan vites. Bazı araçların beşinci vitesi (ya da varsa altıncı vitesi) aracın hızını artırmak için değil yakıt tüketimini düşürmek için tasarlanmıştır. Örneğin, 4. viteste 100 km/s hızda giderken araç 4000 d/devirde ise, 5. viteste 300 devire iner. Normal beşinci vitesten farkı, son hıza dördüncü viteste ulaşılmasıdır. Örneğin, 94 model Şahin'de kullanım kitapçığındaki bilgilere göre 4. viteste son hız 160 km/s. Ama beşinci viteste araç ancak 155 km/s son hıza ulaşabiliyor. Bu beşinci vitese "overdrive" denir.
PANELVAN: Mal taşımacılığında kullanılan ticari araçlara verilen ad.
PANHARD KOLU: Arka dingilin sağı sola hareket etmesini önler.
PASİF GÜVENLİK: Bir kaza gerçekleştiği anda ve sonrasında, yaşam kabini içindeki yolcuların en az yara ve darbe ile kurtulmalarını amaçlayan araç güvenlik sistemlerine verilen ad. Sürücü ve yolcuların el ve kafalarını çarpabileceği bölgelerde yumuşak malzeme, aktif kafalıklar, omur koruma sistemi WHIPS, aktif gergili emniyet kemerleri, airbag, sidebag'ler, yan cam hava yastıkları IC, kapı içi çelik barlar, gövdenin darbe emici katlanma bölgeleri...
PATİNAJ: Tekerlekler yolu iyi tutamadığı zaman, özellikle kaygan ve buzlu yollarda oluşan kayma.
PATS: Amerikan otomobillerindeki immobilizer içeren alarm sistemi.
PDC (Parktronic; Park Distance Control): Otomobilin tampon hizasında ses dalgaları ile boşluk kontrolü yaparak çalışan park yardım sistemi.
PİNYON: Çoğu otomobilde düz dişli - pinyon sistemi kullanılır. Direksiyon milinin ucundaki küçük dişli çarka pinyon denir. Pinyon, ileri geri hareket edebilen düş dişliyi hareket ettirir. Düz dişli tekerlekleri sağa, sola çeviren rotlara bağlıdır.
PİSTON KOLU YATAĞI: Piston kolunun krank miline bağlanan ucundaki yatak.
PİSTON PİMİ: Piston ile biyel kolunu birleştirir.
PİSTON SEGMANI: Piston üstündeki yuvalara oturan ve silindir gömleği ile piston arasında geçirmez bir tabaka oluşturan bir ucu açık yaylı halka.
PİSTON VURUNTUSU: Silindire göre fazla aşınmış pistonun, silindir yuvalarına çarpmasıyla meydana gelen boğuk vuruntu.
PİTMAN KOLU: Sektör dişli mili ile tekerleklere hareket ileten yön çubuğunu birleştiren koldur. Direksiyon hareketini tekerleklere iletirken ileri-geri hareket eder.
PLATİNLER: Distribütör içinde yer alan, krank milinin dönüşü ile açılıp kapanan ve bujilere kıvılcım veren ateşleme devresini açıp kapayan kontak plakaları.
PNÖMATİK: Basınçlı gazla çalışan sistemlere verilen genel ad. Örneğin günümüzde kullanılan lastikler basınçlı hava ile dolu olduklarından pnömatik lastik olarak anılır.
PORT: Supaplarda, hava-yakıt karışımının ve yanmış gazların geçtiği delik.
PREM-AIR: Radyatörden gelen hava içindeki zararlı ozon gazlarını filtre eden ve oksijen oranını arttıran sistem.
PSM (Porsche Stability Management): Porsche patentindeki bir tür ESP.
QUATTRO: Audi patentli otomobillerdeki elektronik destekli 4 tekerlekten çekişi sistemi.
RADYATÖR: Motordaki sıcak suyu soğutarak motora geri gönderir.
RADYAL LASTİK: Katlarındaki iplikler bir yanaktan diğerine janta dik olarak giden lastik.
REAL-TIME ÇEKİŞ SİSTEMİ: Normalde ön tekerleklerde olan çekiş, bir patinaj durumunda çekiş gücünü otomatik olarak arka tekerleklere de ileten sistem.
REGÜLATÖR: Elektrik sisteminde dinamonun çıkış voltajını ve akımını kontrol ederek dış devreyi aşırı voltajdan ve dinamoyu aşırı akımdan koruyan düzen.
ROADSTER: Küçük üstü açık (fakat tente ile kapatılabilir) iki veya 2+2 kişilik otomobil.
ROLL-OVER-BAR: Cabrio, Roadster ve Speedster otomobillerde olası bir "takla" kazası anında arka taraftan yükselen koruma barları.
ROLANTİ DEVRİ: Gaz kelebeği serbest durumda iken motorun yüksüz ve boş viteste çalışma devri.
ROT: Direksiyon sisteminde pitman kolunu tekerlere birleştirir.
RPM: Motorun 1 dakikadaki devri.
RULMAN: İçinde çelik bilyeler bulunan ve şaftın sarsılmadan dönmesini sağlayan yuvarlak parça.
RÜZGAR TÜNELİ: Aerodinamik çalışmalarında yararlanılan bir tünel. Bu sayede bilim adamları değişik hızlardaki havanın otomobilin çevresinde nasıl yol aldığını izleyebilir. Modern rüzgar tünellerinde değişik hava koşulları da yaratılabilir. Örneğin tünele basınçlı su verilerek otomobilin sağanak yağmurda su alıp almadığına bakılır. Tüneldeki rüzgarın hızı saatte 150 km'ye çıkabilir.
SAE: Society of Automotive Engineers (Amerikan normu)
SAV (Sports Activity Vehicle): Sportif özellikleri çok öne çıkarılmış, iri, arazi tipli binek araç.
SDI (Saugdiesel Direct Injection): VW'nin turbo olmayan direkt enjeksiyonlu dizel motorlarında kullanılan bir sistemin ismi.
SEDAN: Dört kapılı, bagaj uzantısı çok belirgin, binek otomobil tipi.
SEGMAN: Piston üzerindeki yuvalara oturan ve silindir gömleği ile piston arasında geçirmez bir tabaka oluşturan bir ucu açık yaylı halka. İki çeşidi vardır. Kompresyon segmanları yanma odasındaki kompresyonun kaçmasını önler, yağ segmanları silindir duvarındaki fazla yağı sıyırarak yanma odasına çıkıp yanmasını önler.
SEGMAN AĞIZ ARALIĞI: Segman silindire takıldığı zaman ağızları arasında kalan kısım.
SELESPEED: Manuel şanzımanı elektro-hidrolik bir düzen ile yarı otomatiğe çeviren ve direksiyon üstünden kumanda da sağlayan sistem.
SENKROMEÇ: Vites değiştirilmesini kolaylaştıran, iki dişlinin hareketini ayarlayan vites kutusundaki parça.
SERVO: Emme manifoldunun emme gücünden yararlanarak ayak freninin çalışması sırasında fren pedalının gücünü kontrol eden aygıt.
SETAN SAYISI: Benzinlerdeki oktan sayısının dizel karşılığı.
SIA HACMİ: Santimetreküp (cc) olarak belirtilen, yanma odasının tavanına doğru, pistonun silindir içinde hareket ettiği hacim.
SIDEBAG: Yan kapıların içinden veya koltuk omuzlarından açılan havayastıkları.
SIPS: Yandan gelecek darbelere karşı koruma sistemi (Volvo patentli). Ön koltukların altında enlemesine ve B direklerinde diklemesine bulunan yüksek dayanıklığı olan çelik barlar ile yan havayastıklarının oluşturduğu sistem.
SIKIŞTIRMA ORANI: Pistonun silindir içinde en aşağıdayken üstünde kalan hacmin, en üst konumdayken üstünde kalan hacme oranı.
SIKIŞTIRMA ZAMANI: Pistonun silindir içindeki en alt konumundan en üst konumuna ulaşıncaya kadar geçen zaman. Bu sırada supaplar kapalı ve hava-yakıt karışımı sıkışmaktadır.
SİLİNDİR: Motorda pistonun içinde aşağı yukarı hareket ettiği boru şeklindeki yapı.
SİLİNDİR BLOĞU: Motorun esas gövdesi. İçine ve dışına diğer motor parçaları takılır. Motorun silindirleri ve krank muhafazasının üst kısmı burada bulunur.
SİLİNDİR ÇAPI: Bir silindirin standart çapı.
SİLİNDİR HACMİ (CC): Silindirin hacmi cc yani, santilitre (santimetreküp) olarak belirtilir. Bir motorun silindir hacmi 1.6 litre denildiğinde aslında bu yuvarlak bir rakamdır. Gerçek rakam 1598 cc ya da 1580 cc olabilir. Örneğin 4 silindirli bir motorda dört silindirin hacimleri toplamını gösterir. Silindirin taban alanı ile strokunun, yani bir silindirin taban alanı ile yüksekliğinin çarpılmasıyla bulunur. Daha fazla tork elde etmek ya da daha yüksek devirli yapmak gibi amaçlarla hacim aynı kalarak, motordaki silindirin çapı ve stroku daha büyük ya da daha küçük yapılmaktadır.
SİLİNDİR KAPAĞI: Silindirlerin üstünü örten parça. Su gömlekleri ve l tipi motorlarda supaplar burada bulunur.
SİLİNDİR GÖMLEKLERİ: Silindir duvarlarını oluşturacak şekilde silindir bloğuna takılan silindirik parçalar.
SİLKELEME: Zayıf yakıt karışımı nedeniyle motorun yaptığı silkeleme hareketi.
SİNYAL LAMBASI: Diğer sürücülere otomobilin ne tarafa döneceğini bildirir.
SİS LAMBASI: Sisli ve yağışlı havalarda aracın diğer sürücüler tarafından görülmesini sağlar.
SLS: Lüks otomobillerde ve Off-road araçlarında kullanılan, aracın yüksekliğini otomatik olarak ayarlayan sistem.
SOHC: Silindir sırası başına üstte tek egzantrik milinin kullanıldığı düzen.
SOLENOID: Marş motorunu çalıştıran bir elektrik anahtarıdır. Kontak anahtarının çevrilmesiyle akümülatördeki elektrik solenoid üzerinden marş motoruna gider.
SPACEFRAME: Uzay modüllerinin inşasında kullanılmış, hafif alüminyum alaşım gövde ve şasi yapısı.
SPEEDSTER: Bütünüyle sportif kullanım için tasarlanmış, A-sütunları ve ön camı tam olarak bulunmayan, iki kişilik küçük üstü açık otomobil.
SPORTSWAGON: Tavan çizgisi arkaya doğru biraz alçalarak devam eden, uzun Hatchback tarzı, sportif vagon otomobil tipi.
SRS: Olası bir kazada havayastığı ve aktif gergili emniyet kemerlerinin birlikte çalışmasını, gaz pedallarının ileriye doğru katlanmasını sağlayan tüm ek güvenlik sisteminin ismi.
STATIONWAGON: (SW; Break; Avant, Kombi) Tavan çizgisi en arka noktaya kadar yatay devam eden, çok geniş bagaj imkanı sunan vagonet tarzı araç tipi.
STEPTRONIC: Otomatik şanzımandaki ileri viteslerin kademelerinin manuel olarak belirlenmesini sağlayan sportif otomatik sistem.
STOP LAMBASI: Arkadaki sürücüye fren yaptığını bildirir. Bazı otomobillerde arka camın içinde ek bir stop lambası bulunur.
STROK: Pistonun silindir içindeki en alt konumundan en üst konumuna kadar aldığı yol.
SU DAĞITIM BORUSU: Motor soğutma sisteminde egzoz supapları ve fazla ısınan kısımların etrafında sürekli su akışını sağlayan boru.
SU GÖMLEĞİ: Silindirin aşırı ısınmasını önler.
SU POMPASI: Motor soğutma sisteminde radyatörle su ceketleri arasında su devir-daimini sağlar.
SU YASTIĞI: Lastikle yol arasında kalan su, ince ve kaygan bir tabaka oluturur. Bu olaya su yastığı (kaması) denir. Bu durumda otomobil yolu tutamaz ve denetimden çıkar. Modern lastikler su yastığı oluşumunu önleyecek biçimde tasarlanmıştır.
SUPAP: Motora hava yakıt karışımının girişini ve yanmış gazların motordan çıkışını denetleyen parça.
SUPAP İTİCİLERİ: Motor bloğunun üst kısmında yer alan, motor supaplarını açıp kapayan, hareketini krank milinden alan kam miline bağlı silindirik kol. Kam mili dönerken, kam çıkıntısı supap iticisinin altına geldiği zaman supaplar açılır.
