ahirimsensin
01-04-2006, 10:27 PM
""" Hamam fişi"""
Kaldığımız yurtta, banyo, hamam usulüydü, 40-45 kişi aynı anda, hamam tasları ve hamam kurnalarından banyo yapardık. bir de öyle her istediğinde felan diil, sabah 07:00- 07:30 arası, akşam 20:00 - 21:00 arası. yeni gelen bir arkadaş, yer kapmanın heyecanı ile sular gelse diye bekliyor. gittik yanına, "sen hamam fişi aldın mı?" diye sorduk, şaşkın şaşkın, "yooo" dedi, "hemen git müdüre, hamam fişi al, ama yok filan derse, açıktan biraz para ver, rüşvetçidir müdür" diyip elemanı yolladık müdüre, nasıl bir şanssa, akşamın o saatinde yakalamış müdürü, "hamam fişi" diye yapışmış yakasına, müdür "yok oğlum öyle bir şey, kandırmışlar seni" dedikçe, "ya tamam, görecez seni, yarın bi (walla yalan olmasın sene 93, 94 tam hatırlamıyorum, paranın miktarını sallıyorum) 50 lira işler sana" diyor, müdür hepten krizde... biz de yerlere yatıyoruz tabii, sonra uyarı cezası gelince kalktık yerden
alıntıdır...
"""Cinler bastı """
Yurtta, 12 kişi beraber aynı odada kaldığımız, İbrahim isimli bir arkadaşımız vardı, gözlüklerinin camı biraz kalıncaydı, yani kola şişesinin dibiyle kıyas yapmanız mümkün. Çok kalıplı ama bir o kadar korkaktı. Yataklarımız L şeklindeydi, yatarken gözlüklerini çıkarır öyle yatardı, bir akşam saat 23 civarı yattık, ben (artık nerden bulduysam, hatırlamıyorum) bir saat bulup, sabah erken kalkmak için kurmuştum, şu masa üstünde duran, dididididit diye çıldırtırcasına öten iğrenç saatlerden. Işığı kapattığımızda, son bir defa daha kontrol etmek için saati elime aldım, o sırada bir düğmesi olduğunu fark ettim, bastım, ışığı yandı, kaça kurduğumu görüp, ışığı kapadım, saati duvarla ranza arasına sıkıştırdım, o anda titrek bir ses geldi yandan, “paşa, senin yataktan ışık sızıyo yaaa, gördün mü sen de?”, şakayı gökte ararken yerde bulmuştum. Gözlükleri yokken fark edememiş ışığın saatten geldiğini, “ne ışığı ibo, yok ışık mışık, yat uyu” dedim, bir dakika sonra, hain planımı uygulamaya soktum, saatin ışığını tekrar yaktım, ama gözlüklerini takmış olma olasılığını düşünerek, biraz altta tuttum saati. O anda fırladı İbo, “cinler bastı burayıııı, kaçıııııın, aaaaaaaaaa” nidalarıyla fırladı dışarı, lambayı yaktık, diğer arkadaşlara da anlattım kısaca olayı, kimse çaktırmadan gittiler iboyu sakinleştirip tekrar odaya getirdiler. “yatmam abi ben burada, hayatta yatmam, ışık var abi, ışık sızıyo abi yaa” filan diye sayıklıyor bu. Yarım saat filan uğraştık sakinleştirdik, yatmaya ikna ettik. Yattık ama, ben rahat duramadım, 30 saniye sonra tekrar yaktım ışığı, “eşhedü en laaa” diye bir kalkışı vardı yataktan, anlatılmaz yaşanır cinsinden, aşağıya kadar inmiş, tutmuş nöbetçi memurun kolunda yukarı getirmiş, bir yandan anlatıyor, bir yandan titriyor. Memur da uykulu uykulu, “bak oğlum yok bişey, arkadaşların var burada, bi şey olmaz yat uyu” filan diye telkinde bulunuyor, memuru yolladıktan sonra iboyu sakinleştirmek 45 dakika falan aldı, bunun aklı biraz başına gelince, “lan oğlum. Senin başının altından çıkıyor olmasın sakın bu ışık mışık?” şeklinde veciz bir söylemde bulundu bana. “ya saçmalama ibo ne alakası var” dediysem de yatağıma yaptığı ani sortiyi engelleyemedim. Saate yaklaştıkça, ben de kapıya yaklaşıyordum, saati bulduğunda kapının hemen dışındaydım, parmağı ışık düğmesine gittiğinde, depara hazırdım, ışığı yaktı, gerisini göremedim. Bildiğim tek şey gecenin 2 sinde bir dev tarafından kovalandığımdı…
alıntıdır...