SUPAP KILAVUZU: Supapın takıldığı ve içinde aşağı-yukarı hareket ettiği, silindir kapağına veya silindir bloğuna takılan silindirik parça.
SUNROOF: Otomobilin tavanındaki genelde cam veya şeffaf materyallerden üretilen açılabilir parça, açılır tavan.
SUPERSELECT: Japon ve Amerikan "truck"larında kullanılan en gelişmiş 4x4 kontrol sistemi. Çekiş gücünü değişik kombinasyonlarda dağıtan sistemde sadece; arka tekerleklere veya ön ile arka tekerlekler arasında belli oranda veya ön ile arka tekerlekler arasında eşit veya arazi vitesiyle birlikte ideal dört çekişli orana güç dağılımı gerçekleşiyor.
SUSTURUCU: Egzoz sisteminde, içinden egzoz gazları geçen ve gazların sesini azaltan sistem.
SUV (Sport Utulity Vehicle): Sportif hobi amaçlı araçlar için kullanılan genel tanımlama, hafif arazi aracı. Örneğin, Honda HR-V veya Toyota RAV4.
SÜPERŞARJÖR: Motora daha çok hava yakıt karışımı pompalayarak otmoobilin daha hızlı gitmesini sağlar. Sürücü tarafından çalıştırılıp durdurulabilir.
SÜSPANSİYON: Otomobil süspansiyonları yolculuğu daha konforlu hale getirir. Tekerlekler yollardaki çukur ve tümseklerden geçerken yukarı aşağı hareket eder. Süspansiyon sistemi, tekerleklerdeki titreşimlerin otomobilin gövdesine ulaşmasına ve gövdenin kontrolsüz olarak hareket etmesine engel olur. Ayrıca tekerleklerin yolla temasını sağlamaya da yardımcı olur. Modern süspansiyonlarda yay ve amortisör yerine hidrolik silindirler kullanılır. Bütün tekerleklerin yüksekliği otomobildeki merkezi bir bilgisiyara bağlı olarak silindirler tarafından denetlenir. Aktif süspansiyon otomobilin doğrultu kontrolünü önemli ölçüde iyileştirir.
ŞAMANDIRA KABI: Karbüratörde benzine depoluk eden kap.
ŞASİ: Otomobilin motor, gövde panelleri gibi ana parçalarını taşıyan, genellikle çelikten yapılmış iskelet.
ŞARJ: Dinamo ya da alternatör tarafından üretilen ve aküde depolanan akım verimi.
TABAN DİŞ DESENİ: Yolla lastik arasındaki su, toz, kir ve karı dışarı atar ve yolu daha iyi tutmaya yardımcı olur.
TAKOMETRE (Motor devir göstergesi): Krank milinin dakikada yaptığı devir sayısını sürücüye bildiren gösterge.
TAMBURLU FRENLER: Tamburlu frenlerde disk yerine metal bir tambur bulunur. Fren balataları tamburun içindeki eğimli fren pabuçları üzerine oturur. Tamburla pabuç arasında bir boşluk vardır. Sürücü fren yapınca pabuçlar hidrolik sistem tarafından dışarı itilir ve tambura değer. Böylece tekerlekler yavaşlar.
TARGA: A- ve B-direkleri arasındaki tavanı çıkarılabilen ve yarı üstü açık olabilen otomobil tipi.
TAS (Travel Assist System): Bu sistem bağlı olduğu GSM hattı sayesinde kaza ve arıza hallerinde markanın merkezine GPS'te belirlediği koordinatlarla birlikte yardım mesajı gönderiyor.
TEKLEME: Motorun bir veya birkaç silindirindeki ateşlemenin kusurlu olması ya da hiç olmamasından kaynaklanır.
TERMOSTAT: Körüklü bir aygıttır. Soğuk havalarda ve motorun ilk çalışması sırasında soğutma suyuna kısa devre yaptırarak motorun erken ısınmasını sağlar.
TOZLUKLAR (ÇAMUR PERDELERİ): Oynak parçalara toz ve pislik girmesini önleyen, kauçuktan yapılmış koruyucular.
TC (Traction Control): ASR ile aynı görevi yapan bir sistem. ABS yardımı ile yeri geldiğinde fren uygulayarak çekişin başarısını artırırı.
TCS: Çekişin veya itişin olduğu herhangi bir tekerleğin boşa dönmesini engelleyen kontrol sistemi.
TDI: Turbo beslemeli dizel enjeksiyon sistemi.
TIPTRONIC: Vites geçişlerine manuel olarak da kumanda edilmesini sağlayan elektronik kontrollü şanzıman sistemi.
TİTREŞİM DAMPERİ: Krank milinin burulma titreşimlerini önlemek için krank miline takılan parça.
TORK: Döndürme kuvveti, kuvvet ile döndürme kolu uzunluğunun çarpımına eşittir.
TPC: Jant içlerindeki gelişmiş sensörler ile çalışan elektronik lastik basınç kontrol sistemi.
TRANSİSTÖR: Elektrik anahtarı gibi kullanılan elektrik düzeni. Bazı ateşleme sistemlerinde platinlerin ömrünü artırmak için kullanılır.
TS (Twin Spark): Alfa Romeo'nun silindir başına 2 buji kullanılan modellerine verilen ad.
TURBO: Motora atmosferik basıncın üzerinde hava vererek küçük hacimlerden büyük güçler alınmasını sağlayan, gücünü egzoz gazının fiziksel etkilerinden alan bir çeşit pompa.
TÜRBÜLANS: Hava-yakıt karışımının silindirdeki hızlı dönüş hareketi.
TWIN SPARK: Daha etkili patlama için ateşleme odasının tepesinde iki bujinin bulunma prensibi.
V MOTOR: Silindirleri V şeklinde iki eğik düzlem üzerinde bulunan motorlar.
V-8 MOTOR: Silindirleri V şeklinde, iki eğik düzlem üzerinde dörder dörder sıralanmış motorlar.
VALF: Silindir başındaki gaz geçiş supaplarına verilen isim. Diğer adı supaptır. 8V ve 16V gibi işaretler otomobilin kaç supaplı (valf) olduğunu gösterir. 8V dört silindirli bir motorda 8 supap bulunduğunu yani her silindire iki supap düştüğünü (1 emme, 1 egzoz supabı) gösterir. Dört silindirli motor için kullanılan 16V (ya da 16 supap) ifadesi ise o motorda silindir başına 4 supap (2 emme, 2 egzoz) bulunduğunu gösterir. 24V ise altı silindirli bir motorda silindir başına 4 supap bulunduğunu gösterir.
VANOS (Variable Nockenwellen Steuerung): BMW tarafından gerçekleştirilmiş değişken zamanlı supap, supap iticileri ve eksantrik kontrol sistemi. Bu sistem, emme ve egzoz manifoldlarındaki gaz akışını da kontrol ediyor.
VARIO-DACH: Tavanın A-sütunları arkasındaki parçaları değiştirilerek, bir Cabrio, bir Coupe, bir Sedan ve hatta bir StationWagon olarak kullanım amacı ve tipi değiştirilen araç konsepti.
VENTURİ: Karbüratör hava boğazındaki daraltılmış kısım. Havanın hızını artırarak vakum meydana getirir ve havanın içine benzin karışmasını sağlar.
VİTES KUTUSU: Sürücüye değişik hız seçenekleri sunar. Vites kutusunda birçok dişli çark bulunur. Bunların birbirleriyle değişik şekillerde çalışmaları sonucu, beş hatta bazen altı değişik hız elde edilir. Değişik yol koşullarında değişik kuvvet ve hızlar kullanıldığından bir otomobilde farklı viteslerin olması gerekir.
VİSKOZİTE: Sıvıların akmaya karşı gösterdikleri direnci anlatan terim. Örneğin kalın bir yağın viskozitesi ince bir yağın viskozitesinden daha fazladır.
VOLAN: Hareketini krank milinden alan düzenek
VTEC: Honda'nın Formula 1 teknolojisinden normal motorlara yansıttığı değişken zamanlı eksantrik mili kontrol sistemi, ki bu sistem motor hacmi başına güç oranlamasında rekora sahip.
VVT-I (Varible Valve Timing-Intelligent): Değişken zamanlı supap kontrol sisteminin Toyota patentli şekli. Motorun performansını artırır ve gereksiz yere yakıt tüketimini engeller.
WANKEL (ROTARY): Yaklaştığı duvarlarda patlama yaparak dev silindir bloğu içinde dönen yuvarlak kenarlı tek bir üçgen piston sisteminden oluşur.
WANKEL MOTOR: Rotorlu bir motor çeşidi. Üç kanatlı rotoru oval bir gövdede merkezden kaçık (eksantrik) olarak döner.
WHIPS: Arkadan gelecek kaza darbelerinde ön koltukları alttan ön yukarıya doğru kaydırarak, sürücü ve yanındakinin boynundan omuruna zedelenme ortaya çıkarmayan, salıncak hareketi içeren bir sistem.
XENON: Yüksek basinçli ksenon gaziyla ve küçük lensler ile çok güçlü isik veren far teknolojisi
REPLERİ BEKLİYORUM :D:DD :1newwink:
HaTuN
08-03-2006, 08:53 PM
vayyy bu tam benlik + rep benden ilk olsun :D t$kler..
sivasrap
08-03-2006, 08:55 PM
vayyy bu tam benlik + rep benden ilk olsun :D t$kler..
teşekkürler ayşe ama sağlam arşiv dimi ne ararsan war
HaTuN
08-03-2006, 08:58 PM
teşekkürler ayşe ama sağlam arşiv dimi ne ararsan war
saglami birak zuper huper duper saglam:D
sivasrap
08-03-2006, 09:01 PM
saglami birak zuper huper duper saglam:D
efet aynen öyle bee ayşe :003: :)
sivasrap
08-04-2006, 12:49 AM
eee ayşe bilmediğin şeyleri öğreniyomusun sözlükten :D
Şovalye
08-04-2006, 11:44 AM
http://img286.imageshack.us/img286/5641/vraagt5nu.gif Konular Birleştirildi http://img286.imageshack.us/img286/5641/vraagt5nu.gif
Konuyu Sabitlemek Lazım :003:
sivasrap
08-04-2006, 12:12 PM
teşekkürler modum sanda zahmet oldu....:D:D.....
Şovalye
08-04-2006, 12:14 PM
teşekkürler modum sanda zahmet oldu....:D:D.....
Yok canım ne zahmeti:D
Burdan çıkardıgın sonuç ne olmalı ?
Arasıra motoru kullanmak lazım :D:D:D:D
sivasrap
08-04-2006, 12:24 PM
motoru patlattım bea çalışmıyo
___DRIFTER___
09-02-2006, 12:51 PM
paylasım tesekkürler ,
gercekten faydalı bilgiler var
Büyük Patron
09-07-2006, 07:32 PM
ertan abi okumakla bitmiyoooo ama çok yaralı şeyler
clubber_drifter
04-10-2007, 08:41 AM
Çok yararlı bilgiler.Sağol Ertan Abi...
posu1928
04-16-2007, 06:45 PM
çok faydalı bilgiler gerçekten.. teşekkürler...
nscabri
05-04-2007, 11:49 AM
teşekkürler ertan abi..
MaCeSTe
08-04-2007, 06:31 PM
Süper bi paylasim bilmedigim cok sey varmis
wolf_67
06-02-2008, 04:15 AM
4WD : Four wheel drive- Dort cekis sistemi
16 V : 16 subapli motor.
1 DIN : 1,12 sae
1 KW : 1,34 ece
1 KW : 1,35 PSdin
A-SÜTUNU : Otomobilin orta gövdesinin önünde yükselen, tavanı taşıyan sağ ve sol köşede bulunan ve içinde pasif güvenlik unsuru destekleri olan sütun.
ABAT-VENT : Speedster otomobillerde kullanılan alçak ön cam veya rüzgar kesici çıkıntı.
ABAXIAL : Dingil harici yapı.
ABC (Active Body Control) : Otomobilin yanlara, öne ve geriye doğru kasılmasını engelleyen Mercedes patentli hidro-elektronik sistem.
ABS (Anti Blocker System) : Sert frenajda veya kaygan zemin üzerinde tekerleklerin kilitlendiğini sensörler yardımı ile algılayan, milisaniyeler içinde fren disklerinin tekerleklerin tutunma işlemi başlayıncaya kadar sıkılıp boşaltılmalarını ve bu sayede sürücünün en zorlu şartlarda bile direksiyon hakimiyetini korumasını sağlayan elektronik sistem. Ani frenajlarda cisimden kurtulmaya olanak sağlayan ABS birçok otomobil markası tarafından standart ve isteğe bağlı olarak kullanılıyor
AC : Klima
ACC : Adaptive Cruise Control. Trafikteki diger araclarin hizina uyan ve aradaki mesafeleri duzenleyen sistem. Ozellikle yuk tasima araclarinin trafik akisini guvenlik acisindan olumsuz etki etmemesini kolaylastirir. DaimlerChrysler tarafindan gelistirilmis diger sistem de yanal cizgilere gore mesafe duzenler.
ACEA : Avrupali Otomobil Ureticileri Birligi. En buyuk islevi, motor yaglari ile ilgili bir norm belirleyerek benzin istasyonlarinda suruculerin islerini kolaylastirmalari idi.
ADB (Automatische Differantial Bremse) : Standart kilitli diferansiyellerin elektronik devreli bir versiyonu.
ADEZYON : Sıvıların veya madenlerin birbirlerine yapışmasını sağlayan kuvvet.
AERODİNAMİK : Hava akimi bilimidir. Otomobiller icin cok onemlidir, cunku dusuk ruzgar direnci ile yakit tuketimi de duser.En iyi direnc degeri otomobiller icin cw=0,26 iken arazi araclarinin kotu aerodinamigi ile 0,45'e dek cikabilir.
AFS (Active Fahrwerks Stabilierung) : Temel olarak ABC ile aynı işlevi görür. Sistem Citroen Xantia Activa'da kullanılmaktadır.
AIRBAG (Hava Yastığı) : Hava yastığı çarpışmalara karşı yolcuyu koruma derecesi son derece yüksek olan bir ek koruma sistemidir. Hava yastığı bir çarpışma sırasında algılayıcılardan gelen uyarı sonunda şişerek, çarpışma yönünde yolcuyu karşılayan koruyucu bir kalkan oluşturur.
AKS : Üzerinde bir veya daha fazla tekerleğin döndüğü otomobil eksenine dik bir mildir.
AQUA PLANNING : Su birikintilerinden geçerken lastiklerin profilinden suyun kenara çıkamamasından kaynaklanan aracın lastiklerinin yerle ile temasının kalmaması sonucunda suya girdiği yönde veya tam olarak savrularak hareket etmesi.
AKSELERASYON : Otomobilin hızlanması.
AKTARMA ORGANLARI : Motor gücünü tekerleklere aktaran organlardır. Pek çok parçadan oluşur ve motor gücünü tekerleklere şanzıman üzerinden aktarır.
AKTİF GERGİLİ EMNİYET KEMERİ : Carpisma aninda cok hizli sekilde kemer gerilerek yolcuyu tepki hareketinden korur.
AKTİF GÜVENLİK : Otomobilde güvenligi arttiran elemanlarin tümü. ABS, ESP, lastikler, aracyn aerodinamik yapysy, frenler, yol tutusu gibi...
AKÜMÜLATÖR : Akümülatörler elektrik enerjisini kimyasal enerji halinde depo ederek, devrelerine elektrikli alıcılar bağlandığı zaman bu kimyasal enerjiyi tekrar elektrik enerjisine çeviren araçlardır.
ALB (Anti Lock Brakes) : ABS'nin ilk ve basit şekli. Kızaklayan tekerlekleri hızlı ritimde bırakıp tekrar tutan fren sistemi.
ALT ÖLÜ NOKTA : Pistonun silindir içinde inebildiği en alt noktada, yön değiştirmek için bir an durakladığı yerdir. Kısaca A.Ö.N. olarak belirtilir
ALTERNATÖR : Şarj dinamolarının aksine dalgalı (alternatif) akım meydana getiren araçlardır
AMORTİSÖR : Ani yaylanmaları ve yay salınımlarının devam etmesini önleyen parçalardır.
AMPERMETRE : Aküye girip çıkan akım miktarını ölçen ve gösterge tablosunda bulunan bir ölçü aleti.
ANA YATAKLAR : Ana yataklar, motorda krank milini taşıyan yataklardır.
ANTİFİRİZ : % 50 glycol + % 50 su karışımı bir sıvıdır. Soğutma sisteminde bulunan radyatör içindeki su, soğuk havalarda donarak genleşebilir ve soğutma sistemine zarar verebilir. Radyatörde bulunan suya ilave edilen antifriz suyun donmasını engeller. Antifriz ayrıca radyatörü ve soğutma sistemini pas ve korozyondan korumak amacıyla da kullanılır.
ASC+T (Automatische Stabilitäts Control+Traktion) : BMW'de kullanılan elektronik çekiş kontrol sistemi olup, sürekli arka tekerleklerin durumunu gözlemleyerek bir kayma olup olmadığını denetler. Arka tekerleklerde bir kayma olursa ASC+T devreye girip frenleri ve motoru kontrol ederek otomobilin yolda kalmasını sağlar.
ASR : Anti-Schlupf-Regelung(Anti patinaj kontrolu) Cekis saglayan tekerlerin bosa donmesini engeller ve surus stabilitesini yukseltir. Iki yolla olur; elektronik olarak motor gucu azaltilir ve/veya donen teker frenlenir. ASR, Mercedes tarafindan kullanilan kisaltmadir. Traction Control, farkli ureticiler tarafindan ffarkli sekilde kullanilir; ETC, TC veya TCS gibi.
ATIK GAZ : Egzosttan cikan cesitli gazlardir. KImyasal aritma icin katalizator kullanilir.
ATIK GAZ NORMU : Araclarin cevreye ne kadar gaz verebileceklerini belirler. 1.1.2000'den itibaren Avrupa'da Euro3; 1.1.2005 ve 2006'da ise Euro4 normlari gecerli.
ATALET : Bir cismin herhangi bir hareket yönüne veya hız değişikliğine karşı gösterdiği dirençtir.
ATEŞLEME AVANSI : Silindirde sıkıştırılan yakıt-hava karışımının ateşlendikten sonra tamamen tutuşabilmesi için gereken süredir.
ATEŞLEME BOBİNİ : Ateşleme sisteminde transformatör gibi görev yaparak batarya voltajını binlerce voltaja yükseltir. Bu yüksek voltaj bujinin tırnakları arasında kıvılcım meydana getirir.
ATEŞLEME NOKTASI : Motorinin sıkıştırılma sonucunda silindir kafasındaki sıcak gazların içine püskürtüldüğü anda kendiliğinden ve hemen ateş alma sıcaklık noktasına ateşleme noktası denir.
ATEŞLEME SIÇRAMASI : Yanlış bujinin karışımı tutuşturmasına ateşleme sıçraması denir. Ateşleme sıçraması genellikle buji veya distribütör kapağının ya da tevzi makarasının hatalı oluşundan meydana gelir.
ATEŞELEME SIRASI : Motor silindirlerinin ateşlenme sırası veya silindirlerde güç zamanının meydana geliş sırasıdır.
ATEŞLEME SİSTEMİ : Silindirlerde sıkışan hava-yakıt karışımının yakılabilmesi için bujilere yüksek voltajlı kıvılcım sağlayan sistem. Batarya, ateşleme bobini, distribütör, kontak anahtarı, kablolar ve bujiler bu sistemin parçalarıdır.
ATMOSFERİK BASINÇ : Dış hava ağırlığının aşağıya doğru basma kuvvetine atmosferik basınç denir.
ATF : Otomatik sanziman yagi. Hidrolik direksiyonda da kullanilir.
AWD : Dort ceker otomobillerinin kullandigi kisaltmadir.
AWS (All Wheel Steering) : Direksiyonun dört tekerleği birden yönlendirebildiği sistem.
AUTODIMMING : Dikiz aynalarında kullanılan duyarlı aynanın ışığı daha yoğun kırarak, kararması.
wolf_67
06-02-2008, 04:17 AM
BAKIR KURŞUN YATAKLAR : Genellikle dizel motorlarında yaygın bir şekilde kullanılan yatak çeşididir.
BALANST REZİSTÖR DEĞERLERİ : Elektronik ateşleme sistemi iki rezistör ile korunur. Bunlar, 0,55 ohm olan normal devre direnci ile 5.ohm olan yardımcı devre direncidir.
BALATA : Yarım daire şeklinde kavis verilmiş metal bir parça. Üzerine ısıya karşı oldukça dayanıklı olan balata perçinlenmiştir. Frene basıldığı zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.
BAS : Panik frenlemede fren hidroliği içindeki basıncı arttıran ve her tekerde eşit fren gücünün oluşmasını sağlayan sistem.
BAĞLANTI ÇERÇEVE : Arazi araclari icin hala kullanilan yuruyen aksam seklidir. uzunlamasina ve capraz kollara direkt baglaniyor. En buyuk avantaji stabilitesi ve degiskenligi. en buyuk dezavantaji ise agirligi.
BASINÇLI KAPAK : Suyun kaynamasını ve kaybını önleyen, soğutma sistemini basınç altında çalıştıran supaplı bir kapaktır.
BASKI YATAĞI : Debriyaj pedalına basıldığında, baskı parmaklarını bastırarak motor ile güç aktarma organlarını birbirinden ayıran mekanizmadır.
BATARYA : Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden ve akım kaynağı olarak kullanan düzenek.
BENZİN : Ham petrolden elde edilen ve otomobillerde yakıt olarak kullanılan bir hidrokarbondur.
BENZİN MOTORLARI : Buji ile ateşlenen, benzin veya benzin türevi yakıt kullanan motorlara benzin motorları denir.
BENZİN YANMASI : Benzin-hava karışımı silindir içinde sıkıştırma zamanı sonunda, bujinin meydana getirdiği kıvılcım neticesinde düzenli olarak yanmaya başlar. Hiçbir zaman patlamaz. Normal yanma bujide başlar ve sonra bir alev dalgası halinde ateşleme odasını kat eder.
BEYGİRGÜCÜ : Motor tarafından üretilen gücün birimi. 0, 7457 kw'a eş değerdir.
BİLEŞİK YAĞLAR : Bu tip yağlar genellikle ince yağlar olup, SAE numarası yüksek yağların özelliklerini karşılamak için içlerine bazı kalınlaştırıcı katıklar katılmış yağlardır.
BI-LITRONIC : Xenon farlar icin Bosch'un kisaltmasidir.
BI-XENON : Bi-Xenon farlar, günümüzün en gelişmiş ve en güçlü far teknolojisidir. B-xenon ismi, uzun ve kısa farlar için iki ayrı xenon ampul kullanılmasından gelmektedir. Xenon farın dalgaboyu ve dolayısıyla maviye yakın olan rengi güneş ışığına çok yakın olduğu için, gece sürüşünde karşıdan gelen sürücünün gözünü almaz ve yansımayı en aza indirir. Xenon gazının içinden geçen ışık, 70 mm çapındaki hareketli lensten yansıyarak geniş ve uzun mesafeli "uzun far" etkisini yaratır.
BLOW-BY : Silindirde yanma sirasinda pistonlara giden gazlara verilen addir.
BOŞ AĞIRLIK : Kullanima hazir bir otomobil, yuzde 90 dolu yakit deposu ve 75kg'lik bir surucunun toplam agirligi.
BOXER MOTOR : Silindirlerin ayni düzlemde (180 derece) karsilikli olarak konumlandirildigi motor.
wolf_67
06-02-2008, 04:18 AM
CAN (Controller Area Network) : Araç içindeki merkezi kontrol ünitesi ile çevre kontrol ünitelei arasındaki bilgi iletişimini sağlayan veri iletişim ağı. Merkezi kontrol ünitesi genelde motor kontrol ünitesi olup çevre kontrol üniteleri havayastıkları, ABS, klima sistemleridir.
CABRIO : Bir karasör tipi olan cabrio, 2+2 oturma düzenine sahip ve üstü açılabilen otomobilleri tanımlamak için kullanılır.
CBC (Cornering Brake Control) : Açılımı Viraj Kontrolü olan CBC, aslında BMW'nin birçok otomobilde kullandığı ve ESP ile birlikte faliyet gösteren aktif güvenlik sisteminin adıdır. CBC, yani viraj fren kontrolünün görevi viraj içinde yapılan frenlerde aracın stabilitesinin bozulmasını engellemektir. Viraj içindeki ve dışındaki tekerleklerin dönüş hızları farklı olduğu gibi uygulanması gereken fren basıncı da farklıdır. CBC sistemindeki sensörler tekerleklerin farklı dönüş hızlarını algılıyor ve her tekerleğe uygulanması gereken fren basıncını belirliyor.
CDI : Daimler-Chrysler firmasının Mercedes marka dizel araçları için kullandığı "Common Rail Diesel Injection System"'in kısaltması.