Kaldığımız yurtta, banyo, hamam usulüydü, 40-45 kişi aynı anda, hamam tasları ve hamam kurnalarından banyo yapardık. bir de öyle her istediğinde felan diil, sabah 07:00- 07:30 arası, akşam 20:00 - 21:00 arası. yeni gelen bir arkadaş, yer kapmanın heyecanı ile sular gelse diye bekliyor. gittik yanına, "sen hamam fişi aldın mı?" diye sorduk, şaşkın şaşkın, "yooo" dedi, "hemen git müdüre, hamam fişi al, ama yok filan derse, açıktan biraz para ver, rüşvetçidir müdür" diyip elemanı yolladık müdüre, nasıl bir şanssa, akşamın o saatinde yakalamış müdürü, "hamam fişi" diye yapışmış yakasına, müdür "yok oğlum öyle bir şey, kandırmışlar seni" dedikçe, "ya tamam, görecez seni, yarın bi (walla yalan olmasın sene 93, 94 tam hatırlamıyorum, paranın miktarını sallıyorum) 50 lira işler sana" diyor, müdür hepten krizde... biz de yerlere yatıyoruz tabii, sonra uyarı cezası gelince kalktık yerden
alıntıdır...
"""Cinler bastı """
Yurtta, 12 kişi beraber aynı odada kaldığımız, İbrahim isimli bir arkadaşımız vardı, gözlüklerinin camı biraz kalıncaydı, yani kola şişesinin dibiyle kıyas yapmanız mümkün. Çok kalıplı ama bir o kadar korkaktı. Yataklarımız L şeklindeydi, yatarken gözlüklerini çıkarır öyle yatardı, bir akşam saat 23 civarı yattık, ben (artık nerden bulduysam, hatırlamıyorum) bir saat bulup, sabah erken kalkmak için kurmuştum, şu masa üstünde duran, dididididit diye çıldırtırcasına öten iğrenç saatlerden. Işığı kapattığımızda, son bir defa daha kontrol etmek için saati elime aldım, o sırada bir düğmesi olduğunu fark ettim, bastım, ışığı yandı, kaça kurduğumu görüp, ışığı kapadım, saati duvarla ranza arasına sıkıştırdım, o anda titrek bir ses geldi yandan, “paşa, senin yataktan ışık sızıyo yaaa, gördün mü sen de?”, şakayı gökte ararken yerde bulmuştum. Gözlükleri yokken fark edememiş ışığın saatten geldiğini, “ne ışığı ibo, yok ışık mışık, yat uyu” dedim, bir dakika sonra, hain planımı uygulamaya soktum, saatin ışığını tekrar yaktım, ama gözlüklerini takmış olma olasılığını düşünerek, biraz altta tuttum saati. O anda fırladı İbo, “cinler bastı burayıııı, kaçıııııın, aaaaaaaaaa” nidalarıyla fırladı dışarı, lambayı yaktık, diğer arkadaşlara da anlattım kısaca olayı, kimse çaktırmadan gittiler iboyu sakinleştirip tekrar odaya getirdiler. “yatmam abi ben burada, hayatta yatmam, ışık var abi, ışık sızıyo abi yaa” filan diye sayıklıyor bu. Yarım saat filan uğraştık sakinleştirdik, yatmaya ikna ettik. Yattık ama, ben rahat duramadım, 30 saniye sonra tekrar yaktım ışığı, “eşhedü en laaa” diye bir kalkışı vardı yataktan, anlatılmaz yaşanır cinsinden, aşağıya kadar inmiş, tutmuş nöbetçi memurun kolunda yukarı getirmiş, bir yandan anlatıyor, bir yandan titriyor. Memur da uykulu uykulu, “bak oğlum yok bişey, arkadaşların var burada, bi şey olmaz yat uyu” filan diye telkinde bulunuyor, memuru yolladıktan sonra iboyu sakinleştirmek 45 dakika falan aldı, bunun aklı biraz başına gelince, “lan oğlum. Senin başının altından çıkıyor olmasın sakın bu ışık mışık?” şeklinde veciz bir söylemde bulundu bana. “ya saçmalama ibo ne alakası var” dediysem de yatağıma yaptığı ani sortiyi engelleyemedim. Saate yaklaştıkça, ben de kapıya yaklaşıyordum, saati bulduğunda kapının hemen dışındaydım, parmağı ışık düğmesine gittiğinde, depara hazırdım, ışığı yaktı, gerisini göremedim. Bildiğim tek şey gecenin 2 sinde bir dev tarafından kovalandığımdı…
alıntıdır...