COUPE : A ve C sütunları arasında metal tavana sahip 2+2 ya da kimi durumlarda dah fazla kişiye oturma alanı sunan karoser tipi.
CET SAYISI : Dizel yakitin yanma istegidir. Bugunku dizel motorlar 50 civarindadir.
CRS (Common Rail Sistemi) : Common Rail, dizel motorlar için üretilmiş olan yüksek basınçlı bir püskürtme sistemidir. Bu sistemi diğerlerinden farklılaştıran esas unsur, basınç oluşturma işlemi ile püskürtme işleminin birbirinden ayrılmış olması. Motor tarafından direkt olarak tahrik edilen ve kesintisiz olarak çalışan bu yüksek basınç pompası, basınç haznesinde 1400 bar'a kadar istenen basıncı oluşturuyor. Yakıt, bu basınçla çalışan hızlı tetiklemeli solenoid subaplı enjektörler üzerinden doğrudan yanma odasına püskürtülüyor. Sistem, bu avantajı sayesinde, çok çeşitli motor tasarımlarına uygulanabiliyor ve kademeli ön püskürtme, dizel motorların daha sessiz çalışmasını sağlıyor.
CONTA : Mekanik aksamların birleşme noktalarında sızdırmazlık ve geçirmezlik sağlamak amacıyla, üniteler arasına koyular parçalardır. Contalar mantardan, madeni levhalardan ve çeşitli meteryallerden üretilir.
CO : Karbonmonoksit'in kimyasal kisaltmasidir. Motorda tam yanma olmamasi durumunda bu zararli gaz olusur.
CRUISE CONTROL : Hiz sabitliyici sistem.
CVT (Constantly Variable Transmission) : Değişken Oranlı Şanzıman - 1950'li yıllarda Hollandalı Van Doorne tarafından geliştirilen sistem, metal bir kayışın, iç yüzeyleri konik bir çift kasnak arasında çalışma prensibine dayanıyor. Aslında mopedlerdeki aktarma sistemiyle aynı prensibe sahip CVT'de herhangi bir dişli olmadığı için sürekli değişken oranlı şanzıman olarak adlandırılıyor. CVT şanzımanlarda sadece bir başlangıç ve bitiş oranı bulunuyor. Motor devri ve hıza bağlı olarak aktarma oranı, bu iki oran arasında sürekli değişiyor.
CVVT (Değişken zamanlı Supap Teknolojisi) : Volvo, Kia ve Hyundai tarafından adlandırılan sürekli değişken supap zamanlama sistemi CVVT (Continuously Variable Valve Timing), aslında başka firmalar tarafından da başka isimler ve kısaltmalarla kullanılan oldukça yaygın bir motor kontrol sistemidir. Motorun her iki eksantriğine de uygulanan sistem, supapların açılma zamanlarını motorun hızı ve yüküne göre değiştirerek daha etkili ve yüksek performans, düşük egzoz gaz emisyon değerleri sağlamayı amaçlıyor.
CW : Sürtünme katsayisi.Otomobilin rüzgara karsy direnci.
ÇAPRAZ ÇİFT KARDAN MAFSALI : Bu mafsallar esas olarak birbirleri ile 90 derecelik açı yapacak şekilde bir istavrozla tutturulan ve ana şafta bitişik olan iki kelepçeden meydana gelmiştir. Çapraz mafsalın yağlama işlemi mafsalın yapımına bağlıdır.
ÇARPMALI YAĞLAMA SİSTEMİ : Çarpmalı yağlama sistemi, yağ pompasının karterdeki motor yağını yağ çanağına basarak, çanağı daima dolu bulundurması şeklinde çalışır.
ÇEVRİM : Bir motorda iş elde etmek için tekrarlanmadan meydana gelen olayların toplamına bir çevrim denir. Dört zamanlı motorlarda bir çevrimin tamamlanabilmesi için pistonun dört hareketine (krnak milinin iki tam devir yapmasına) gerek vardır. Dört zamanlı motorlarda bir çevrim, krank milinin 720 derecelik dönüşü ile tamamlanır.
ÇİFT SALINCAKLI SÜSPANSİYON : Bilinen en eski süspansiyon sistemidir. Salıncaklı sistem, bağlı olduğu tekerleğe ideal sıkışma ve açılma olanağı vermekte ve kamber de yaylanmanın bu hareketinden çok az etkilenmektedir. Böylelikle gövdenin maksimum derecede yana yatması durumunda dahi dışarıda kalan tekerleğin yola dik bir açı ile basması sağlanır.
ÇOK AMAÇLI GRESLER : Lityum sabunlu greslerdir. Orta kıvamda, suya dayanıklı olduğundan aracın her yerinde kullanılabilir özelliğe sahiptir.
ÇOK LEVHALI KAVRAMA : Bir tür debriyaj kavrama şeklidir. Bu tür debriyajda, değişik işleten ve işleyen diskler kullanılmaktadır. Önemli olan her işleten diskin uygun yük miktarını işleyen disklere aktarması ve bütün işleyen disklerin dönüşlerine aksettirmesidir. Bu tür debriyaj, binek otomobilerin mekanik vites mekanizmalarında görülmemekle beraber otomatik vites mekanızmalarında ana unsuru oluştururlar.
ÇİFT ATEŞLEME : Silindir basina iki buji; hava yakit karisiminin daha iyi yanmasini saglar. Ayrica silindirdeki yanma mesafesini azaltarak sikistirmayi arttirir. Alfa romeo( Twin Spark) ve Mercedes bu sistemi kullanir.
wolf_67
06-02-2008, 04:19 AM
D4 : Toyota'nın 4 silindirli benzin motorları için kullandığı kısaltma
D4D : Toyota'nın 4 silindirli dizel motorları için kullandığı kısaltma.
DATENBUS : Tum elektronik bilesenler birbirine baglanir. Dijital komutlar tek bir merkezden verilir. Mercedes CL'de uc adet bulunur. En hizlisi olan isik dalgasi ile 5.65 Megabaud'luk iletim mumkundur.
DE DION SİSTEMİ : De Dion sistemi sabit aks ile bağımsız süspansiyonun karmaşık bir birleşimidir. Sabit bir aks borusu tekerlekleri birbiine bağlar. Aynı zamanda dingil genişliği ile kanmber açısında meydana gelen değişiklikleri de kontrol eder. Yarım şaftlar, diferansiyel ve ana şaft ayrıca askıya alındığından, askılanmamış kütleler daha az olacağı için bu durum konforu arttırır.
DETENASYON : Karışımın buji tarafından ateşlenmesinden sonra yanmanın düzensiz olarak gerçekleşmesine detenasyon denir.
DEBRİYAJ : Manuel şanzımanı, otomatik şanzımanlardan ayıran en belirgin özellik debriyajdır. Debriyaj, motor ve manuel şanzıman arasında gücün iletilmesini sağlayan ayrılabilir bir bağlantıdır. Her şeyden önce debriyaj, çalışır halde olan motordan gelen torku başlangıçta statik halde duran şanzımanın ana şaftına kademeli olarak ileterek ilk hareketi sağlar. Aynı zamanda vitesler değiştirildiğinde güç akışının kesilmesi gerektiğinden debriyaj bu aşamada da gereklidir.
DEFLEKTÖR : Binek otomobillerde tekerleklerin çevresine, büyük tonajlı yük taşıyıcılarındaysa sürücü kabininin üstüne ve aerodinamiyi geliştirmesi açısında kapıların üst bölümlerine yerleştirilen plastik ya da metal parçalara deflektör adı verilir. Rüzgar direncini azaltan bu parçalar, hava akımını düzenlenmesine yardımcı olurlar.
DEĞİŞKEN SUPAP ZAMANLAMASI : Değişken supap zamanlaması, motor işletim sisteminin hangi devire göre hangi supap zamanlamasının kullanılacağını belirlemesi ve her devirde en verimli çalışmayı sağlamasıdır.
DEĞİŞKEN GEOMETRİLİ TURBO : Daha çok tercih edilen türbin geometrisi ya da değişken geometrili turbo (VTG) sisteminde egzoz manifoldundan gelen hava, salyangoz adı verilen gövde içerisindeki kanatçılarla pervanenin merkezine yönlendiriliyor. Salyangozda bulunan kanatçıklar motorun işletim sisteminden aldığı emir doğrultusunda yukarı veya aşağı hareket ediyor. Böylece alt devirlerde az miktardaki havanın, pervanenin dönüşünü hızlandırmasını ve düşük devirlerden itibaren turbonun güç ve tork üretmesini sağlıyor. Bu sistem su değirmenlerinde yaz aylarında su yolunu daraltarak çarkın daha yüksek basınçla çevrilmesine benziyor. Böylece kompresör sistemi gibi turbonun düşük devirlerde verimli olması hedefleniyor.
DI : Dizel ve benzinli motorlarda direkt enjeksiyon. Takit, direct olarak en iyi sekilde yanacagi yanma odasina gonderilir. Dizeldeki problem sert yanma sesi idi, Audi; mukemmel bir hava-yakit karisimi ile bunu azaltmayi basardi.
DİFERANSİYEL : Bir akstaki iki teker arasindaki devir dengesini saglar. Ozellikle virajlarda sol ve sag tekerler farklilik gosterdigi icin gereklidir.
DİFERANSİYEL KİLİDİ : Cekis saglayan tekerlerden birinin bosa donmesini onler ve daha iyi bir yol tutus saglar. En popüler olanı merkezi diferansiyel kilididir. Böylece tek tekerlekte çekiş kaybı olduğunda aracın ön veya arkadaki iki tekerleğinin çekişe devam etmesi sağlanmaktadır.
DIN : (Deutsches Institut für normung)- Tüm ölçümlerde kullanilan Alman endüstri normu, 1 DIN= 1.12 SAE
DİNAMO : Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirerek lambaları yakan, aküyü şarj eden ve ateşleme sistemini çalıştıran bir elektrik sistemi parçasıdır.
DİNAMOMETRE : Dinamometre, motorun çıkış gücünü ölçen bir alettir.
DİNGİL MESAFESİ : Dingil mesafesi, ön tekerleklerin merkezi ile arka tekerleklerin merkezi arasındaki uzaklıktır.
DİOD : Transistörlü ateşleme sisteminde kullanılan parçalardır. Diodlar, bir voltaj rölesi gibi görev yaparak, transistörü aşırı voltajın etkisinden korurlar.
DİREKSİYON : Bir aracı istenilen tarafa yönlendirmek için ön tekerleklerin istikametini sağa veya sola değiştiren mekanizma.
DİREKSİYON DİŞLİLERİ : Direksiyon simidinin dönme hareketini doğrusal harekete çevirerek aracın ön tekerleklerine ileten, direksiyon milinin ucuna yerleştirilmiş olan dişlilerdir.
DİREKSİYON SİMİDİ : Aracı istenilen yöne çevirmeye yarayan, direksiyon milinin ucunda bulunan çember formunda olan bir parçadır.
DİSK BALATA : Disk balatalar, kaliperin içinde karşılıklı olarak yer alan ve frene basıldığı anda fren diskini iki yandan sıkıştırarak aracın yavaşlamasını veya durmasını sağlayan fren sistemi parçalarıdır. Bu süreçte aracın kinetik enerjisi, balata ve fren diski üzerinde ısı enerjisine dönüşür. Disk balata ve fren diski çok yüksek sıcaklıklara maruz kalırken, aynı zamanda sürtünmeden dolayı parça yüzeylerinde aşınmalar meydana gelir. Belirli bir kullanımdan sonra incelmeye başlayan disk balatalar yüzünden aracın frenleme performansı düşer. Bu nedenle belirli periyotlarda disk balataları yenileri ile değiştirmek gerekir. Balata değişimi mutlaka her iki tekerlekte de aynı zamanda yapılmalı ve daima kaliteli disk balatalar tercih edilmelidir.
DİSPERSAN KATKILAR : Bu katıklar, deterjan sayesinde motorun içinde çözülen pisliklerin etrafını sararak bunların, ateşleme odasına, supap odalarına, yağ kanallarına, filtre elemanlarına ve motor çeperine yapışmasını önler. Çok küçük parçalar halinde pisliğin yağ bünyesinde askıda kalması özelliği dispersan katığı sayesinde sağlanır.
DİSTRİBÜTÖR : Yüksek voltajlı akımı, motorun ateşleme sırasına göre bujilere dağıtan bir elektrik sistemi cihazıdır.
DİSTRİBÜTÖR KAPAĞI : Genellikle bakalitten imal edilen bir kapaktır. Kapak içinde, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajın bujilere iletilebilmesi için motor silindir sayısı kadar eşit aralıklı madeni uçlar bulunmaktadır.
DİSTRİBÜTÖR TABLASI : Platin takımı ve kondansatörü üzerinde taşır. Mekanik avanslı distibütörde sabit olarak gövdeye bağlanmıştır.
DISTRONIC : Mercedes Benz'in mesafe takip radarlı akıllı hız sistemine verdiği isim. Elektronik takip sistemi. Sistem öndeki araçla olan mesafe tehlikeli sekilde azalinca motor gücünü azaltiyor yada fren yaparak aracı yavaşlatıyor.
DİŞLİ BOŞLUĞU : Birbirini döndüren iki dişlinin arasındaki boşluk.
DİŞLİ ORANI : Birbirini döndüren iki dişlinin veya milin dönme oranları.
DİŞLİLER : Bir milden diğerine dönme hareketini ileten, güç aktarımında kullanılan parçalardır.
DİŞLİ YAĞLARI : Hassas olarak işlenmiş dişli yüzeylerinde kullanılan yağlardır. Bu tür dişli yüzeylerinde korozyona ve yağın kalınlaşmasına neden olacak maddelerin meydana gelmememsi için dişli yağlarının stabiliteye sahip olmaları gerekmektedir.
DİYAGRAM VERİMİ : Endikatör diyagramından ölçülen işin, teorik çevrim diyagramından ölçülen iş oranına diyagram verimi denir.
DİZEL ÇEVRİMİ : Dizel motorlarda, havanın silindire emilerek sıkıştırılmasının ardından motorin pükürtülür. Sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile motorinini tutuşması sağlanır. Dizel motorlarda bu şekilde gerçekleşen çalışma düzenine dizel çevrimi denir.
DONMA NOKTASI (YAKIT) : Yakıtın katılaştığı veya donduğu sıcaklık derecesine donma noktası denir.
DOT : Amerikan Taşımacılık Departmanının (US Departmant of Tarnsportation) fren hidrolik yağları için belirlemiş olduğu standartların kodu. Piyasada DOT3, DOT4, DOT5 olmak üzere üç çeşit hidrolik yağı satılmaktadır. Dot değeri arttıkça fren hidrolik yağının kaynama noktası yükselir ve ürünün kalitesi artar.
DOHC (Double Over Head Camshaft) : Üstten çift egsantrikli motor.
DÖNER PİSTONLU MOTOR (ROTARY-WANKEL MOTOR) : 1954 senesinde Felix Wankel tarafından geliştirilmiş bir motor türüdür. Bu motorda silindir geometrik elips biçimi şeklindedir. Bu motorun çalışma prensibi kısaca, yakıt odasına sahip blok içinde üçgen şeklinde bir döner pistonun dönerek, silindir içinde değişik yakıt hacimleri ve sıkıştırma oranları meydana getirmesidir. Günümüzde ağırlıklı olarak sadece Mazda tarafından devam ettirilen, geliştirilen ve uygulamaya konulan bu motor teknolojisi, Avrupa'da piyasadan kalkan RX-7'nin yerini alan RX-8'de kullanılıyor.
DÖRTLÜ KARBÜRATÖR : Dört boğazlı karbüratöre dörtlü karbüratör denir.
DÖRT ZAMANLI MOTOR : Dört zamanlı Otto motoru prensiplerine göre geliştirilmiş olan dört zamanlı çalışma sistemi olan motorlardır. Bu dört zamanı emme, sıkıştırma, iş (güç, yanma, genişleme) ve egzoz olarak sıralanır.
DSC : Elektronik Stabilite Proğramı ESP'nin BMW'deki adı. sistemidir.
DSP (Dynamic Shift program) : Sürücünün kullanim tarzina göre vites degisimini hizli yada konforlu yapan akilli otomatik sanziman.
DSTC : Volvo'nun ESP ve ASR ile birlikte çalışan Dynamic Stability and Traction Control yani Dinamik Stabilite ve Çekiş Kontrol Sistemine verdiği ad.
DUMMY : Çarpışma testlerinde otomobilde oturan, insan vucuduna benzeyen ve üzerinde birçok sensör bulunan plastik makete verilen isimdir. Gerçek çaprışmalarda insan vücudunda oluşabilecek yaralanma riskinin hesaplanmasına olanak verir.
wolf_67
06-02-2008, 04:20 AM
EBD-EBV : Elektronik fren gücü dagiticisi.
ECE : Economic Commission for Europe
ECOTEC : Opel’in ekonomi, ekoloji ve teknoloji anlamina gelen motoru.
EDC : Electronic Diesel Control: Enjeksiyonlu dizellerin elektronik kontrol sistemidir.
EDLS : Elektronik Diferansiyel Kilidi.
E-gaz : Gaz pedali ve motor arasindaki elektronik baglanti.
EHB : Daha gelisim asamasinda olan elektrohidrolik fren sistemi.
EMV : Arac elektroniginin elektro-manyetik alanlardaki davranisi. Yuksek gerilim alanlarindaki gercek davranis test edilir.
EPS (Elektro Power Steering) : Elektrik motorlu hidrolik direksiyon sistemi.
EON : Enhanced Other Network: oto-radyoda diger vericilerden alinan trafik bilgiler verilir.
ESP (Electronic Stability Program) : Elektronik savrulma önleyici sistem. Temel prensip, fren sisteminin aracın yönlendirilmesi amacıyla kullanılması üzerine kurulmuştur. Frenleme esnasında tekerleklerin kilitlenmesini önleyen Anti Blokaj Sistemi (ABS) ve kaygan zeminde aracın patinaj yapmasını engellyen Antipatinaj sistemi (TCS), ESP'nin belkemiğini oluşturan sistemlerdir. ESP paketi içinde yer alan direksiyona bağlı bir sensör, direksiyonun dönüş açısı ile aracın gidiş yönü arasındaki tutarlılığı kontrol eder. Eğer arada bir sapma bulunuyorsa ESP derhal devreye girerek öncelikle tekerleklere aktarılan motor gücünü azaltır. Bu şekilde araç kontrol altına alınamadığı taktirde ESP, aracı gidilmek istenen yönde tutmak için tekerlekleri birbirinden bağımsız olarak frenlemeye başlar ve bu süreç araç kontrol altında tutlacak duruma gelene kadar devam eder.
ETC : Elektronik Traksiyon Kontrolu
ETS : Elektronik Stabilite Sistemi. ASR ile iliskilidir
EURO NCAP : European New Car Assessment Programme kelimelerinin kısaltılması olan Euro NCAP, 1997 yılında kurulmuş olan, Avrupa'da üretilen birçok aracın çarpışma testlerini gerçekleştiren ve test sonuçlarına göre her araç için şu anda 5 yıldız üzerinden puanlama yapan bir kuruluştur.
wolf_67
06-02-2008, 04:22 AM
FACE LIFT : Aracın dış görünüşünde yapılan tasarım rötuşu, makyaj.
FADING : Frenlemede fren balatalarının ısınması sonucu, fren mesafesinin uzamasına yol açan durum. Fren pedalına uygulanan basıncın artması ve fren pedal yolunun uzaması "fading"in yol açtığı öteki sorunlar arasında sayılabilir.
FAN : Bir motorda yakılan yakıtın ortalama yüzde 70'i ısıya çevrilir. Ortaya çıkan sıcaklığı düşürme görevi ise su soğutma sistemiyle birlikte fanın görevidir. Su soğutma sisteminin kullanıldığı modern araçlarda su, motorun sıcaklığını absorbe eder ve bu arada suyun kendisi de ısınır. Isınan suyun soğutulması görevi ise aracın en önündeki radyatör ve fanın görevidir. Isı belirli bir derecenin üstüne çıktığında elektronik beyin ya da termostat fanın çalışmasını sağlar, fan da radyatörden geçerken ısınan sudan transfer olan sıcaklığı dışarıya üfler.
FAR YIKAMA SİSTEMİ : Far yıkama sistemi, farların ön kısmına yerleştirilmiş su püskürtme memeleri sayesinde, çamurlu ve karlı havalarda suyu far camına püskürtüp camı temizleyerek sürücüye daha iyi görüş sağlar. Kimi modellerde far silecekleriyle de desteklenen bu sistemin ayrı bir su kabı ve elektrik motoru bulunabilir.
FREN ANA MERKEZ : Fren ana merkezi, araç sürücüsünün fren pedalı yardımıyla servo frene ve servo frende şiddeti yükseltilen mekanik kuvveti, hidrolik fren basıncına dönüştürerek, ana merkezin üzerindeki rezarvuarda bulunan fren hidrolik yağını, tekerleklerdeki sıkıştırma elemanlarına aktarır.
FİLAMAN : Ampul içerisinde bulunan ve elektrik verildiğide ısınarak ışık saçan tele filaman denir.
FIS : Surucu enformasyon display, eski adi yol bilgisayari. Geride birakilan mesafe, ortalama hiz, genel tuketim, dis sicaklik gibi ilginc veriler goruluyor.
FLOATING CAR DATA : Hareket eden araclarin gonderdigi veriler, telematik hesaplarina katilir.
FPS : Yangin önleme sistemi
FREN BORUSU : Fren boruları, fren hidrolik yağını ana merkezden alıp tekerleklerde yer alan fren elemanlarına aktarma görevini sağlayan parçalardır. Boru iç çapı genellikle 2.5 mm olup, dış çapı ise 4.5 mm'dir. Çelikten üretilen fren boruları çoğu zaman paslanmaya karşı plastik bir katmanla kaplanır.
FREN DİSKİ : Fren diski, araçların genellikle ön tekerlerine monte edilen ve disk yardımıyla frenleme esnasında sıkıştırılarak aracın yavaşlamasını veya durmasını sağlayan parçadır. Fren diskleri, günlük kullanım için dökme demir veya çelikten üretilir. Frenleme esnasında çok yüksek sıcaklılara maruz kalmaları nedeni ile diskin hızlı bir şekilde soğutulması büyük önem taşır.
FREN DİSKİ SİLME SİSTEMİ : Şiddetli yağmur yağdığında fren diskleri ince bir nem tabakası ile kaplanır. "Brake Disk Wiping", yani fren diski sile sistemi, bu durumda fren balatalarını belli aralıklarla çok kısa bir süreyle hafifçe disklere bastırmak suretiyle suyu tahliye edip gerektiğinde daha hızlı bir fren tepkisi almayı sağlar.
FREN GÜÇ DAĞILIMI : Tekerleklere aktarılan frenleme gücünün dağılımına fren güç dağılı denir. Araçlarda ön tekerleklere, arka tekerleklere kıyasla daha fazla frenleme gücü aktarılır.
FREN KALİPERİ : Disk balataların oturduğu döküm parçadır. Ana merkezden gelen hidrolik basıncın içinde bulunan hareketli pistonu itmesi sayesinde disk balatalarını sıkma sureti ile aracın yavaşlaması veya durması sağlanır. Aynı şekilde fren pedalı serbest bırakıldığında da otomatik olarak balatalar dikten ayrılır.
FREN SİSTEMİ : Aracın yavaşlaması veya durması için kullanılan sistemlerdir. Fren pedalına basıldığı zaman, araç sürücüsünün uyguladığı güç, servo fren yardımıyla arttırılarak fren ana merkeze aktarılır. Ana merkez üzerindeki rezervuarda bulunan fren hidrolik yağı, ana merkez üzerinden tekerleklee yakın olarak konumlandırılmış kaliperlere veya tekerlek silindirlerine akar. Bu sayede disk balatalar veya balatalı pabuçlar, tekerleklere monte edilmiş olan diskleri veya kampanaları sıkıştırarak aracın fren yapmasını sağlar.
FREN TAMBURU (KAMPANA) : Fren tamburu, kampanalı fren sistemi kullanılan araçlarda bulunur. Tekerlek ile direkt olarak bağlantılı olup, frenleme esnasında balatalı pabuçların sıkıştırması sonucunda aracın yavaşlamasını ve durmasını sağlar.
FREN TABLASI : Fren tablası, kampanalı fren sisteminde balatalı pabuç, teker silindiri, levye ve bağlantı yaylarının oluşturduğu platformdur.
FREN TEKER SİLİNDİRİ : Fren teker silindiri, kampanalı (tamburlu) fren sistemlerinde balatalı pabuçların kampanayı sıkıştırarak aracın frenlemesini sağlar.
FSI : Volkswagen grubu araçlarında kullanılan direkt benzin enjeksiyonlu motorları ifade eden teknoloji olan FSI'ın en büyük avantajı aynı hacimdeki başka bir motorla karşılaştırıldığında daha az yakıt tüketimiyle daha fazla güç sunabilmesidir.
wolf_67
06-02-2008, 04:23 AM
GAZ JENERATÖRÜ : Hava yastiklarini saniyenin ondalik dilimleri içinde şişiren araçtir.
GAZ KELEBEĞİ : Karbüratör karışım boğazının alt kısmında bulunan yuvarlak bir disk. Ekseni etrafında dönerek silindirlere giden karışım miktarını arttırır veya azaltır.
GDI : Mitsubishi’nin “Direkt Enjeksiyonlu benzinli” motoru
GPS : Global Positioning System (Küresel Yer Belirleme Sistemi) kelimelerinin kısaltılmışı olan GPS, özellikle donanımında yer harita yardımı olan araçlarda kullanılmaktadır. Uydudan aracın dünyada o an bulunduğu yeri tespit eden GPS sistemli araç içi bilgisayar, buna göre araçta yüklü olan haritadan sürücüyü gitmek istediği yere yönlendirir.
GRIP : Yol tutuş'un ingilizcesi.
GT : İtalyanca Gran Turismo (Büyük Tur) kelşmelerinin kısaltılmışı olan GT, esas olarak sedan karoserde sportif özellikler barındıran araçlar için kullanılan bir terimdir.
wolf_67
06-02-2008, 04:24 AM
HALDEX : Esas olarak fren ve süspansiyon sistemleriyle bilinen bir kuruluş olan Haldex, aynı zamanda dört tekerlekten çekiş ve hidrolik sistemleri de üretmektedir. Havalı fren ve süspansiyon sistemlerinde uzmanlaşmış olan Haldex, İsveç kökenli bir yan sanayi kuruluşudur.
HARDTOP : Metal tavanlı, B sütunu olmayan potomobillere verilen ad. Hardtop özellikli bir otomobil tavanının çıkarılabilmesi ya da içeri katlanabilmesi sayesinde cabrio görünümüne kavuşabilir.
HATCHBACK : Bagaj kısmı arka camla birleşik olan ve üzerinde stop lambalarını da barındıran otomobil tasarımı.
HAVA DEBİMETRESİ : Air Flow Meter: Hava debimetresinin içerisinde, hava akımının şiddetine göre hareket eden bir kapak bulunmaktadır. Bu kapağa bağlı bir potansiyometre, kapağın hareketine göre değişen elektrik akımını beyine iletir. Beyin, elde edilen verilere göre gerekli yakıt miktarının püskürtülmesini sağlar.
HAVA FİLTRESİ : Hava filtresi,motorun emdiği havanın içerisindeki toz partiküllerini süzerek motorun aşınmasını engeller. Kağıt kartuştan oluşan hava filtresi, süzem görevinin yanısıra emilen havanın sıcaklığının düzenlenmesi ve aynı zamanda emiş gürültüsünün de azaltılmasına yardımcı olur.
HAVA KANALCIKLI FREN DİSKİ : Fren diskleri frenleme esnasında çok yüksek derecede sıcaklıklara kadar ısınırlar. Özellikle performansı yüksek olan araçlarda kullanılan fren disklerinde bulunan hava kanalcıkları yüzeyin daha büyümesini ve kanalcıkların içinden hava akışını sağlayarak, diskin daha çabuk soğumasına olanak verirler.
HAVA KÜTLE ÖLÇER : Hava kütle ölçer, hava filteri ile manifold kelebeği arasında bulunur ve emilen havanın kütlesini ölçer. Platin telli ve platin filmli olmak üzere iki tip kütle ölçer vardır ve bunlar aynı prensibe göre çalışmaktadır. Bir sıcaklık sensörüne bağlanmış elektrikle ısıtılan ince tel veya film, debimetreden geçen havanın etkisiyle soğumaya başlar. Sıcaklık sensörü vasıtası ile havanın soğutma derecesi ölçülür ve bu veriler beyine gönderilir. Ölçülen havanın kütlesine göre beyin, gerekli yakıt miktarının enjektörleren silindire gönderilmesini sağlar.
HAVA YASTIĞI : Pasif güvenlik sistemi elemanlarından olan hava yastığı, belirli hız üzerinde gerçekleşen çarpışmalarda açılarak sürücü ve/veya yolcuların yaralanmasını engeller. Hava yastıklı araçlarda, aracın içindeki hava yastıklarının adedi ve konumuna göre, çeşitli sensörler bulunur. Ortalama 30 km/s ve üzerindeki çarpışmalarda, çarpmanın geldiği yöne göre hava yastıkları saliselerle ölçülen sürelerde açılır ve araç içindekileri olası yaralanmalardan korur.
HAVALI FREN SİSTEMİ : Havalı fren sistemlerinde, hava tankı içindeki sıkıştırılmış hava frenlemede kullanılır. Hava kanallarının içinden geçen sıkıştırılmış hava, 100 psi'ye kadar basınç sağlayarak özellikle büyük hacimli araçları frenlemede etki sağlar.
HC : Hidrokarbonlarin kimyasal kisaltmasidir. Atik gaz bulunmasi istenmez, bu yuzden katalizatorde temizlenmesi gerekir.
HDC : Hill Descent Control (Yokuş İniş Kontrolü) kelimelerinin kısaltılmışı olan ve genellikle 4*4 araçların donanımında bulunan HDC, yokuş aşağı inerken aracı belirli bir hızda sabitlemeyi sağlar. Böylece araç fren pedalı kullanılmasına gerek kalmaadn uzun yokuş aşağı yolları güvenle katedebilir.
HDI : High Pressure Direct Injection (Yüksek Basınçlı Direkt Enjeksiyon) kelimelerinin kısaltılmışı olan HDI, common rail teknolojisini kullanan dizel motorlar için Peugeot Citroen grubunun Ford ile ortaklaşa geliştirdiği, daha etkin yakıt kullanımı ve daha az emisyon sağlayan motor çeşididir.
HIBRID (HYBRID) : Bünyesinde iki ayrı kareket ettirici gücü barındıran araçlara verilen ad olan hibrid, daha çok üzerinde içten yanmalı bir motorla elektrikli başka bir motor bulunan araçlar için kullanılan bir terimdir. Elektrik motoru gücünü bataryalardan alırken, içten yanmalı motor dizel ya da benzin yakar. Hibrid araçlar belirli hızlara kadar elektrik motoru kullanırken belirli bir hızdan sonra daha fazla güç üreten benzinli ya da dizel motoru harekete geçirirler. Hibrid araçlar bu özellikleri dolayısıyla daha az yakıt tüketirken çevreye de daha az zaarlo gaz ve partikül yayarlar.
HYDROPNOMATİK : Karoserde çelik kollu süspansiyonlar yerine hidrolik kollarin kullanılması. Sadece Citroen tarafından kullanılmaktadır.
HİDROLİK DİREKSİYON : Az bir kuvvetle direksiyonun kolayca çevrilmesini sağlayan sistem. Sistemin motordan aldığı destekle sağladığı hidrolik basınç sürücünün direksiyonu kolaylıkla çevirmesine olanak vermektedir.
HILL HOLD CONTROL : Hill Hold Control, yani yokuş tutuş kontorl sistemi sayesinde, yokuştaki kalkışlarda aracın geriye doğru kayma sı önlenir. Burada fren sistemi, fren basıncını otomatik olarak sabit bir seviyede tutar ve sürücünün yeniden gaza basmasına kadar geçen sürede aracın geriye kayması önlenir.
HUD : (Heads-up Display). İlk olarak savaş uçaklarında kullanılan ve sürücünün yoldan gözünü ayırmadan araç hakkındaki bilgileri ön camadan alabilebileceği sistem. Sistem sahip olduğu projektör sayesinde transparan bir ekrana, yani ön cama gerekli bilgileri yansıtır.
wolf_67
06-02-2008, 04:24 AM
I-DRIVE : BMW tarafından geliştirilen ve otomobillerdeki mevcut çok sayıdaki kontrol elemanını, orta konsoldaki bir joystick ve daha az sayıdaki düğmeyle değiştiren bilgisayar ağırlıklı sistem.
IMMOBILIZER : Bir aracın anahtarı kopya edilse dahi ya da anahtarsız herhangi bir şekilde çalıştırılmaya teşebbüs edilse bile bunu engelleyen sistem. Immobilizerli araçlarda aracın elektronik beyninin araç anahtarının içindeki mikro haberleşme aygıtıyla irtibata geçmesiyle araç çalıştırılabilir.
INÇKÜP (Cubic Inch) : Otomotiv sektöründe motor hacmini ölçmek için kullanılan inçküp, geçmiş yıllarda Amerika ve İngiltere'de Tercih edilen bir hacim birimiydi. Günümüzde bu ülkelerde de cc yani kübik santimetre (cubic centimetre) tercih edilmektedir. 1 inçküp 16.3870641 kübik santimetreye denk gelir.
INTERCOOLER : Intercooler sistemi turbo beslemeli araçlarda kullanılan bir sistemdir. Turboşarjörde hava sıkışırken aynı zamanda da ısınır. Aynı koşullar altında sıcak hava, soğuk havadan daha az yoğundur ve yüksek sıcaklık silindirlerin şarjına negatif etki yapar. Bu yüzden turboşarjör ve motor arasında bir intercooler kullanılır. İntercooler silindir şarj süresindeki verimi arttırır. Çünkü sıcaklığı düşürülerek daha yoğun hale getirilen hava ile yanma için silindirlere daha fazla oksijen sağlanır. Sonuç olarak daha fazla tork ve daha fazla güç elde edilir. Silindire giden havanın sıcaklığın düşürülmesi aynı zamanda silindirin sıkıştırma hareketi sonucunda üretilen sıcaklığı da düşürür, bunun da çeşitli avantajları vardır. Bu sayede daha yüksek ısıl verim ve dolayısıyla daha düşük yakıt tüketimi sağlanırken dizel araçlarda kurum oluşumunu azaltır. Ayrıca benzinli araçlarda vuruntuya meyil azaltılabilmektedir. Bunun dışında düşük yanma sıcaklığından dolayı egzoz gazı olarak çıkan azot oksit (NOx) miktarı da azalır. Intercooler, sıcaklığı düşürme işlemini havayı soğutarak veya ayrı bir soğutucu devre kullanarak yapar.
ISOFIX : Çeşitli bağlantı noktaları sayesinde arka koltuğa monte edilen ve bebeklerin ya da küçük yaştaki çocukların yanında birisi olmadan güvenlice seyahat etmesini sağlayan koltuk tipi.
IŞIK AKIMI : Isik kaynaginin gucunu belirler.
wolf_67
06-02-2008, 04:25 AM
KARE MOTOR : Strok ve silindir çapi esit motorlar.(Opel’in Ecotec’i)
KW : Kilowatt
KATALİTAZÖR : Egzost sisteminin parcalarindan biridir ve atik gazdaki zararli gazlarin azaltilmasini saglar. Yuksek isiya dayanikli celik yuvasinin icinde sayisiz monolit doku bulunur. Herbirinde ozel platin yuzeyler bulunur. Monolitlere alternatif olarak 0.5mm kalinliktaki metal folye de kullanilabilir.
KLİMA : Buzdolabi gibi calisir; Komprasor araciligi ile gaz maddesi basinc altina alinir, isinir ve sivilasir, sonra sogutulur. Buharlastiktan sonra hemen hizla sogutulur. Komprasor motoru icin yakit tuketimi hafif yukselir.
KOMPRESSOR : Amaci turbo ile aynidir. Fakat gücünü kayis yardimiyla motordan alir. Hava veya klimada sogutulacak maddeyi sikistiran pompadir. Jaguar, Mercedes ve diger ureticiler, kompresorleri motor gucunu arttirmak icin kullanir. Motor da kompresorun calismasi icin biraz daha fazla yakit tuketir.
KRYOGEN TANK : Eksi 253 dereceye kadar sivi hidrojenin korunmasini saglar. Cok iyi izole olmasi gerekir, aksi takdirde isi alimi ile yakit deposu kapasitesinin yuzde 2'si bir gunde kaybolur.
wolf_67
06-02-2008, 04:26 AM
LANMDA SONDAJI : Atik gazdaki oksijen. Katalizatorun uygun calismasi icin onemlidir.
LED : (Ligtht Emitting Diode)LED elektrik akımı verildiğinde ışık saçan diyot olarak tarif edilebilir. LED günümüzde modern araçların sinyal ve stop lambalarında kullanılmaktadır. Ampul ile kıyaslandığında çok daha hızlı reaksiyon vermesi nedeni ile aracı arkadan takip eden sürücünün frenleme için daha hızlı davranmasına olanak verir.
LEV : (Low Emission Vehicle Standarts)LEV, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde satılacak araçlar için emisyon değerlerini belirleyen standartlardır. Günümüzde ABD'nin başka eyaletleri tarafından da uygulanan bu standartlar, 2004 yılından itibaren yerini LEV II standartlarına bırakmıştır.
LİMİTÖR : Kompansatörle aynı fonksiyona hizmet eden parçadır. Fakat kompansatörden farkı aracın üzerindeki yükün dikkate alınmamasıdır.
LPG : (Liquified Petroleum Gas) LPG, basınç altında ya da belirli bir derecenin altında tutularak sıvı halde saklanabilir. Fiyatı benzine göre ucuz olan LPG'de daha az emisyon üreterek yüksek oktan değerlerine ulaşılırken, tüketim benzine göre daha fazladır. Günümüzde benzinli motorlar çeşitli işlemlerle LPG'li sistemlere çevrilebilmektedir.
LSD : (Limited Slip Differential - Sınırlı Kaydırmalı Diferansiyel) Özellikle virajlarda ve kaygan yolda otomobilin kaymasını önleyen ve normal diferansiyelden daha gelişmiş bir diferansiyel sistemi olan LSD standart diferansiyelden farklı olarak hızlanma ve yavaşlamada aracı kontrol eder.
wolf_67
06-02-2008, 04:27 AM
MACPHERSON : MacPherson, helezon yayı ve darbe emicilerin alt traverse bağlanmasını sağlayan ve günümüzde yaygın olarak kullanılan bir süspansiyon sistemidir. İlk MacPherson'larda alt traversler yerine yanal bağ ve anti çapraz stabilizatörler bulunmaktaydı.
MARŞ MOTORU : İçten yanmalı motorlar ister benzin isterse dizel olsun ilk hareketlerini sağlamak için bir yardıma ihtiyaç duyarlar. Motorun tork üretebilmesi için önce motorun hareketini engelleyen dirençlerin yenilmesi için belirli bir momentum oluşturulmasına gerek vardır. Marş motoru, aracın motora yukarıda bahsedilen ilk hareketini verir. Marş motoru aküden aldığı elektrik enerjisini elektomanyetizma prensibine göre mekanik elektriğe çevirir. Oluşturulan bu mekanik enerji ile marş dişlisi üzerinden motorun volanı döndürülerek ihtiyaç duyulan ilk hareket sağlanır. MArş motoru üzerindeki marş otomatiği adlı komponent ise marş dişlisini volana doğru itme ve uzaklaştırma görevlerini yerine getirirken marş motorunda hareket enerjisi oluşturmak için aküden gelen gerekli akımı kumanda eder.
MARŞBİYE : Bir aracın karoserinin her iki yanındaki eşiğe verilen ad.
MAZOT FİLTRESİ : Mazot filtreleri,dizel enjeksiyonlu araçlarda yakıtın içindeki kirliliğin motora zarar vermeden süzülmesini sağlar.
MİKRO FİLTRE : Elekrostatik güç yüklü mikro filtre, havalandırma sisteminde boyutu 5 mikrona kadar olan polen ve toz parçalarını absorbe etme özelliğine sahiptir.
MOTOR BOĞULMASI : Enjektördeki ya da karbüratördeki herhangi bir arıza nedeniyle motora gerektiğinden fazla yakıt gitmesi, hava filtresinin tıkalı olması, yanlış karbüratör ayarı, jiklenin uzun süre çekili tutlması gibi birçok nedenden dolayı motora yeterli havanın gitmemesi nedeniyle yaşanan duruma verilen addır.
MPV : Çok amaçli araç.(Opel Zafira)
MPI : Cok noktali enjeksiyon. En uygun yakit yanmasi saglanir.
MONOKOK : Gövdenin şasi, motor ve süspansiyon sistemiyle birleştirilmiş haline verilen ad. Monokok gövdeli araçlarda, ağırlık dağılımı ve dayanıklılık üst seviyelerdedir ve üretim maliyetleri yüksektir.
MOTRONIC : Motronic sistemin amacı, hava ve yakıt beslemesini ve ateşleme işlemini elektronik olarak sürücünün isteğine uyarlamak ve optimize etmektir. Yeni sistem L-Jetronic ile elektronik ateşleme sisteminin birleşiminden oluşmuşturç Bu kumanda şekli önemli teknik avantaj sağlar. 25 yıl önce Motronic sistemi kullanılmaya başlamadan önce, yanıcı karışımın oluşumunu ve bujinin ateşleme kıvılcımının tetiklenmesini mekanik bir düzenek sağlıyordu. Bu düzenek yalnız yüksek yakıt tüketimine değil, ayrıca yüksek miktarda zararlı emisyonların da oluşmasına neden oluyordu. Günümüzde ise Motronic sistemi çok sayıdaki sensörden gelen verilerden yararlanarak her püskürtme ve ateşleme işlemi için en iyi değerleri hesaplar. Bu hesaplama ve kumanda adımı dakikada 6binden fazla defa gerçekleşir. Motronic'in çekirdeği, bir mikro işlemciden ve bellekten oluşan bir elektronik kumanda cihazıdır.
MOZ : Motor oktan sayisi. Farkli bir metot ilede ROZ hesaplanir. Yakitin yakma gucunu verir. MOZ, ROZ'dan biraz daha dusuktur.
MSR : (Motor Schleppmomenten Regelung) MSR modifikasyonu, Otomatik Stabilite Kontrol Sistemi (ASC) tarafından kontrol bir alt sistem olarak açıklanabilir. Zeminin gevşek ve kaygan olduğu durumlarda kayma ve sürüklenme eğilimini kontrol eden bu sistem ancak 20 km/s'nin üzerindeki hızlarda devreye girer.
wolf_67
06-02-2008, 04:28 AM
NM (NEWTONMETRE) : Newtonmetre birimi, bir nesneyi 1 metre kareket ettirmek için kaç Newtonluk güce ihtiyaç duyulduğunun ölçümüdür. 1 Newton 100 grama eşittir. Nm motorlu araçlarda tork (döndürme gücü) birimi olarak kullanılır.
NAVİGASYON SİSTEMİ : Küresel yer belirleme sistemiyle (GPS) entegre çalışan navigasyon sistemi, bünyesine yüklenmiş harita sayesinde bulunduğu bölgeyi aracın sürücüsüne tam olarak bildirir. Genellikle konsolun ortasına yerleştirilen ve büyükçe bir ekrana sahip olan modern navigasyon sistemlerinde, sürücünün gideceği yeri sisteme girmesi durumunda en kısa yoldan en hızlı şekilde hedefe ulaşılabilir.
NIGHT VISION : (Gece Görüş Sitemi) Kızılötesi algılayıcılarıyla ya da ısıyı tespit edebilme yeteneğine sahip kameralı sensörlerle çalışan Night Vision yani gece görüş sitemi, havanın karanlık olduğu ve özellikle yolun yeterli aydınlatmaya sahip olmadığı durumlarda, sürücüleri engellere karşı uyarır. HUD (Heads-Up Display) sayesinde ön camın hemen altında da yolun gece görüşü kamerasıyla çekişmekte olan ayrı bir görüntüsü gecikmeksiz olarak sürücüye gösterilir.
NİTRO : Azot-metan (nitromethane) karışımı olan ve yaygın bilinen adıyla nitro olarak adlandırılan yakıt türü. Esas olarak benzinden daha az enerji veren nitro, patlamak için daha az havaya ihtiyaç duyduğundan daha performanslı bir yakıttıt. Her 14.7 birim hava karşılığında ancak 1 birim benzin yakılabilirken, her 1.7 birim hava için 1 birim nitro yeterlidir. Bu da benzine göre yanma odasına 8 kat fazla yakıt gönderilebilmesi anlamına gelir. Nitro'nun sonuç olarak sağladığı avantaj sadece kullanılan yakıtın değişmesiyle ortalama 2.5 kat daha fazla güç artışıdır.
wolf_67
06-02-2008, 04:28 AM
RADIOPHONE : Tek cihazda birleştirilmiş Car Audio seti ve ahizesiz görüşme düzeneği bulunan mobil telefondur.
RADYATÖR : Isı değişimini gerçekleştiren bir bileşen olan radyatör, soğutma sistemi suyla sağlanan araçlarda, motordan geçerek ısınan suyu fanlar vasıtasıyla soğutarak tekrar motora gönderir.
RDS : (Radio Data System) Radyoların FM kanalıyla data transfer edebilme yeteneğine verilen addır. RDS sayesinde radyo ekranında kanalın ismi başta olmak üzere çeşitli bilgiler yazılması mümkün olabilmektedir.
REAL-TIME ÇEKİŞ SİSTEMİ : Çekis normalde ön tekerleklerdedir. Fakat ön tekerlekler patinaja düserse sistem çekis gücünü otomatik olarak arka tekerleklerede iletir.(Honda HR-V)
ROKETLEME : (Kickdown) Otomatik vitesli araçlarda, gaz pedalının sonuna kadar basılmasıyla devreye giren ve daha çok yokuş tırmanışlarında ve ani hızlanmalarda kullanılan sistem. Roketleme sisteminde, gaza aniden yüklenildiğinde daha iyi hızlanma sağlamasını veya yokuşun daha rahat çıkılması için vites bir kademe düşürülür.
REFLEKTÖR : Işık kaynağından (ampulden) gelen ışık huzmelerini yolun üzerine yansıtan farın içinde yer alan aynadır. Reflektörden yansıyan ısşık huzmeleri far camından yola dağıldığı gibi, günümüzün daha modern düz camlı farlarında yol üzerine ışık dağılımı direkt reflektör üzerinden yapılmaktadır. Bu tip reflektörlere HNS (Homegenous numeric calculated surface) reflektör denir. Bu tip reflektörlerin yüzeyi bilgisayar proğramları vasıtası ile çok hassas biçimde hesaplanmıştır.
REZİSTANSLI BUJİ : Parazit filtre rezistanslı bujiler otomobil üreticileri tarafından orijinal donanımda gittikçe daha fazla tercih edilmektedir. Önemli avantajları arasında; radyo yayınlarını bozan daklgaları absorbe etme ve tüm elektronik sistemlerin (örn: ABS, ASR, ESP) fonksiyonunda yüksek güvenirlilik gelir.
RÖLE : Röle, düşük akımlarla yüksek akımları ileten, durduran veya yönlendiren devre elemanıdır.
ROZ : Research oktan sayisidir ve MOZ gibi yakitin yanma gucunu belirtir.
ROADSTER : Tek kapılı olarak tabir edilen ve sürücü dahil sadece iki kişi için oturma yeri bulunan üzeri açılabilir motorlu araçlara verilen ad.
ROTARY MOTOR : (Wankel) Alman mühendis Felix Wankel tarafından icat edilen bir içten yanlamı motor çeşidi olan Rotary ya da öteki adıyla Wankel motor, 4 zamanlı motorların emme, sıkıştırma, patlama ve egzos işlemlerini silindirlerde değil ayrı odacıklarda gerçekleştirir. Klasik yapıya sahip 4 zamanlı motorlarda patlama odasında gerçekleşen genleşme etkisi bağlantı çubuklarıyla krank miline iletilip lineer hareket dairesel harekete çverilerek aracın gitmesini sağlayan güç elde edilmiş olur. Rotary motorda ise herhangi bir lineer hareket üretilmeden üçgen şekilli dışbükey rotarların (döneç) oluşturduğu odacıklarda yanma gerçekleşir. Yanma burada gerçekleştiğinde, rotar aniden dönmeye başlayarak daha az titreşimle daha yüksek devirlere çıkmasına izin verir. Rotary motorların geleneksel pistonlu motorlara göre temel avantajı daha az hacimle daha yüksek devirlere çıkabilmeleridir.
RPM : (Revolutions per Minute) İngilizce dakika başına devir ya da devir/dakika kelimelerinin kısaltılmışı olan RPM, bir motorun o an bir dakika içerisinde ortalama kaç devir çevirebildiğini ifade eder.
RULMAN : Devamlı hareket eden iki parça arasındaki sürtünmeyi azaltan parçaya verilen genel ad.
wolf_67
06-02-2008, 04:30 AM
SAE : (Society of Automotive Engineers) Dünya çapında otomotiv sanayinde görev alan mühendislerin oluşturduğu bir dernek olan SAE (Otomotiv Mühendisleri Derneği), günümüzde oluşturduğu çeşitli standartlarıla tanınmaktadır. Bu standartların en bilineni bir beygir gücü standardı olan HP/SAE'die ve kuzey Amerika'da yaygınlık kazanmıştır. Ülkemizde ve Avrupa'da ise HP/DIN standardı daha yaygındır. HP/DIN standardı HP/SAE standardına göre aynı gücü daha düşük rakamlarla gösterir.
SAHR : (Saab Active Head Restraint) Saab'ın geliştirdiği bir teknoloji olan ve arkadan çarpmalara karşı kafalıkların daha koruyucu bir pozisyon almasını sağlayan SAHR sisteminde, arkadan çarpmaları tespit eden plaka şeklindeki bir dedektörün sayesinde çarpma algılandığı anda kafalıklar ileri doğru hareket ederek, baş ve boyun kısmının zarar görme ihtimalini minimuma düşürür.
SANTİMETREKÜP (cc) : (Cubic Centimetre) Motor hacmini ifade etmek için kullanılan santimetreküp pistonun en üst nokta olan supapların bulunduğu yerden en alt nokta olan silindirin başlangıcına kadar kat ettiği mesafeye silindir çapının dahil edilmesiyle ortaya çıkan rakamdır. Motor hacmini ifade eden diğer bir hacim biçimi inçküptür ve 1000 cc 61 inçkübe eşittir.
SEDAN : 4 kapılı bir karasor şekli olan sedan, C sütunundan itibaren arkaya doğru çıkıntılı yere paralel olan araçlara verilen genel addır.
SENSÖR : Motorlu taşıtların çeşitli bölümlerinde bulunan elektronik tespit aygıtlarına verilen genel ad.
SELESPEED : Tiptronic’den farki manuel olmasi.Fakat otomatik ve yari otomatik olarakda kullanabiliyor.
SELF-LEVELLING SUSPENSION : Süspansiyon sisteminin içinde bulunan bir eleman vasıtasıyla, araca yüklenen yüke göre süspansiyon sisteminin otomatik olarak yüksekliği ayarlamasıdır. Bu sistemde ön ve arkada yükseklik seviyesi ayrı ayrı ayarlanabilir.
SENTETİK MOTOR YAĞI : İçeriğinde petrol kullanılmayan motor yağlarına verilen ad. Petrol bazlı olan mineral yağların aksine, sentetik yağlar kimyasal bazı reaksiyonlarla ortaya çıkarılırlar. Daha yeni teknoloji olan sentetik yağlar içerikleri sayesinde daha iyi performans sağlayabilirler.
SETAN : Dizel motorlarda yakıtın yanma kalitesi ölçüsü olarak "setan" sayısı kullanılır. Setan sayısı ne kadar yükset ie yakıtın kendi kendine yanmaya meyli o kadar fazladır. Setan sayısı 100 çok kolay yanan n-heksadekan'ı, setan sayısı 0 ise yavaş yanan metil-naftalini işaret eder. Modern dizel motorlarda en yararlı çalışma için arzulanan değer, setan numarasının 50'nin biraz üzerinde olmasıdır.
SERAMİK : Cok hafif bir maddedir. Porsche Turbo ve Mercedes CL 55 AMG'de disk fren malzemesi olarak kullanilir. Avantaji asinmaya karsi dayanikli olmasi ve 300.000km civarinda omru olmasidir. Ayrica agirligi yuzde 60 daha azdir ve surus konforunu arttirir.
SIKIŞTIRMA ORANI : Bir silindirin tüm hacminin yanma odasında gidip gelen pistonun en aşağıda durduğu pozisyonla en yukarıda durduğu pozisyonun birbirine bölünmesiyle ortaya çıkan orandır. Sıkıştırma oranlarındaki ikinci sayının her zaman 1 olmasının sebebi ise yukarda bahsi geçen aralıklardaki (pistonların durumuna göre ortaya çıkan hacimler) matematiksel olarak anlaşılabilir sayılara indirgenmesidir. Dizel motorların sıkıştırma oranları dizel yakıtın yapısı sayesinde, benzinli motorlara göre daha yüksektir.
SIRALI MOTOR : Tüm silindirlerin, silindir bloğunun içerisinde düz bir sıra şeklinde dizilmesiyle meydana gelen motor şeklidir. Sıralı motorların alternatifi V motoral olarak görğlebilir.
SİLECEK : Aracın ön camı, arka camı ve farlardaki su, kar ve pislikleri temizlemek amacıyla kullanılan, bir kol ve kauçuk lastikten oluşan sistemdir.
SİLİNDİR : Silindir bloğunun içerisinde yer alan, kendi içerisinde pistonların hareket ettiği ve yanmanın gerçekleştiği, motoru oluşturan en önemli elemanlardan biridir.
SİLİNDİR BLOĞU : Bir motora dışarıdan ilk bakıldığında görülebilecek en büyük dökme parça. Motor bloğu olarak da bilinen silindirbloğu, karterin üst kısmını ve silindirleri içerisinde barındırır.
SİLİNDİR GÖMLEĞİ : Değiştirilebilir bir moto parçası olan silindir gömşeği, silindirlerin içine yerleştirilir ve tüp şeklinde ince bir tabakadan oluşur. Silindirleri tamamen kaplayan silindir gömleğinin kullanılma amacı silindirlerin aşınmasını önlemek ve gömlekler aşındığı taktirde yenisini yerleştirmektir.
SİLİNDİR KAFASI : Silindir bloğunun üst kısmında bulunan demonte edilebilir bir parça olan silindir kafası, birçok durumda supapları da üzerinde barındırarark yanma odasının bir kısmını oluşturabilir. Motorun soğutulması ve yağlanması için gerekli su ve yağ giriş çıkışlarını da içerisinde barındıran silindir kafasının üstünde aynı zamanda bujiler de bulunmaktadır.
SLS : Otomobilin yüksekligini otomatik olarak ayarlayan sistem.(Off Road araçlarda kullaniliyor)
SOFT-STOP : Soft-Stop olarak tabir edilen yumuşak durma sisteminde araç durmadan az önce fren basıncı otomatik olarak sistm tarafından düşürülerek sarsıntısız bir durma mümkün olmaktadır.
SOFT-TOP : Üstü açılabilir otomobillerde üst kısmın yalnızca kumaşla ya da kumaş ağırlıklı olmak üzere kumaş-metal karışımıyla kaplı olmasıdır.
SPACEFRAME : Audi'nin A8 ve A2'de kullandigi aluminyum yuruyen aksamidir. Dokum ve kaynak hafif alasim parcalar aluminyumla birlestiriliyor. Kapilar ve tamponlar normal celik yapilar gibi vidalaniyor. Spaceframe karoserin, celik karosere karsi yuzde 40'lik agirlik avantaji bulunuyor. Dezavantaji ise kaza sonrasindaki pahali tamir masraflari.
SOHC : Üstten tek egsantrikli motor
SPOYLER : Bazı araçların önde tampon altına doğru uzayan ya da bagajın hemen üstünde bulunan, esas amacı aerodinamiği sağlamak olan eleman.
SPOYLERLİ SİLECEK : Silecek süpürgesinin üzerine monte edilmiş olan parça, yüzey alanını arttırır ve karşı yönden gelen rüzgar, araç hızlandıkça sileceği aracın ön camına daha çok bastırı. Böylece sileceklerin yüksek araç hızlarında da cam yüzeyine tam olarak oturmasını ve silme kalitesinin korunmasını sağlar.
SPYDER : 1900'lerin başında iki koltuklu hafif yapılı motorlu taşıtlara verilen ad. 1950'lerde İtalyan üreticiler tarafından yeniden kullanılmaya başlayan bu deyim, üstü açık 2 kişilik spor araçlara verilen adlardan biri oldu.
SRS : Ek güvenlik sistemi havayastigi/emniyet kemer gergisi.
STABİLİZATÖR : Bir aracın yolcu kabininde meydana gelebilecek sallantıların en hafif şekilde hissedilmesini sağlayan komponentlerin tümüne verilen ad.
STEER BY WIRE : Hidrolik direksiyon sistmelerinin, beygir gücünden ve dolayısıyla benzinden çalmasının aksine steer by wire sistemlerinde mekanik bağlantı tamamen ortadan kalkıyor. Elektronik steer by wire sistemlerinin çalışma prensibi tamamen bilgisayar oyunlarındaki gibi gerçekleşiyor ve sürücünün direksiyona verdiği komutlara göre elektronik beyin kendine bağlı küçük bir motor vasıtasıyla tekerlekleri yönlendiriyor.
STOP & GO : Stop & Go denilen dur-kalk fonksiyonu, Adaptive Cruise Control (ACC) mesafe kontrol sisteminin bir eklentisidir. Bu sistem, yakın mesafe sensörlerinin sağladığı verileri değerlendirerek otomatik olarak araç durana kadar fren yapabilir ve daha sonra, trafik yoğunluğunun izin verdiği ölçüde sürücünün müdahalesine gerek kalmadan aracı yeniden hızlandırabilir. Bu fonksiyon, özellikle yoğun trafikte sürücüye büyük bir kolaylık sağlamanın yanı sıra bir güvenlik unsuru olarak da önem kazanmaktadır.
STROK : Pistonun silindirde en alt seviyeden en üst seviyeye kadar kat ettiği mesafeye verilen ad.
SUPER SELECT : Tekerlek çekisini ihtiyaca göre ayarlayan sistem. Bu sistemde çekis 4 sekilde oluyor.1) Sadece arka tekerleklerden >Ön ve arka tekerlekler arasinda dagilim > Ön ve arka tekerlekler arasinda esit dagilim >4) Arazi sanzimaniyla devreye giren klasik dört tekerlekten çekis.
SUSTURUCU : Atık gazların çıktığı egzoz borusunun hemen önünde konumlandırılan susturucu, adından da anlaşılacağı gibi egzozo borusunda oluşan gürültü seviyesinin azaltılmasına yardımcı olur.
SUV : Station ve vanların özelliklerini bünyesinde barındıran ve çok amaçlı kullanıma uygun, çoğunlula 4 tekerlekten çekişli, hafif arazi koşullarına uygun dizayn edilmiş, asfaltta da otomobilleri aratmayan sürüş özellikleri sunan araçlardır.
SÜRTÜNME KATSAYISI : Daha yüksek hızlara ulaşmada ve yakıt ekonomisinde çok önemli bir yere sahip olan sürtünme katsayısı, aracın dizaynıyla direkt olarak ilgilidir. Araç dizaynından başka spoyler vb. ek parçalar yardımıyla da sürtünme katsayısı düşürülebilir. Sürtünme katsayısının ölçülmesinde rüzgar tünelleri kullanılır. Bir aracın sürtünme katsayısı ne kadar düşükse aracın hızlanma değerlerine ve yakıt tüketimine o denli katkıta bulunulur.
SÜSPANSİYON : Yoldan ve sürüşten kaynaklanan şokları emmeye yarayan elemanlardan oluşan süspansiyon sistemi içerisinde, amortisörler, tırsiyon çubukları vb parçalar bulunur
wolf_67
06-02-2008, 04:33 AM
TAS(Travel Assist System) : Bu sistem bagli oldugu GSM hatti sayesinde kaza aninda otomatik olarak s.o.s gönderiyor.
TCS(ASR-ETC) : Patinaj (çekiş) kontrol sistemi.
TDI : Turbo Dizel Enjeksiyon.
TIPTRONIC : Sanziman ister otomatik ister manuel olarak kullanabiliyor.
TPC : Elektronik lastik basinç kontrolu.
TURBO : Motor’a daha fazla hava girmesini saglayan sistem. Gücünü egsoz gazindan alir.
TWIN SPARK : Silindir basina 2 adet buji.
Vanos : Bmw’nin degisken zamanli subap kontrol sistemli motoru.
VTEC : Honda’nin “degisken zamanli egsantrik mili kontrol sistemli” motoruna verdigi isim.
VVT-I : Toyota’nin “degisken zamanli subap kontrol sistemli” motoruna verdigi isim.
Wankel (Rotary) Motor : Diger motorlardan farki tek silindirli olmasi
Yakit Hucreli Motor : Hidrojenin oksijenle tepkimeye girmesiyle elde edilen elektrigin elektrik motoru yardimiyla harakete dönüstürülmesi.
Yagmur Sensoru : Optik sensorler, on camin islandigini belirtir ve cam silecekleri calismaya baslar. Bu sirada varsa acilir tavanda kapanir
Yari Otomatik Sanziman : Debriyaj pedalinin olmadigi sanzimandir. Bu gorevi elektronik veya hidrolik pedal yapar, Gunumuzde bircok uretici bu sistemi kullaniyor. En son gelisimi ise Opel corsa'da kullanilan elektronik system Easytronik.
Yukleme basinci : Bir turbo motorun havayi yanma odasina gangi basincla ittirdigini belirtir. Basinc ne kadar fazla ise, silindire o kadar fazla oksijen ve yakit gider. Guc de ayni oranda artar.
vBulletin® v3.6.8, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.